Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/16368 E. 2026/1959 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/16368
- Karar No
- 2026/1959
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1892 Esas, 2025/835 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/334 Esas, 2023/326 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Sakarya 2. Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... orman mevkii 13 06... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Sakarya 2. Organize Sanayi Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkillerinin maliki olduğu taşınmazı pazarlıkla satın almak istediğini ancak çok düşük bedel önerildiği için taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, davacı tarafından pazarlık aşamasında yapılan teklif rayiç değerlere ve emsallerine oranla çok düşük olduğundan davacının davaya konu taşınmaz ile ilgili olarak dosyaya sunduğu kıymet takdir raporuna konu emsal taşınmazların emsal değerlendirmesine alınamayacak nitelikte olduğunu, davaya konu taşınmazın belediyenin tüm altyapı hizmetlerinden yararlandığını, yolu, suyu ve elektriği olduğunu, taşınmazın konum olarak çok iyi bir yerde olduğu bu nedenle değerinin çok yüksek olduğunu beyan ederek dava konusu taşınmazın, üzerindeki ağaç, bitki ve yapıların değeri hesaplanırken gayrimenkul alanında konusunda uzman bilirkişi heyeti oluşturularak fiyat değerlendirmesi yapılmasını, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
2.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın tarla vasfında olmadığını arsa vasfında olduğunu, taşınmazın belediye sınırları içerisinde kaldığını, taşınmazda iskana açık ve belediye faaliyetlerinden yararlanıldığını, taşınmazın konumu bakımından çevre illere yakın, ekonomik faaliyetlerin gerçekleştiğini ve etrafında sanayi kuruluşlarının bulunduğunu beyan ederek taşınmazın gerçek değerinin tespit edilerek kamulaştırmasını, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
3.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu müvekkillerinin maliki olduğu taşınmaza teklif edilen bedelin oldukça düşük olduğunu, taşınmazın tarla vasfında olmadığını arsa vasfında olduğunu, taşınmazın belediye sınırları içerisinde kaldığını, belediye faaliyetlerinden yararlanıldığını, taşınmazın konumu bakımından çevre illere yakın, ekonomik faaliyetlerin gerçekleştiği bir bölgede olduğunu ve etrafında sanayi kuruluşlarının bulunduğunu beyan ederek taşınmazın gerçek değerinin tespit edilerek kamulaştırmasını, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
4.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu müvekkillerinin maliki olduğu taşınmaza teklif edilen bedelin oldukça düşük olduğunu, taşınmazın arsa vasfında olduğunu, taşınmazın belediye sınırları içerisinde kaldığını, taşınmazın konumu bakımından çevre illere yakın, ekonomik faaliyetlerin gerçekleştiği bir bölgede olduğunu ve etrafında sanayi kuruluşlarının bulunduğunu beyan ederek taşınmazın gerçek değerinin tespit edilerek kamulaştırmasını, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Sakarya 2. Organize Sanayi Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kıymet takdiri raporunda belirlenen bedel ile bilirkişi raporu ile belirlenen bedel arasında fahiş fark bulunduğunu, dava konusu taşınmaz tarla vasfında iken arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, taşınmaza belirlenen bedelin fahiş olduğunu, dava konusu taşınmazın belediye hizmetlerinden yararlanmadığını, meskun mahalle bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bölge itibarıyla ticari nitelikli arsa vasfında olduğunu, emsal seçiminin hatalı olduğunu, taşınmaza belirlenen bedelin çok düşük olduğunu, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın karşılaştırılmasının hatalı yapıldığını, emsal taşınmazın karşılaştırma tablosundaki katsayısının tüm dosyalar için sabitlenmesi gerektiğini, kamulaştırma bedeline verilen faizin enflasyona oranla çok düşük kaldığını, müvekkilinin mağdur olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, arazi için bedel tespitinin hakkaniyete uygun bir şekilde belirlenip taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya emsal olarak bildirdikleri taşınmazların dikkate alınmadığını, hükme esas alınan raporda belirlenen emsal taşınmazın gerekli kriterlere haiz olmadığını, emsal taşınmazı kabul etmediklerini, dava konusu taşınmazın gerçek değerinin çok altında olduğunu, hatalı olarak özel satış değerlendirilmesi yapıldığını, emsal olarak tarla vasfındaki taşınmazın dikkate alınarak rapor tanzim edilmesinin hatalı olduğunu, emsal taşınmazdaki irtifak değer düşüklüğü oranının kabul edilemeyeceğini, emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazın karşılaştırma tablosunda somut değerlendirmeler bulunmadığını, bilirkişi raporunda ağaç bedeli hatalı eksik hesaplama yapıldığını, dava konusu taşınmazdaki ağaçların değerlerinin 2022 yılı verileri kullanılarak hesaplanması gerektiğini, kamulaştırma bedeline işletilen yasal faizin Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olduğunu, kamulaştırma bedeline yasal faiz değil en yüksek mevduat faizi işletilmesi gerektiğini, kamulaştırma bedeli tespit edilirken mevcut enflasyon durumunun göz ardı edilmesinin müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir
4.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, emsal gösterilen satışların taşınmazların gerçek değerini ortaya koymak açısından düşük kaldığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, dava konusu taşınmaza objektif değer oranı hesaplanmamasının hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın yanındaki kamulaştırılan diğer parsellere daha yüksek bedel belirlendiğini, kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesinin Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olup, kamulaştırma bedeline en yüksek faiz işletilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında, organize sanayi bölgesi alanında olduğu, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı idare ve bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; bir kısım davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılardan ... vd. ile ... vd. vekillerinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, adı geçen davalılar yönünden, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, adı geçen davalılar yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 10.02.2026