Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/16813 E. 2026/8678 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/16813
- Karar No
- 2026/8678
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/276 Esas, 2025/168 Karar KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... 1 12... parsel (eski 13, 1090 parsel) sayılı 570,48 m² yüz ölçümlü taşınmazın kadastro çalışmaları sonunda gerçek kişi adına 12.05.1954 tarihinde ve 63 nolu tapu kaydı ile tespit gördüğünü, 20.06.1962 tarihinde kadastro çalışmalarının kesinleştiğini, kadastro çalışmaları sonucunda kadastro komisyonunca 330 parsel olarak revizyon gördüğünü, bilahare ifraz edilerek satıldığını, müvekkillerinin dava konusu gayrimenkule payları oranında müşterek malik olup 25 sayılı parsel üzerinde inşaa edilen apartmanın 13 bağımsız bölüm numaralı konut nitelikli dairesini 1994 te müteahhitten satın aldığını, anılan gayrimenkulün satış tarihi itibari tapu kaydı üzerinde " 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman sınırları içinde kalmıştır " şerhi de dahil hiçbir takyidat ve herhangi bir şerh bulunmadığını, gayrimenkul satın alındıktan sonra 2011 yılında Orman Genel Müdürlüğü tarafından müvekkiller aleyhine ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/335 Esas, 2012/203 Karar sayılı dosyası ile tapu iptali davası açıldığını, açılan dava neticesi gayrimenkulün "orman sınırlarında kalması" gerekçesi ile "tapusunun iptal edilmesine ve Hazine adına bedel ödemeksizin tesciline" karar verildiğini ileri sürerek mülkiyetin kaybedilmesi nedeniyle oluşan zararın tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle harcın tamamlatılması gerektiğini belirterek davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, yasal ön başvuru şartı yerine getirilmediğinden de reddedilmesini, ormanların özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, tüm işlemlerin kanunlar ve kesinleşen mahkeme kararları çerçevesinde yapılması nedeniyle Hazinenin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 02.04.2015 tarihli ve 2014/796 Esas, 2015/250 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve 76.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 02.04.2015 tarihli ve 2014/796 Esas, 2015/250 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; Mahkemece, emsal araştırması yapılarak, emsal kayıtları dosyaya getirtilmiş ise de hükme esas alınan inşaat, fen ve mülk bilirkişisinden oluşan bilirkişi raporunda hangi taşınmazın emsal kabul edildiği açıklanmadan ve dava konusu taşınmazla herhangi bir karşılaştırma yapılmadan, emsale göre daha mı değerli, daha mı değersiz olduğu tartışılmadan, "çevredeki serbest piyasa rayicine göre" denilmek suretiyle ve aynı apartmanda bulunan Mahkemenin 2014/391 Esas, 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/718 Esas ve 2014/706 Esas, 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/340 Esas, 2014/371 Esas ve 2014/253 Esas sayılı dosyalarında yargılamaya konu edilen ve Dairede aynı gün temyiz incelemesi yapılan bağımsız bölümlerin her biri için aynı şekilde matbu rapor hazırlanmak suretiyle hesaplama yapıldığı, ayrıca değerlendirme tarihi olarak tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarih değil; dava tarihinin esas alındığı, doğru sonuca varılabilmesi için tarafların göstereceği ya da resen belirlenecek emsal kayıtlar Tapu Müdürlüğünden getirtildikten sonra hangisinin esas alındığı raporda açıklanmalı, sadece satış değeri değil, emlak vergi değerleri de dava konusu taşınmazın emsalle karşılaştırmasında gözönünde tutulmalı, dava konusu taşınmaz ile emsalin, tapu iptali kararının kesinleştiği 2013 yılı itibarıyla emlak vergisine esas tutulan asgari metrekare değerleri ve satış değerleri karşılaştırılarak birbirine göre üstün ya da eksik yönleri tartışılmalı, değerlendirmeye esas alınan oranlar fahiş ölçüde farklı olduğunda bu farklılık ve çelişkinin nedeni açıklanmalı, buna göre bir hesaplama yapılarak karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 06.07.2017 tarihli ve 2016/386 Esas, 2017/387 Karar sayılı kararı ile bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kısmen kabulüne ve 72.727,20 