Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1869 E. 2025/12547 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1869
Karar No
2025/12547
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/79 Esas, 2024/2186 Karar KARAR: Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/250 Esas, 2023/390 Karar

Taraflar arasındaki orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmaz nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murislerinin Kocaeli ili, ..., Mahallesi 1521 parsel sayılı taşınmazı uzun yıllar kullandığını, bölgede yapılan orman kadastrosu ile dava konusu taşınmazın ‘Orman Tahdit Sınırı’ içerisinde kaldığını öğrendiklerini, taşınmaz halen davacılar adına tapuda kayıtlı ise de; orman şerhinin müvekkillerinin yetkilerini kısıtlar mahiyette olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletin tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan kusursuz sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile tapu kaydındaki hisseleri ve veraset ilamlarındaki payları oranında davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle süresinde açılmayan davanın reddini talep ettiklerini, davacıların tazminat davası açmalarında hukuki yarar olmadığını, tapunun halen davacılar adına kayıtlı olup, bir zararın mevcut olmadığını, ortada bir zarar yokken tazminat davası açılmasında davacının hukuki yararı olmadığını, davanın müvekkili idare yönünden husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini, mahkeme aksi kanaatte ise; yolsuz tescile dayalı mülkiyet hakkına dayalı tazminat istenmesinin haksız olduğunu, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanın satışının mümkün olmayıp, satış rayici de belirlenemeyeceğinden ve evveliyatı orman olan veya kesinleşmiş orman kadastrosuna göre orman sınırları içinde bulunan taşınmazlar için tazminat ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline, dava konusu taşınmazın tapusunun kısmen iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tazminat bedelinin çok düşük belirlendiğini, dava konusu taşınmazın; konumu, manzarası, merkeze mesafesi, ulaşım ve altyapı imkanları gibi hususlar dikkate alındığında takdir edilenden daha değerli olduğunu ileri sürmüştür.

2.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava açmakta hukuki yararın bulunmadığı gibi talep edebileceği zararı da olmadığını, ormanların devletin hüküm ve tasarrufunda olup, Devletin Hüküm ve tasarrufu altındaki alanın satışının mümkün olmadığını, satış rayicinin de belirlenemeyeceğini, evveliyatı orman olan taşınmazlar için tazminat ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığından, öncelikle davaya, bilirkişi raporuna, emsal teşkil etmeyen taşınmazların satış değerlerinin mahkemece dikkate alınarak bu yönde karar verilmesine itiraz ettiklerini, bilirkişi raporu ile hiçbir somut veriye dayandırılmadan tespit edilen bedele yaptıkları itirazlar giderilmeden karar verilildiğini, tespit edilen bedelin fahiş olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, dava konusu taşınmaz evveliyatından beri orman olup, davacı tarafın kamu malını orman kadastrosu kesinleştikten sonra dahi kullanmaya devam ettiğini; haksız kullanım bedelinin tazminat bedelinden mahsup edilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz halen davacılar adına kayıtlı olsa da orman şerhi ile mülkiyet hakkının kullanılamaz hale gelmiş olması sebebiyle davacıların bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, davanın adli yargının görev alanına girmekte olduğunu, tapu sicilinin tutulmasından Devlet sorumlu olup Hazineye husumet yöneltilmesinin de yerinde olduğu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin zararın doğması yani tapunun iptali ile başlayacağı, eldeki davada zamanaşımı süresinin başlamadığı gözetildiğinde davalı ... vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda; değerlendirmenin dava tarihi olarak alınması ve belediyece sunulan bilgilerden taşınmazın etrafının meskun mahal olması ve belediye hizmetlerinden yararlanması itibarıyla arsa niteliğinde kabul edilmesi, bedelin emsal satışlara göre belirlenmesinin doğru olduğu, bilirkişi heyetinin 2942 sayılı Kanun'un 15 inci maddesine uygun olarak oluşturulduğu, bilirkişilerce emsal olarak kullanılan taşınmazın değerlendirmeye uygun olduğu, bilirkişi raporunda emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazın karşılaştırılmasının usulüne uygun olarak yapıldığı, bilirkişi heyetince metrekare bedeli olarak belirlenen 1.289,00 TL'nin taşınmazın piyasa rayiç değerine uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz itirazında bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 3. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Hükme esas bilirkişi raporunda emsal olarak değerlendirilen küçük yüzölçümlü taşınmazın emsal alınması doğru olmadığı gibi, dava konusu taşınmazların kadastro parseli, emsal alınan taşınmazın ise imar parseli olduğu anlaşıldığından, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payı oranı Belediye İmar Müdürlüğünden araştırılarak, tespit edilecek oranın dava konusu taşınmazların emsal karşılaştırması sonucu tespit edilen metrekare birim fiyatından düşülmesi gerektiği hâlde, emsale uygulanan düzenleme ortaklık payı düşülerek karar verildiğinden rapor inandırıcı görülmemiştir.

5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ve dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payı oranının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1869, K. 2025/12547, T. 08.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-1869-e-2025-12547-k-8364ca5e9bef