Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5242 E. 2026/1016 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5242
- Karar No
- 2026/1016
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2030 Esas, 2025/505 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/195 Esas, 2024/428 Karar
Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının hatalı yutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ............'in hissedarı olduğu .......... ili, .........ilçesi, .........Mevkii 1150 parsel sayılı taşınmazın (eski .................., 1150) 276.451,00 m² alanlı olarak kadastro tespiti gördüğünü, söz konusu 1150 parselin, ... kamulaştırması sonucu 17.09.1998 tarihli değişiklik beyannamesi uyarınca 1529, 1550, 1551 parsellere, 1531 parselin de 1532, 15 33... parsele ifraz edildiği, sonuç olarak kök 1150 parselin; 1529, 1550, 1532, 1553 parseller (pilon yeri) ve 1534 parsel (arazi) sayılı taşınmazlara ayrıldığını, dava konusu .............ili, .............ilçesi, 1534 parselde kayıtlı 276.062,00 m² alanlı taşınmazda muris ..............’in 48/3720 hisseli malikken, müvekkillerinin davaya konu taşınmazları adlarına intikallerini 06.06.2005 tarihli ........... yevmiye numaralı işlemle sağlayıp, ... hissesini 08.06.2006 tarihinde 2302 yevmiye numaralı işlemle adlı kişiye, diğer davacı müvekkiller ve anneleri .............’in hissesini satış vaadi sözleşmesi uyarınca 20.09.2006 tarihinde 3590 yevmiye sayılı işlemle ...........adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın tapu kaydındaki yüz ölçümü ile zemindeki gerçek yüz ölçümünün farklı olduğunun ortaya çıktığını, Ümraniye Kadastro Müdürlüğünün 23.08.2008 tarihli 1953 sayılı yazısı ile taşınmazın tapu kaydına şerh konularak, dava konusu taşınmazın gerçek alanının 478.205,20 m² alanlı olduğunun tespit edildiğini, dava konusu taşınmazdaki bu yüz ölçümü hatasının 18.11.2019 tarihinde ... yevmiye sayılı işlemi ile düzeltildiğini, taşınmazın gerçek yüzölçümünün 486.532,79 m² olarak tapu siciline yansıtıldığını, devletin tapu sicilini yanlış tutması sebebiyle müvekkillerinin zararının oluştuğunu, davacı müvekkillerinin dava konusu 1534 parseldeki 48/3720 hisselerini 5.562,09 m² alanını esas alarak sattıklarını, kadastro işleminden kaynaklanan bu hata olmamış olsaydı, müvekkillerinin 6.277,84 m² alanı baz alarak satış yapacak oldukları, 6.277,84 m² - 3.562,09 m²= 2.715.75 m² alan için müvekkillerinin bedel alamadıklarını belirtilerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak ve bilirkişilerce belirlenecek değer üzerinden talebi artırmak kaydıyla, dava konusu taşınmazın belirlenecek tazminat değerinden şimdilik 10.000,00 TL’sinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince davacılara ödenmesini, dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığı ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde düzeltmelerin yapılmasında uyulacak usul ve esaslara ilişkin yönetmelik hükümlerine uygun çalışma yapılıp yapılmadığının saptanması gerektiğini, kadastro yenilemelerinde mesafe ve açı ölçülerinin o günün teknolojisi olan el aletleri ve mira okumaları ile yapılması sebebi ile gerek poligon hesap ve tersimatlarında gerekse parsel kırık noktalarının tersimatlarında tecviz dahilinde ve haricinde farklılıklar olabildiğini, paftaların karelaj ve çevrelerinin el ile çizilmesinden kaynaklanan hassasiyet, poligonların elle yapılan tersimatlarından kaynaklanan hassasiyet ve bu poligonlardan parsel kırık noktalarının tersimatlarından kaynaklanan hassasiyetin günümüz standartlarını sağlamadığını, bahsi geçen hataların bilgisayar ortamında yapılan çakıştırmalarda ortaya çıkabildiğini, herhangi bir mülkiyet değişikliğinin yapılmadığını, zeminde kullanılan yerin aynı olduğunu, sadece metrekaresinin güncel teknoloji ile hesaplandığını, çünkü arz üzerinde herhangi bir değişiklik olmadığını, eksik ölçüldüğü belirtilen parsellerdeki düşmelerin ölçüm hatalarından kaynaklanabileceğini, teknik verilerle yapılan ölçümlerin daha sağlıklı olduğunu, arz üzerinde bir eksilme veya artma olmadığından bir zarar da söz konusu olmadığını, davaya konu taşınmazların davacılar adlarına intikal tarihi ile satış tarihlerinde de tapu yüzölçümünde herhangi bir düzeltme de olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapu kaydındaki yüz ölçümü ile zemindeki gerçek yüz ölçümünün farklı olduğunun ortaya çıktığını, Ümraniye Kadastro Müdürlüğünün 23.08.2008 tarihli 1953 sayılı yazısı ile taşınmazın tapu kaydına şerh konularak, dava konusu taşınmazın gerçek alanının 478.205,20 m² alanlı olduğunun tespit edildiğini, dava konusu taşınmazdaki bu yüz ölçümü