Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/8241 E. 2026/2743 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8241
Karar No
2026/2743
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2148 Esas, 2025/1467 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/183 Esas, 2024/81 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemi davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Ecrimisil bedeli olarak hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle; davalı idare vekilinin ecrimisile ilişkin temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı idare vekilinin kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat bedeli yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 19... parsel sayılı taşınmazın usulüne uygun kamulaştırma yapılmadığı hâlde, fiilen kullanıldığını, bu nedenle taşınmazın bedelinin ve ecrimisilin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmaz hakkında, 18.08.1976 tarih ve 1976/173 sayılı Kamu Yararı Kararına göre (...-Turgutlu ayrımı - Dağkızılca ... arası (İzmir-Aydın Ayrımı) Yolunun Km:13+100-32+760 kesimi yol inşaat ve emniyet sahası çalışmaları kapsamında kamulaştırma işlemlerine başlanıldığını, dava konusu taşınmazın kamulaştırma tarihinde tapuya kayıtlı olmayan taşınmaz niteliğinde olduğunu, o tarihte yürürlükte bulunan 6830 sayılı İstimlak Kanun'un ilgili 19 uncu maddesi gereği taşınmazın zilyedi usulüne uygun tutanak ile tespit edildiğini, mülga 6830 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi gereği kamulaştırma durumunu bildiren evrak İzmir 3. Noterliği vasıtası ile o zamanki malik-zilyedi Halil Ünver adına tebligat çıkarıldığını, süresinde bedel artırım davası açmayan davacıların kamulaştırmasız el atma davası açma hakları bulunmadığını, davacı vekilinin kadastro tutanaklarının kesinleştiğinden bahisle 10 yıllık dava açma ve itiraz süresinin dolduğunu bu nedenle kadastro öncesi yapılan yol çalışması ile yol olarak kamulaştırılan taşınmazın mülkiyetinin müvekkilinde olduğunu iddia ettiğini; ancak sunmuş oldukları Yargıtay kararlarının bu durumun tam tersini ortaya koyduğunu, kadastro öncesi yol olarak kamulaştırılan taşınmazın artık kamunun orta malı olduğunu, zaten kamulaştırıldığı tarihte fiilen yol yapıldığını, kamulaştırma mevzuatına uygun kamulaştırma işlemi ile taşlınmaz mülkiyet konusu olamayacak orta malı haline geldiğini, orta malı niteliğinde yolun bulunduğu taşınmaz kadastro uygulamasına tabi tutulup ve aynı zamanda 10 yıllık hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceğini, bu nedenle davanın reddini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat ve ecrimisil talepleri için ayrı ayrı vekâlet ücreti taktir edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın usulüne uygun şekilde kamulaştırıldığını, kadastro öncesinde yapılan kamulaştırma sonucunda taşınmaz yola dönüştürüldüğünden, orta malı niteliğinde olduğu dikkate alındığında kamulaştırmanın geçerli olduğunu, özel mülkiyet konusu olamayacağını ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 üncü maddesinin istisnasını oluşturduğunu, taşınmaz usulünce kamulaştırıldığından ecrimisile hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, kabule göre de; el atma tarihi nedeniyle vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının murisine kamulaştırma evrakının usulüne uygun tebliğ edilmediği, davalı idare vekilinin ileri sürdüğü 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde "kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." düzenlemesi gereği kamu malları için getirilen istisnasının Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih ve 2009/31-77 sayılı kararı ile iptal edildiği ayrıca dava konusu yolun kadimden beri kullanılan yol olmadığı, fiilen el atma tarihinin uydu görüntülerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda 2005 yılı ve sonrasında gerçekleştiği anlaşıldığı, kapama zeytin bahçesi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu kullanılarak bilimsel yolla, dosyaya getirilen resmi veriler esas alınarak net gelirin tespit edilmesinde, ecrimisilin taşınmazın niteliğine uygun olarak zeytin gelirine göre hesaplanmasında ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin içtihatları doğrultusunda, toplam bedel üzerinden tek vekâlet ücreti taktir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı İdare Vekilinin Ecrimisil Talebine İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,

B. Davalı İdare Vekilinin Tazminat Talebine İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/8241, K. 2026/2743, T. 18.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-8241-e-2026-2743-k-80ef948f9d2d