Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/16311 E. 2026/10647 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/16311
Karar No
2026/10647
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1398 Esas, 2025/1578 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/164 Esas, 2025/54 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.06.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü davalı vekili Avukat ... gelmiş, davacı idare vekili duruşmaya katılmamıştır.

Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Çanakkale ili, ... ilçesi, ... köyü 1 02... parsel sayılı taşınmazda kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; idarece teklif edilen bedelin emsallerin bir hayli altında ve hakkaniyetten uzak olması nedeniyle müvekkili tarafından kabul edilmediğini, enerji nakil hattının taşınmazın tam ortasından geçirilmesi nedeniyle arta kalan kısmın da kamulaştırılması gerektiğini belirterek taşınmazın konumu ve nitelikleri gözetilerek kamulaştırma bedelinin tespitini ve belirlenecek kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın fen bilirkişisi raporunda gösterilen bölümünde irtifak tesis ve tesciline, tespit edilen kamulaştırma bedelinin derhal davalıya ödenmesine, kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; acele kamulaştırma bedelinin yatırılma tarihinden mahsup tarihine kadar güncellenerek güncellenmiş bedelinin mahsubunu talep ettiklerini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gözetildiğinde kamulaştırma bedeline faiz uygulanmaması gerektiği hâlde, aleyhe olarak kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, enerji nakil hattının güzergahı ve taşınmazın yüz ölçümü ile geometrik durumu gözetildiğinde değer düşüklüğünün fahiş oranda belirlendiğini, ayrıca kapitalizasyon faiz oranının ve objektif değer artışının kabul edilemez olduğunu, taşınmazın el atma tarihindeki değeri yerine dava açma tarihindeki değerinin dikkate alınmasının kabul edilemez olduğunu, hesaplamaların net gelir sistemine uygun olmadığını, zira ürün bedellerinin fahiş hesaplandığını ve en pahalı ürünlerin münavebe olarak seçildiğini, başka irtifak kamulaştırmaları nedeni ile oluşabilecek değer düşüklüğü araştırmalarının yapılmadığını, davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; münavebe ürünleri olarak fiili olarak ekimi tercih edilmeyen ve net geliri düşük ürünlerin kullanıldığını, bu şekilde yapılan hesaplamanın hakkaniyete aykırı olduğunu, taşınmazın nitelikleri ve konumu gözetildiğinde kapitalizasyon faizinin %4 olarak hesaplanmasının ve objektif değer artışının %250 olarak belirlenmesinin mülkiyet hakkının ihlaline ve hak kaybına neden olduğunu, değer düşüklüğü hesaplamasının da hatalı olduğunu, kamulaştırma bedeline bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi uygulanmaksızın yasal faiz ile yetinilmesinin de uğranılan zararı artırdığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla münavebeye esas alınan ürünlerin bölgede yetiştirilmesi mutad münavebe ürünlerinden olduğu, üretim masraflarının brüt gelirin %50'sini geçtiği durumlarda ekonomik tarım yapılamayacağı kabul edilerek üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ü oranında hesaplanmasının yerinde olduğu, uygulanan kapitalizasyon faizi ile objektif değer artış oranlarının taşınmazın nitelik ve konumuna uygun düştüğü, tespit edilen değer düşüklüğü oranının dava konusu taşınmazın kullanım amacı, taşınmazın konumu, geometrik durumu yüzölçümü gözetildiğinde uygun olduğu, her ne kadar davacı vekilince acele el koyma bedelinin güncellenerek mahsubu talep edilmişse de tapu kaydında acele kamulaştırmaya ilişkin şerh veya beyan bulunmadığı gibi davacı vekilince de bu hususta bilgi ve belge sunulmadığı gözetildiğinde; mahsup edilmesi gereken bir tutar olduğu ispatlanamadığından talebin yerinde olmadığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında, davanın niteliği gereği davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olduğu; ancak uygulanan faizin türü ve gerekçesi hatalı olmakla birlikte davalı tarafın cevap dilekçesinde yasal faiz uygulanmasını talep etmesi ve faizin kamu düzeni gereğince resen gözetilecek hususlardan da olmadığı dikkate alındığında bu hususta kararın kaldırılmasına gerek görülmeksizin eleştirilmekle yetinilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaza tesis edilen kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespitine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi gereğince değer biçilmesi ve aynı Kanun'un 11 inci maddesinin son fıkrası uyarınca taşınmaz malın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve enerji nakil hattı güzergâhı dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirlenmek suretiyle irtifak hakkı bedelinin tespit edilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Dava konusu taşınmazın niteliğine göre bulunduğu yörede yaygın olarak uygulanan münavebe sistemi İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden sorulup, 2024 yılı değerlendirme yılı itibarıyla resmi veriler de dikkate alınarak tespit edilecek münavebe sistemine göre taşınmazın değerinin belirlenmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden 2023 yılı resmi verilerine göre tespit edilen net gelire endeks uygulanmak suretiyle değer biçen bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Bu sebeple tespit edilen bedele, dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar Anayasa’nın 46/son maddesinde yer alan “…herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.” hükmü nazara alındığında kamu alacakları için öngörülen en yüksek faize hükmedilmesi gerekirken yasal faiz uygulanması doğru değildir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde iadesine,

Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı idareden alınarak davalıya ödenmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/16311, K. 2026/10647, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-16311-e-2026-10647-k-d1e26ffb258d