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 06.07.2017 tarihli ve 2016/386 Esas, 2017/387 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönteme uyulmadan mesken satışı emsal alınarak değer biçildiğinden ve dava konusu taşınmaza ilişkin tapu iptal kararı 10.09.2013 tarihinde kesinleşmesine, bu tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınması gerekmesine rağmen taşınmazın 17.09.2013 tarihindeki değerini hesapladığından bu rapora göre hüküm kurulması, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun (634 sayılı Kanun) 46 ncı maddesinin son fıkrasına göre hesaplama yapılması gerekirken bilirkişi raporunda sadece, mesken satışı esas alınıp, bu değerin değerlendirme tarihindeki karşılığına soyut ifadelerle % 20 değer ilave edilmesi, sözü edilen ilkelere uygun olmayan rapora göre hüküm kurulması, kabule göre de “Davanın kısmen kabul kısmen reddine” karar verildiği hâlde reddedilen miktar üzerinden davalı Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve ret oranında davacıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması da doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 02.02.2021 tarihli ve 2019/383 Esas, 2021/47 Karar sayılı kararı ile bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kısmen kabulüne ve 43.584,47 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin 02.02.2021 tarihli ve 2019/383 Esas, 2021/47 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın 2013 yılında Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan m² birim değerinin (bina değeri dahil edilmeksizin) Belediye Başkanlığından sorulmaksızın dava konusu taşınmazın emlak vergisi değerinin 86,41 TL, emsalin 2012 emlak vergisi değerinin 125,96 TL/m² olduğunun kabul edilmesine rağmen, dava konusu taşınmazın 1,4 kat değerli kabulü ile ters orantı kurularak bedel tespit edilmesi, öte yandan Belediye Başkanlığının 18.02.2020 tarihli ve 327 sayılı yazısında dava konusu taşınmazın 10.09.2013 itibarıyla kadastral parsel olduğu, emsalin ise imar parseli olarak belirtildikleri halde, çelişki giderilmeksizin her iki taşınmazın imar parseli olduğu kabul edilerek bedel belirlendiğinden, hükme esas alınan rapor inandırıcı bulunmaması, 634 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesinin son fıkrası gereğince inceleme ve araştırma yapılması gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kısmen kabulü ile 64.857,67 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin gerçek zararının hesaplanması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen tutarın müvekkillerinin zararını karşılamadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal taşınmaza ilişkin resmi senet örneği ile emlak beyan değerlerinin dosyaya getirtilmediğini, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, davanın kısmen kabulüne karar verildiği hâlde, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin tümüyle müvekkili Hazine aleyhine hükmedildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava konusu taşınmazın diğer paydaşları tarafından açılan ve Dairemize intikal eden ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/449 Esas, 2023/993 Karar sayılı dosyası ile 2022/423 Esas, 2023/989 Karar sayılı dosyasında dava konusu taşınmaz için aynı değerlendirme tarihi itibarıyla 320,70 TL/m² değer biçildiği, ayrıca taşınmaz üzerinde yer alan kat mülkiyeti kurulu yapının ortak yerleri de içerir şekilde inşaat alanı üzerinden değerinin hesaplandığı ve bu hesaplamaların Dairemiz denetiminden geçerek onandığı dikkate alındığında güçlü delil teşkil eden söz konusu dosyalardaki zemin metrekare birim değeri ile taşınmaz üzerindeki yapı değeri üzerinden davacıların arsa payına düşen miktara göre tazminat bedelinin hesaplanması gerektiğinin gözetilmemesi doğru değildir.
3. Dava konusu bağımsız bölümün bedeline şerefiye değerinin eklenmesi hatalıdır.
4. Mahkemece tapu iptal ve tescil davasının kesinleşme tarihine göre değerlendirme yapılarak tazminata hükmedildiğinden değerlendirme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken faizin dava tarihinden başlatılması bozmayı gerektirir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.