hatasının 18.11.2019 tarihinde ... yevmiye sayılı işlemle düzeltildiğini ve taşınmazın gerçek yüz ölçümünün 486.532,79 m² olarak tapu siciline yansıtıldığını, zamanaşımı süresinin dolmadığını, mahkeme gerekçesinde zamanaşımını hangi tarihte başlattığını, zararın hangi tarihte doğduğunu ve öğrenildiğinin belirtilmediğini, tapu sicilinin yanlış tutulduğunun 18.11.2019 tarihinde ... yevmiye sayılı işlemle ortaya çıktığını, bir an için zamanaşımı başlangıcı kabul edilse dahi, bu tarih 18.11.2019 olup, dava tarihi itibarıyla, Yargıtay kararlarında kabul edilen zamanaşımı süresinin dolmadığını, bilirkişinin muris payını yanlış hesapladığı için toplam tazminat bedeli de yanlış hesapladığını, davacıların dava konusu 1534 parseldeki 48/3720 hisselerini 3.562,09 m² alanı esas alarak sattıklarını, kadastro işleminden kaynaklanan bu hata olmamış olsaydı, davacıların 6.277,84 m² alanı esas alarak satış yapmış olacaklarını, 6.277,84 m²–3.562,09 m² =2.715,75 m² alan dolayısıyla davacıların bedel alamadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tazminat isteğine dayanak taşınmazın tapu kaydına Ümraniye Kadastro Müdürlüğünün 23.06.2008 tarihli yazıları ile koordinatlarla hesaplanan alanın gerçekte 487.285,20 m² olduğuna ilişkin şerh verildiği, buna göre, taşınmazda yüz ölçüm hatası olduğu hususu tapu kütüğünden anlaşılabileceği gibi gerçek metrekaresinin de açıkça anlaşılabileceği, kaldı ki taşınmazın gerçek yüz ölçümünün ne kadar olduğunu, ne kadar yer sattıklarını bilmediklerini ileri süremeyecekleri gibi, davacıların çoğunluğunun taşınmaz satış vaadi sözleşmesi sonrası alıcının hükmen tescil kararı sonrasında payların tescil edildiği, zarar mevcut olsa bile, zararı doğrun işlem ile zarar arasındaki illiyet bağının oluşmadığı bu sebeple tazminat koşullarının oluşmayacağı, her ne kadar davacıların hissesi şerhten önce elden çıkmış ise de bu hissenin satış yoluyla değil, mahkeme hükmü yoluyla elden çıkması nedeniyle, zarara uğramış olmasının mümkün olmadığı; sözü geçen şerhten kaynaklı olarak taşınmazın gerçek yüz ölçümünün, gerek hissesi kamulaştırılan davacılar murisi ve gerekse kamulaştırma idaresi tarafından bilindiği, kamulaştırma işlemlerinin, buna rağmen, kamulaştırma idaresi tarafından eksik yüz ölçüm üzerinden yapılmış olması halinde, bundan doğan zararın, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklı bir zarar olmadığı, zira kamulaştırma işlemi kapsamında yapılan hatalı bir işlemin kamulaştırma prosedürü içerisinde halledilmesi gerektiği, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde öngörülen tazminat sorumluluğunu ilgilendirilen bir yanının bulunmadığı; bir an için anılan şerhin tazminat koşullarına bir etkisinin olmadığı kabul edilse dahi, taşınmazda eksik yüz ölçüm miktarı üzerinden satın alınan hisselerin aynı şekilde elden çıkarılması durumunda sicilin tutulmasından kaynaklı herhangi bir zararın varlığından bahsedilemeyeceği, zira satın alma yoluyla edinilip aynı yolla veyahut kamulaştırma yoluyla aynı miktardaki hissenin elden çıkarılması sonrasında mal varlığında bir azalmanın meydana gelmediği, giderek bir zararın husule geldiğinden bahsedilemeyeceği nazara alındığında, mahkeme kararında sonuç olarak davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. İstanbul ili, ............. ilçesi, ... Mahallesi 1150 parsel sayılı 276.451,00 m² alanlı taşınmazın Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/650 Esas, 1984/645 Karar sayılı kararı gereğince hükmen 11.12.1987 tarihinde davacıların murisi............... adına tescil edildiği, söz konusu 1150 parselin, ... Genel Müdürlüğü kamulaştırması sonucu 17.09.1998 tarihli değişiklik beyannamesi uyarınca 1529, 1550, 1551 parsellere, 1531 parselin de 1532, 15 33... parsele ifraz edildiği, sonuç olarak kök 1150 parselin; 1529, 1550, 1532, 1553 parseller (pilon yeri) ve 1534 parsel (arazi) sayılı taşınmazlara ayrıldığı, dava konusu İstanbul ili,........... ilçesi, 1534 parselde kayıtlı 276.062,00 m² alanlı taşınmazda muris ............’in 48/3720 hisseli malikken, davacıların 06.06.2005 tarihinde intikal yoluyla paylara malik olduğu, davacılardan ...'in hissesini 08.06.2006 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye sattığı, diğer davacıların paylarının ise satış vaadi sözleşmesi uyarınca 20.09.2006 tarihinde 3590 yevmiye sayılı işlemle diğer bir üçüncü kişi adına tescil edildiği, 18.11.2019 tarihinde taşınmazın gerçek yüzölçümünün 486.532,79 m² olarak düzeltildiği davacıların zararlarının oluştuğu iddiasıyla eldeki davayı 29.03.2022 tarihinde açtıkları anlaşılmıştır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.