Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1873 E. 2025/12630 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1873
- Karar No
- 2025/12630
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/78 Esas, 2024/2188 Karar KARAR: Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Sakarya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/247 Esas, 2023/459 Karar
Taraflar arasındaki tapunun kesinleşen orman tahdit sınırında kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1026 parsel (yenileme sonrası 24 82... parsel) ve 2680 parsel (yenileme sonrası 24 78... parsel) sayılı taşınmazların orman tahdit sınırında kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların halen davacılar adına kayıtlı olduğundan davacıların uğradığı bir zarardan söz edilemeyeceğini, davacıların zarara uğradıklarını kabul etmediklerini, ancak Mahkeme davacıların zarara uğradığı kanısında ise açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla takyidatlardan ari davalı Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarla vasfında olduğu ortaya konulan dava konusu taşınmazların net gelir metoduna göre değerinin tespiti sırasında yıllık net gelirin düşük tespit edildiğini, ayrıca göl manzaralı ve ulaşım avantajlı bir lokasyonda bulunan dava konusu taşınmaza %80 oranında objektif değer artış oranının tatbik edilmesinin de hatalı olduğunu, Mahkemece hüküm altına alınan tazminat tutarının taşınmazın gerçek bedelinin çok altında kaldığını, tazminat tutarının kesinleşme ile birlikte ödenmesi söz konusu olacağından tazminatın geç ödenmesi sonucunda ülkedeki yüksek enflasyon sebebiyle tazminatın değerinde aşınma olacağını, hükmedilen tazminata ödenecek yasal faizin ülkedeki enflasyonun oldukça altında olması nedeniyle hükmedilen maddi tazminatın değerini koruyucu nitelikte olamayacağını, dava konusu taşınmazların tespit edilen tüm değerine dava tarihi ile kesinleşme tarihi arasında kalan dönem için yasal faiz; buna karşılık kararın kesinleştiği tarihten ödeme tarihi arasında kalacak dönem için ise kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarında orman şerhi bulunması ve orman sınırları içerisinde kalması, bu şerhin konulması ve kaldırılmasındaki tüm yetkinin orman idaresine ait olması hasebiyle davanın idare açısından husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının dava konusu ettiği taşınmazın değerini tespit etmesi mümkün iken davasını kısmi olarak açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tazminat talebine konu herhangi bir hatanın veya eksikliğin söz konusu olmadığını, taşınmazın halen davacı adına kayıtlı olduğunu, mülkiyet kaybı söz konusu olmadığını, herhangi bir zararının olmadığını, somut olayda belirlenecek gerçek bedelin hüküm altına alınması gerekirken taşınmazların bedeli yöntemince belirlenmeden denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacının zenginleşmesini sağlayacak şekilde tazminat miktarı belirlenmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazların orman niteliğinde olmasına rağmen yapılan tapulama işlemi sırasında özel mülkiyete konu edilmeleri ve sonrasında taşınmazlar üzerine orman şerhinin işlenmesi nedeniyle mülkiyet haklarının kullanılamaz hâle geldiği, husumetin tapu sicilinin tutulmasında sorumlu olan Hazineye yöneltilmesinin doğru olduğu, davanın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresinin zararın doğması yani tapunun iptali ile başlayacağı, dolayısıyla zamanaşımının da söz konusu olmadığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirmenin dava tarihi itibarıyla yapılmasında taşınmazların tarım arazisi niteliğinde oldukları gözetilerek bedelin net gelir metoduna göre belirlenmiş olması, taşınmazın bulunduğu bölgedeki coğrafi durum ve toprak yapısı itibarıyla kapitalizasyon faiz oranının %4,5 oranında alınmasında, taşınmazın konumu ile taşınmazı o bölgedeki diğer taşınmazlardan ayıran özelliklerde gözetilmek suretiyle objektif değer artış oranının %80 uygulanmasında, metrekare birim fiyatının 30.04.2022 tarihi itibarıyla 235,04 TL olarak hesaplanmasında ve tüm tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle temyiz yoluna başvurmuştur. 2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazlara gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde, adil ve hakkaniyete uygun olarak tespit edilen bedelin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.