Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1338 E. 2026/4194 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1338
- Karar No
- 2026/4194
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/878 E., 2025/1556 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/152 E., 2024/118 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2022 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 15... parsel sayılı 5.842,50 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle betonarme ev, ahır ve arsası vasfıyla davalı adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 15... parsel sayılı taşınmazın davalı adına yapılan kadastro tespitinin hukuka aykırı olduğunu, davalının dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğinin ve kullanımının bulunmadığını, davalı lehine kazanma koşullarının oluşmadığını ve taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek, tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın meskun mahalde, köy yerleşim alanı içerisinde bulunduğu, çevresindeki yapılaşmanın eski tarihli hava fotoğraflarında da yoğun biçimde görüldüğü ve yerel bilirkişi beyanlarının bu durumu doğruladığı anlaşılmakta ise de olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin oluşabilmesi için gerekli olan 20 yıllık fiili hakimiyetin somut olayda gerçekleşmediği, zira tespit tarihinden geriye doğru belirleyici nitelikte bulunan 2002 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın boş durumda olduğu ve ev, ahır, bahçe veya sınır belirginliği şeklindeki kullanımın bulunmadığı, buna karşılık mevcut kullanımın ancak 2011 ve sonrasına ait hava fotoğraflarında görüldüğü anlaşılmakla davanın kabulüne, Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 15... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile arsa vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, ayrıca 3402 sayılı Kanun’un 19/2. maddesi uyarınca taşınmaz üzerindeki betonarme ev ve ahırın davalı ... tarafından yapıldığının beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz yönünden davalı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı kabul edilmiş ise de keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıkların taşınmaz üzerindeki betonarme yapının davalı tarafından yaptırıldığını ve davalıya ait olduğunu beyan ettikleri, bu suretle dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan betonarme yapının kadastro tespitinden önce davalı tarafından meydana getirildiğinin anlaşıldığı, hal böyle olunca 3402 sayılı Kanun’un 19/2. maddesi gereğince anılan muhdesatın aidiyetinin beyanlar hanesinde gösterilmesinde isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş olmasına rağmen davalı lehine beyanlar hanesine şerh verilmesinin 6100 sayılı Kanun’un 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, 3402 sayılı Kanun’un 19/2. maddesinin somut olayda uygulanma olanağının bulunmadığını, muhdesatın arzın bütünleyici parçası niteliğinde olduğunu ve zeminin Hazine adına tesciline karar verildiğine göre muhdesatın da Hazineye ait sayılması gerektiğini, davalının kötü niyetli fuzuli şagil konumunda bulunduğunu ve taşınmaz üzerindeki yapılaşmanın yakın tarihli olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kanun’un 19/2. maddesi uyarınca davalı lehine muhdesatın aidiyetinin beyanlar hanesinde gösterilip gösterilemeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.