Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/18081 E. 2026/8165 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/18081
Karar No
2026/8165
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3087 Esas, 2025/3731 Karar KARAR : Esastan ret

Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu ... ili, ... ilçesi, ... 1 ada 24 parsel sayılı taşınmazın Maliye Hazinesi tarafından açılan dava sonucunda taşınmazın kısmen kıyıda kalması nedeniyle tapudan terkini nedeniyle uğranılan zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, açılan tazminat davasının 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığını, ayrıca taşınmaz ile ilgili olarak ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1980/887 Esas sayılı dosyası ile tapu iptal tescil davası açıldığını, dava konusu taşınmazın kayıtlarında tedbir kararı ve "davalıdır" şerhi bulunmasına rağmen davacılar tarafından satın alındığını, bu nedenle davacıların tazminat talep etme hak ve ehliyetlerinin bulunmadığını, yine dava konusu taşınmaz kayıtları ile ilgili tedbir kayıtlarının tapuda şerh edildiği tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmayan davanın süre aşımı nedeni ile de reddinin gerektiğini, davacıların dava konusu taşınmazı kendilerine devreden şahsa karşı davayı yöneltmeleri gerektiğini, orman ve kıyıların ne suretle olursa olsun mülk edinilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle tazminat talebinin reddinin gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve belirlenen bedelin yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hakdüşürücü sürelerin geçtiğini, davacının taşınmazı şerhli olarak satın aldığından dava açma hakkına sahip olmadığını, tazminatın belirlenme yönteminin hatalı olduğunu, tapu kütüğünde tarla olarak tescilli olmasına karşılık bilirkişiler tarafından arsa sayılarak bedel tespitinin yapıldığını, yüksek oranda ve fahiş miktarda bedel takdir edildiğini, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, eksik inceleme ve araştırma yapılarak verilen raporun hükme dayanak yapılamayacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konusu taşınmaz, imar uygulaması öncesi 154.240,00 m² alana sahip olup, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1980/887 Esas, 1999/292 Karar sayılı kararı ile kıyı kenar çizgisinde kalan 143.340,00 m²lik kısmının tapusunun iptaline karar verildiği, bu karının temyiz ve karar düzeltme talepleri neticesinde Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2015/14817 Esas, 2017/6110 Karar sayılı kararı ile 24.04.2017 tarihinde kesinleştiği, kıyı çizgisi içinde kaldığından tapu kaydı iptal edilen 143.340,00 m²lik kısmın imar uygulaması sonrasında 141.916,97 m² kaldığı anlaşıldığından, davacının bu kısma isabet eden 190,07 m²lik hissesinin karşılığının hesaplanmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz itirazında bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/18081, K. 2026/8165, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-18081-e-2026-8165-k-dacc3d3ae626