Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3701 E. 2025/12644 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3701
Karar No
2025/12644
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/3000 Esas, 2024/2301 Karar KARAR: Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili, ..., köyü 71 24... parsel (eski ... 2766 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerli konumda bulunduğunu, taşınmazın gerçek bedelin tespit edilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.11.2019 tarihli ve 2019/222 Esas, 2019/223 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 13.03.2020 tarihli ve 2020/182 Esas, 2020/421 Karar sayılı ilâmı ile arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal kıyaslaması yapılarak değer belirleyen İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı idare vekilinin süresi içinde yapılmayan istinaf başvurusunun usulden reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.03.2020 tarihli ve 2020/183 Esas, 2020/396 Karar sayılı ilâmına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; davalının istinaf başvuru dilekçesinin 04.01.2020 tarihinde davacı idare vekiline tebliğ edilmiş olup davacı idare vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesi 02.01.2020 tarihinde verildiği, istinaf harcı da aynı tarihte yatırılmış olduğundan davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun yasal süre içinde yapıldığının kabulü ile davacı idare vekilinin istinaf istemi yönünden de inceleme yapılması gerektiğinden sair hususlar incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli ve 2021/2011 Esas, 2022/346 Karar sayılı kararı ile arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal kıyaslaması yapılarak belirlenen değerinin suretiyle davanın kabulü ile kamulaştırma bedelinin tespiti yerinde olduğu belirtilerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm bölümündeki "fark bedelin üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılması ve karar kesinleşince hak sahibine ödenmesi" yönündeki ilgili kısımlarının "belirlenen kamulaştırma bedelinin hak sahibine derhal ödenmesi" şeklinde düzeltilmesi gerektiğinden davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile bu husus resen düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.

C.İkinci Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin17.02.2022 tarihli ve 2021/2011 Esas, 2022/346 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; dava konusu taşınmazın yenileme sonrası oluşan güncel tapu kayıtları getirtilerek, davacı idare vekilinin yenileme sonrası kamulaştırılan alanın da değiştiğini beyan ettiği gözetilerek güncel tapu bilgilerine göre, yeni parsel numarası ve yeni alanı üzerinden hüküm kurulması gerektiği belirterek ve dava konusu taşınmaza ilişkin daha önce açılan ve bloke ara kararı yerine getirilmediğinden ret ile sonuçlanan Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinini 2017/250 Esas, 2018/418 Karar sayılı dosyasında dava konusu taşınmaz üzerinde meyve ağaçları bulunduğu tespit edildiğinden, davacıya ait ağaç bedelleri gözetilmeden eksik bedele hükmedilmesi hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Bölge Adliye Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun ve emsal karşılaştırmasının hatalı olduğunu, uygun emsallerin incelenmediğini, 3402 sayılı Kanun'un 22/A uygulaması sonrası taşınmazın yüz ölçümünde meydana gelen artışa yönelik fark kamulaştırma bedeli ödenmesinin2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesine aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun ve emsal karşılaştırmasının hatalı olduğunu, belirlenen bedelin düşük olduğunu, ağaç bedellerinin düşük olduğunu, yüksek enflasyon karşısında yasal faiz ile gerçek değere ulaşmaktan söz edilemeyeceğini, bu nedenlerle işleyecek olan faizin kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz veya bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz olması olması gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.

4. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy çokluğla karar verildi.

KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın tespit edilen kamulaştırma bedelinin dava tarihinin 4 ay sonrasından karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiziyle birlikte davacı idareden tahsiline karar verilmiştir. Bu karar taraf vekillerince istinaf edilmiş, ancak asıl alacağın fer'isi niteliğindeki faiz alacağına ilişkin davalılar vekilinin bir istinaf talebi olmamıştır.

Davalılar vekili 12.02.2025 tarihli temyiz dilekçesinde istinaf sebeplerine ek olarak kamulaştırma bedeline uygulanacak faizin türü yönünden temyiz itirazında bulunmuştur.

Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi gerekmekte ise de;

Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinden (26.12.2024) önce yürürlüğe girmiş olan Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince bu konuda dosyada mevcut davalılar vekilinin istinaf ve ek istinaf dilekçelerinde istinaf sebepleri arasında bir talepte bulunulmadığından bu yöndeki temyiz sebepleri temyiz incelemesinde ele alınamayacaktır.

Hâl böyle olunca; faiz hükmüne ilişkin olarak davalı taraf vekilinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsedilen iptal kararının uygulanmasına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir talebi söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen karara diğer yönleriyle ve faize ilişkin olarak sonucu itibarıyla katılmakla birlikte "Değerlendirme" bölümünün 3 No.lu bendinde yazılı olan ve Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesini derdest haldeki somut olaya ilişkin yorumlayan gerekçesine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 09.10.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/3701, K. 2025/12644, T. 09.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-3701-e-2025-12644-k-eac863a2485c