Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/4894 E. 2026/2858 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4894
- Karar No
- 2026/2858
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/394 Esas, 2023/138 Karar KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki kredi borcu nedeniyle borçluya ait taşınmazın tapu kaydı üzerine konulan ipoteğin fekki nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonuncunda Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın davalı ... yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, davalı Hazine yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ... Bankası Uşak Şubesi tarafından ..., ..., ..., ..., ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.ve ... Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ile ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti. lehine kredi tesis edilerek kullandırıldığını, davacı banka tarafından tesis edilmiş ve kullandırılmış kredilerin teminatı teşkil etmek üzere bir kısım ipotekler verildiğini ve bunlardan ikisi ise ... adına kayıtlı ... 2.Mahallesi 13 56... parselde kayıtlı 1 nolu mesken ile ... adına kayıtlı 26 nolu mesken üzerine 17/12/1997 tarih ve 6936 yevmiye numarası ile 1. derecede müştereken 90.000 TL bedelli ipotekli olduğunu, verilmiş olan kredi borcunun ödenmemesi nedeni ile İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 1999/472 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, söz konusu kredi borcu nedeni ile verilmiş olan ipoteklerin büyük kısmının Uşak 2.İcra Müdürlüğünün 1999/138 talimat dosyası ile paraya çevrildiği ve yalnız ... 2. Mahallesi 13 56... parselde kayıtlı 26 nolu bağımsız bölüm kaldığını, davaya konu hatalı işlemin temelini teşkil eden ... 2.Mahallesi 13 56... parselde kayıtlı 26 nolu bağımsız bölümün bu arada ipotekli olduğu halde malik ... tarafından 23/09/1999 tarihinde ...'a satıldığını, Uşak 2.İcra Müdürlüğünün 1999/138 talimat dosyasından ipotekli olan ... 2. Mahallesi 13 56... parselde 1 nolu bağımsız bölümün icra müdürlüğü tarafından yapılan ihale sonucu ...'a satıldığını, fakat İcra Müdürlüğü gayrimenkulün tapuya tescili sırasında 1 nolu bağımsız bölümün tapuya tescilini belirtmesi gerekirken 26 nolu bağımsız bölümün ... adına tescil ettirildiğini, oysa ... ihale yolu ile 1 nolu bağımsız bölümün sahibi olduğunu, söz konusu yanlışlığın düzeltilmesi amacıyla Uşak 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını ve Uşak 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/627 Esas ve 2003/940 Karar sayılı kararı ile Uşak ili ... 2.Mahallesi 13 57... parselde kayıtlı 26 nolu bağımsız bölümün ... adına olan tescilin iptali ile ... adına eski hale iadesine karar verdiğini, söz konusu karar tapuya tescil edilirken malikin isminin değiştirilmesine rağmen üzerindeki ipotek eski hale getirilmediğini yani gayrimenkuldeki ipoteğin belirtilmediğini, bu durumu fırsat bilen ...'ın ise söz konusu gayrimenkulü ...'a sattığını, davacı banka tarafından ... 2. Mahallesi 13 57... parselde kayıtlı 26 nolu bağımsız bölümün üzerindeki ipotek fek edilmemesine ve ipotek bedelide ödenmemesine rağmen gerek İcra Müdürlüğünün gerekse Tapu Sicil Müdürlüğünün hatalı işlemleri nedeni ile ipoteğin yok olduğunu, davacı bankanın mağdur durumda olduğunu ancak herhangi bir kusurunun söz konusu olmadığını belirterek sonuç olarak Uşak Tapu Sicil Müdürlüğünün ve Uşak 2. İcra Müdürüğünün hatalı işlemleri nedeni ile Uşak ... 2.Mahallesi 13 57... parselde kayıtlı 26 nolu bağımsız bölüm üzerindeki yok olan ipotek nedeni ile dava tarihinden itibaren ipotek akit tablosunda belirtilen faiz oranları ve ticari faizi ile birlikte 40.000 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı idareler vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.12.2015 tarihli ve 2010/241 Esas, 2015/1020 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 22.12.2015 tarihli ve 2010/241 Esas, 2015/1020 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 20. Hukuk Dairesine yapılan inceleme sonucunda, tapunun yanlış tutulması nedeniyle oluşan zararlardan Hazine sorumlu olup, ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacının 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle davacının zararının varlığının kesin olarak ortaya çıkması gerekmekte olup mahkemece davacı bankanın alacağını başka türlü elde etme imkanı olup olmadığı, borçlular hakkında başka icra takipleri yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa sonuçları, yapılan takiplerle ne miktarda borcun karşılandığı, borçlular hakkında aciz vesikası düzenlenip düzenlenmediği hususlarının araştırılmadığı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca açılan tazminat davalarında alacağa sadece yasal faiz hükmedilmesi gerektiği de düşünülmeden ipotek akit tablosundaki faiz oranları ve ticari faize hükmedilmesi, yapılacak bir araştırma sonucu davacının alacağına kavuşamadığı, zararının kesin olarak oluştuğu sonucuna ulaşılırsa bu sefer ipotekli taşınmazın 3. kişiye (ipoteksiz olarak) satıldığı 05.01.2004 tarihi itibarıyla davacının zararı doğmuş olacağından bu tarih itibari ile taşınmazın değeri belirlenmeli, zararın konulan ipotek miktarıyla sınırlı kalmak kaydıyla, ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle takibe konu diğer taşınmazların satışları, davacıya ödenen miktarlarda nazara alınıp ipotek tesis edilen taşınmazın değeri miktarınca davanın kabulü gerektiği düşünülerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmeyerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, davalı Hazine yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkeme kararı ile bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, tazminat bedelinin düşük hesaplandığını ileri sürmüştür.
2. Davalı idareler vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ... yönünden hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. . Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ... davalı Hazine vekilinin tüm davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Davalılardan ... hakkında açılan davanın husumetten reddine karar verildiği anlaşılmış olup davalı ... lehine karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 17.900 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekâlet ücreti takdiri hatalıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı ... davalı Hazine vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile gerekçeli kararın 4 numaralı bendinde yer alan ''Davalı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 12.742,40 TL vekâlet ücretinin temlik alanlardan tahsil edilerek bu davalıya verilmesine,'' cümlesinin çıkarılmasına yerine, ''Davalı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekâlet ücretinin temlik alanlardan tahsil edilerek bu davalıya verilmesine, ifadesinin yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.