Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/241 E. 2025/11569 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/241
Karar No
2025/11569
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1954 Esas, 2024/1881 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/205 Esas, 2024/347 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili için açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin .... ili, ..., ... Mahallesi ... ada ... parsel (eski ... ada ... parsel) sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmaksızın yol ve resmî bina yapmak suretiyle el atıldığını, müvekkilleri adına Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/884 Esas, 2019/948 Karar sayılı dosyasında açılan kamulaştırmasız el atma davasında müvekkillerinin payına tekabül eden bedelin 3.377.269,25 TL olarak tespit edildiğini, ancak Mahkemece dava değeri olan 10.000,00 TL üzerinden fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak karar verildiğini belirterek saklı tutulan 3.367.269,25 TL bedelin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, aksi takdirde ise esas yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve saklı tutulan kısmın davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, hükmedilen bedele kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili olarak el atılmadığını, proje bütünlüğü ilkesi esas alınarak taşınmazın tamamının bedeline hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, rekreasyon alanında kalan kısımlar açısından kullanıma engel bir durum bulunmadığından hukuki el atmadan söz edilemeyeceğini, kamulaştırmasız el atma şartlarının oluşmadığını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, tapu kaydındaki takyidatların bedele yansıtılmasına ilişkin hüküm kurulmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/884 Esas, 2019/948 Karar sayılı kararı ile .... ili, ..., ... Mahallesi .... ada ... parsel (eski ... ada ... parsel) sayılı taşınmazın davacıların hisselerine isabet eden kamulaştırmasız el atma bedelinin toplam 3.377.269,25 TL olarak tespit edildiği, ıslah yapılmadığından taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL kamulaştırmasız el atma bedelinin dava tarihi olan 10.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine karar verildiği, istinaf başvurusunun Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2020/710 Esas, 2022/1899 Karar sayılı kararı ile reddedildiği ve kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2023/5404 Esas, 2023/12803 Karar sayılı kararı ile harç yönünden düzeltilerek onanmak suretiyle 19.12.2023 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, bu haliyle kısmî davada alınan ve kesinleşen hükmün dayanağını teşkil eden bilirkişi raporunun kısmî dava tutarını aşan bölümü de açılan eldeki ek dava yönünden hem tarafları hem de mahkemeyi bağlayacak nitelikte kesin bir delil mahiyetini aldığı; kısmî davada kesinleşen bu rapor içeriği dayanak alınarak hükme varılmış olup saklı tutulan bedele ilişkin eldeki davada, ilk davada kesinleşen bedele hükmedilmesinin yerinde görüldüğü, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamalarıyla "Dava konusu taşınmaza ilk dava tarihi esas alınmak suretiyle değer biçildiği, ek davada hükmedilen bedelin, önceki dava tarihine göre tespit edilen değerin arta kalan bir kısmı olduğu gerekçesiyle, ek davada hükmedilen bedele ilk dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği" kabul edilmiş, somut olayda taraflar arasında görülüp kesinleşen önceki davada tespit edilen bedel esas alınmak suretiyle ek davanın kabulüne karar verilmesinde ve faizin ilk dava tarihinden başlatılmasında ve bedele yasal faiz işletilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varıldığı, 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ile ''Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir" hükmü getirildiğinden Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekiyor ise de hüküm davalı tarafça vekâlet ücreti yönünden istinaf edilmediğinden bu hatanın eleştirilmekle yetinildiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Ek 4 üncü maddenin üçüncü fıkrasındaki düzenleme uyarınca mahkeme harcının maktu olarak belirlenmesi gerektiğini, Yargıtay içtihatları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak taraflar arasında görülüp kesinleşen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin olarak açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Taraflar arasında görülüp kesinleşen önceki davada tespit edilen bedel esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun (6100 sayılı Kanun) ile düzenlenen istinaf sebeplerinin “kamu düzenine aykırılık” ve “taraflarca ileri sürülen” nedenler olmak üzere iki ayrımda incelenmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırılık mutlak istinaf sebebidir ve bölge adliye mahkemesince kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle kamu düzenine aykırı bir sebebin istinaf dilekçesinde ileri sürülüp sürülmemesinin de bir önemi bulunmamaktadır. Buna karşılık kamu düzenine aykırı olmayan istinaf sebeplerinin istinaf dilekçesinde mutlaka gösterilmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırı olmayan bir istinaf sebebi istinaf dilekçesinde gösterilmemiş ise bölge adliye mahkemesince kendiliğinden dikkate alınamaz. Çünkü istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. 4. Eldeki dosya kapsamına göre; davalı idare vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi incelendiğinde İlk Derece Mahkemesince nispi vekâlet ücretine hükmedilmesine yönelik açıkça bir itirazda bulunulmadığı anlaşıldığından ve vekâlet ücretine ilişkin hükmün de kamu düzenine ilişkin olmadığı gözetildiğinde, istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülmemesi nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi mümkün bulunmadığı gibi temyiz yolunda ileri sürülmesi durumunda dahi Yargıtay'ın bu temyiz sebebini incelemesi de mümkün bulunmamaktadır. 5. Buna karşın; 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası ile “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” hükmü getirildiğinden hukuki el atmaya konu somut uyuşmazlıkta maktu harca hükmedilmemesi doğru değildir. 6. Dava konusu taşınmazın tapu kaydında davacılardan ..., ... ve ...’e ait paylarda yer alan haciz şerhlerinin bu davacılar yönünden hükmedilen bedele yansıtılması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının harca ilişkin (6) numaralı bendinin tümüyle hükümden çıkartılması, yerine "Alınması gereken 427,60 TL maktu harcın peşin olarak yatırıldığı anlaşıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" cümlesinin yazılması, hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak "Dava konusu taşınmazın tapu kaydında davacılardan ..., ... ve ...’e ait paylarda yer alan haciz şerhlerinin bu davacılar yönünden hükmedilen bedele yansıtılmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idarenden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/241, K. 2025/11569, T. 18.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-241-e-2025-11569-k-da3f447b77b3