Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/8528 E. 2026/3466 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8528
- Karar No
- 2026/3466
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/78 Esas, 2025/35 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın doğrudan yol olarak terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Hatay ili, ... ilçesi, ... Mahallesi eski 2986(ifrazen 1203)parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini, yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.02.2013 tarihli ve 2011/359 Esas, 2013/6 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 25.02.2013 tarihli ve 2011/359 Esas, 2013/6 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince; bilirkişi kurulunun somut emsal olarak aldığı 1392 parsel sayılı taşınmazın, geri çevirme kararı üzerine getirtilen tapu kaydı ve akit tablosundan ...'nün 06.01.2010 tarih ve 460 sayılı yazısı gereği kamulaştırılması üzerine pazarlık usulü ile yapılan satın almaya ilişkin olduğu anlaşılmakla, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, emsal alınacak taşınmazların özel amacı olmayan satışlara ilişkin olması gerektiğinden kamulaştırma nedeniyle yapılan devir ve temlikler özel amaçlı olduğundan emsal olarak kabulü ile değer biçilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 08.06.2016 tarihli ve 2014/82 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 08.06.2016 tarihli ve 2014/82 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; mahkemece bozma sonrası alınan ilk bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza 796,92TL/m², hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise farklı bir emsal alınarak 31,67 TL/m² değer biçilerek aradaki değer farkına ilişkin çelişki giderilmeden bu raporlara göre hüküm kurulması mümkün görülmediğinden yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmadığından, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıların bedeli bozma öncesi raporda 24,355,20 TL olarak belirlendiği ve bu husus (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında bozmaya konu edilmediği halde, bozma kararının davacı idare yönünden usuli müktesep hak niteliğinde olduğu gözetilmeden, bozma sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, taşınmazdaki binanın sınıfı değiştirilmek suretiyle fazla bedele hükmedilmesi ve dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmı için bozma öncesi raporda % 40 değer kaybı oranı belirlendiği ve bu husus (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında bozmaya konu edilmediği halde, bozma kararının davacı idare yönünden usuli müktesep hak niteliğinde olduğu gözetilmeden, bozma sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, arta kalan kısım için % 50 değer kaybı oranının uygulanması hatalı olduğundan, dava konusu taşınmazın tapu kaydında yer alan ipoteğin hükmedilen bedele yansıtılmaması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 09.02.2021 tarihli ve 2018/107 Esas, 2021/47 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin 09.02.2021 tarihli ve 2018/107 Esas, 2021/47 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; ... Belediye Başkanlığı’nın 09.01.20 12... .05.2012 tarihli yazılarında dava konusu taşınmazın imar parseli olduğu, ... Belediye Başkanlığı’nın 06.01.2016 tarihli yazısında ise; dava konusu taşınmazın imar uygulaması görmediği ve taşınmazdan düzenleme ortaklık payı düşülmediğinden imar parseli olmadığı belirtildiğinden bu husustaki çelişki giderilmek suretiyle, dava tarihi olan 29.09.2011 tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazın kadastro parseli olduğunun tespiti halinde düzenleme ortaklık payı düşülerek karar verilmesi, aksi halde düzenleme ortaklık payı kesilmeden kamulaştırma bedelinin hesaplanması gerektiği gibi, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerlerinin karşılaştırılmasında; dava konusu taşınmaz emsal taşınmazdan daha değerli olduğu halde, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazın aynı değerde olduğu kabul edilerek düzenlenen rapor inandırıcı bulunmadığından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olduğundan, kabule göre de; tespit edilen bedelden acele el koyma bedelinin mahsubu ile oluşan fark bedele 30.01.2012 tarihinden ilk karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, davalı kendisini vekille temsil ettirdiği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, dava konusu taşınmazın tapu kaydında yer alan ipoteğin hükmedilen bedele yansıtılmaması dava tarihi (29.09.2011) olduğu halde gerekçeli karar başlığında (24.03.2014) olarak gösterilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, belirlenen bedelin düşük olduğunu, müvekkili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakeme Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmış olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.