Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/382 E. 2025/11960 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/382
- Karar No
- 2025/11960
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1002 Esas, 2024/2011 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Tutak Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/160 Esas, 2023/18 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvuruların kabulü ile ile İlk Derece Mahkemesi hükmü düzeltilerek kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Ağrı ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 171 ada 40 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili ile yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın gerçek bedelinin tespitini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporu hatalı ve eksik olduğunu, taşınmazın arsa olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda emsal taşınmazın imar durumunun ticari +4 kat konut alanı olduğunu dava konusu taşınmazın ise imar planı dışında olduğunu, bu nedenle emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazın imar durumu yönünden de mukayesesinin yapılması ve puanlama tablosuna bu kriterin de eklenerek taşınmaz bedelinin yeniden hesap edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz her ne kadar mevzi imar planında akaryakıt ve petrol istasyonu olarak görünse de mevcutta petrol istasyonu bulunmadığını ve arazi vasfını koruduğunu, değerleme yapılırken bu hususun dikkate alınmadığı, taşınmazın bedelinin yüksek belirlendiği iddialarını ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bulunduğu mevkide belediye ve alt yapı hizmetleri sağlandığını, taşınmazın, Van-Ağrı ile Erzurum şehirler arası yolu üzerinde olduğunu, taşınmazının bulunduğu çevre, gerek konut alanı olarak gerekse işyeri alanı olarak, ilçenin rağbet gören imar ve iskan amacına yönelik yapılaşmaya müsait bir bölgesi olduğunu, imar düzenlemesi gördüğünü, belediye ve mücavir alanı ile uygulama imar planı ve iskan sahası içerisinde yer aldığını, bunlar dikkate alınmayarak taşımazın değerinin düşük belirlendiğini, hükme esas alınan raporlarda dava konusu ile rapora esas alınan emsal taşınmaz, birbirine takriben 100-200 metre uzaklıkta olup ikisinin de ticari niteliği bulunmakta ve belediye hizmetlerinden faydalanmakta olduğu hususunun dikkate alınmadığını, ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın arsa olarak değerlendirilmesinde, zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesine uygun, emsal esasına göre emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslama yapılarak, dava konusu taşınmazın metrekare birim fiyatının 250,82TL/m² olarak tespit edilerek kamulaştırma bedelinin hesaplanmasında, dava konusu taşınmaza yakın bölgede bulunan .... ili, ..... ilçesi, .... Mahallesi 176 ada 361 parsel sayılı taşınmazla ilgili Dairenin 03.04.2024 tarihli ve 2024/431 Esas, 2024/831 Karar sayılı dosyasında 2021 yılı dava tarihi itibariyle metrekare birim fiyatı 250,82TL/m² tespit edilmesinin uygun görüldüğü de dikkate alındığında, birim bedelin hakkaniyete uygun olduğu, ancak karar başlığında davalı olarak gösterilen ve hüküm fıkrasında hakkında hüküm kurulan Karayolları 12.Bölge Müdürlüğü'nün ayrı bir tüzel kişiliği olmadığından davada taraf sıfatı bulunmadığı hâlde karar başlığında davalı olarak gösterilmesi, doğru görülmediği gibi, öte yandan, 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle eklenen 9 uncu fıkrasının "Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmünün iptaline dair 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile Anayasa'nın "Kamulaştırma" başlıklı 46/1. fıkrasında kamulaştırılan taşınmazın gerçek karşılığının peşin ödenmesi ve son fıkrasında ise herhangi bir şekilde ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerektiğine ilişkin, hüküm gereğince tespit edilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi hususunun gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiş, ayrıca kamu alacaklarına en yüksek oranda faiz uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkin itirazlarını sunmuştur.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin 9 uncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) sayılı bendinde yer alan "dava tarihi 04/11/2021 tarihinden ilk derece mahkemesi karar tarihi olan 25/01/2023 tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek oranda faiz" ibaresinin çıkarılarak yerine "davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 05/03/2022 tarihinden karar tarihi olan 25/01/2022 tarihine kadar işleyecek yasal faizin" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda kanaatimce;
Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4 üncü Hukuk Dairesinin; “dava tarihinden ilk derece mahkemesinin karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek oranda faizin uygulanmasına ilişkin” kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de;
Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, sonucu itibarıyla katıldığım, “Düzeltilerek Onanma Kararı”nın, “Gerekçe” bölümünün 4 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum.29.09.2025