Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5324 E. 2026/1006 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5324
Karar No
2026/1006
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1528 Esas, 2025/90 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/39 Esas, 2023/853 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ........ ili, ..., ........... Mahallesi 41 99... parsel sayılı taşınmazda davacının hissesi bulunduğunu, taşınmazın imar planında okul alanı olarak planlandığını, davalı tarafından imar tarihinden itibaren uzun süre geçmesine rağmen imar planına uygun yapı yapılmaması sebebi ile mülkiyet hakkının engellendiğini ileri sürerek bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili idareye uzlaşmak için başvuruda bulunmadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, taşınmaz üzerinde müvekkili kuruma ait yapı bulunmadığını, kamulaştırma sorumluluğunun imar planlarını hazırlayan belediyeye ait olduğunu, taşınmazın çok sayıda paydaşı bulunduğundan bu durumun taşınmazın değerini düşüreceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, el atma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine taşınmazda bulunan davacı payının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın metrekare değerinin piyasa rayiç değerlerinin altında belirlendiğini, özellikle pandemi sürecinin başlamasıyla Konyaaltı bölgesindeki taşınmazların satış değerlerinde ciddi bir yükseliş meydana geldiğini, dava konusu taşınmazın denize yakın konumda bulunması ve aynı zamanda şehir merkezinde yer aldığından marketlere, devlet dairelerine ve sosyal donatı alanlarına oldukça yakın bir mesafede olması nedeni ile m2 değerinin bilirkişi raporu ile belirlenenden daha yüksek olması gerektiğini, emsal olarak alınan taşınmaz ile dava konusu taşınmaz mukayese edilirken gerçeğe aykırı tespitlerde bulunulduğunu, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın belediye başkanlığının kararı ile imar planında eğitim alanı olarak tahsis edildiğini, taşınmazın imar planında okul alanı olarak belirlenmesi ve imar programlarının hazırlanarak imar planlarının uygulanmasının sağlanması 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca ilgili belediyenin görevi olup imar planının hayata geçirilmemesi ve herhangi bir kamulaştırma işleminin yapılmamasından belediyenin sorumlu olduğunu, dava konusu alana ilişkin olarak yapılan imar uygulaması hakkında müvekkili idarenin görüşünün alınmadığını, 10.07.2019 tarih ve 30827 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7181 sayılı Tapu Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 3194 sayılı Kanun'da bir kısım değişiklikler yapıldığını, buna göre parselasyon planı tescil edilmeyen, yani imar uygulaması (18. madde uygulaması) yapılmayan alanlarda tevhid ve ifraz işlemi yapılamayacağını, imar uygulaması adı altında yapılan tevhid ve ifraz işlemlerine izin verilmeyeceğini, onaylı parselasyon planı olmayan yerlerde kalan eğitim alanlarının kamulaştırma işlemlerinden, imar planı yapmaya ve uygulamaya yetkili olan, belediyeler (mücavir alan içerisinde) ve valilikler (il özel idaresi-mücavir alan dışında) sorumlu olacağını, ayrıca hüküm altına alınan değerin fahiş olduğunu, itirazlarının dikkate alınmadığını, taşınmazın dava tarihindeki niteliklerinin değil, el atıldığı tarihteki niteliklerinin dikkate alınması gerektiğini, el atıldığı tarihteki nitelikleri dikkate alınarak, dava tarihindeki değerinin belirlenmesi gerektiğini, emsal mukayesesinde eksik ve üstün yönler yeterince tartışılmadan soyut ve kişisel görüşle değer bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu ....... ili, ..., ............ Mahallesi 41 99... parsel sayılı taşınmaz 5.032,00 m² yüzölçümü ile tapuda kayıtlı olup davacı ...’ın taşınmazda 112 m² ye karşılık gelen 14/629 payla paydaş olduğu, her ne kadar taşınmazın tapu kaydında hisse hatası şerhi mevcut ise de.........Tapu Müdürlüğünün 26.10.2023 tarihli yazısına göre hisse hatasının davacının payı ile ilgisinin bulunmadığı, ............. Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 26.01.2023 tarihli yazısına göre dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında ilkokul alanı olarak planlandığı, taşınmazın imar uygulaması sonucunda oluşan imar parseli olduğu anlaşıldığından arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak bedel biçilmesi doğru görülerek istinaf başvurularının esasran reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiş ayrıca, hukuki el atma nedeniyle maktu vekâlet ücretinin resen düzeltilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun’un) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde taşınmazdaki davacı payının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesi yerindedir.

3. Davalı idare vekili maktu vekâlet ücretinin hüküm altına alınması gerektiği yönünde temyiz isteminde bulunmuşsa da, vekâlet ücretinin kamu düzeni gereğince resen gözetilecek hususlardan olmadığı, davalı idare vekilinin süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde bu yönde istinaf başvurusunun bulunmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapıldığından ve istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen bir konunun temyiz yolunda ileri sürülmesi hâlinde incelenmesi mümkün olmadığından, bu hususta değerlendirme yapılmamıştır.

4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/5324, K. 2026/1006, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-5324-e-2026-1006-k-431aacae2f86