Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/13117 E. 2026/5159 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13117
- Karar No
- 2026/5159
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1028 Esas, 2025/802 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/83 Esas, 2021/83 Karar
Taraflar arasındaki tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Antalya ili, ..., ... Mahallesi eski 229 parsel yeni 133 22... parsel sayılı taşınmazın 30.07.1968 tarihli ve ... yevmiye nolu işlem ile yapılan rızai taksim sözleşmesi ile oluşan 1 76... - 53... -22 sırada kayıtlı, sonrasında revizyon gören 18.02.1976 tarihli ve ... yevmiye 1 80... sahife numarada kayıtlı, 10.000 m²lik taşınmazın 500/1000'sinin sahibi olduğunu, davacıya ait tapunun geldisi olan Mayıs 13 25... ila 80 sıra ve Nisan 13 30... ila 141 sıra ve Kanunisani 19 28... - 61, 64 - 68 sıra kayıtlı tapuların ait olduğu 1838 dönüm olan taşınmazın Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin deracattan geçerek kesinleşen 1940 tarihli 15/1 sayılı ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin karar gereğince 22.201.202 m² olarak 1944 yılında ihale ile satıldığını ve 19 44... sına nolu tapu ile alıcıların ... ve ... adına tescil edildiğini, ilk tapunun sahipleri 22.201.202 m²lik taşınmazın ihale bedelinin 23/40 hissesini Hazinenin de 17/40 hissesini aldığını, taşınmazın bir kısmının satış suretiyle ifraz edildiğini ve kalan kısmın 30.07.1968 tarihli rızai taksim sözleşmesi ile paylaşıldığını ve taksim sözleşmesini tapu idaresinde de kabul edildiğini ve ... yevmiye ile tapuya işlendiğini, davacının ve diğer hak sahiplerinin 1838 dönümlük ilk tapu kaydı ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davacı ve diğer hak sahiplerinin taşınmazı 1944 yılındaki ihalede satın alan kişiler olduğunu, 6292 sayılı Kanun çerçevesinde davacıya iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek taşınmazın 5.000,00 m²sinin hazine adına olan tapusunun iptali ile 6292 sayılı yasa çerçevesinde bedelsiz olarak hisseleri oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın dava tarihindeki değerinin tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların dayandığı tapu kaydı nedeniyle Hazineden tapu sicilinin tutulması nedeniyle tazminat istemesinin mümkün olmadığını, Hazinenin sorumlu olabilmesi için, tapu sicilinin tutulmasında, memurun hukuka aykırı eylemi olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, gerek Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile gerek öğretide kadastro işlemleri dolayısı ile devletin sorumluğunun Medeni Kanun'un 1007 nci maddesine girmeyeceği ve Hazinenin sorumlu tutulmayacağı kabul edildiğini, davacının gerek kadastro gerekse tapu işlemlerinden doğmuş bir zararının olmadığını, Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı kararı ile davacılar tarafından dayanak yapılan tapu kaydının dava konusu 229 parsel nolu taşınmaza uymadığını, başka taşınmazlara uygulanarak tedavül gördüğünü, diğer kadastro işlemleri ile hukuki değerini yitirdiğini, tapu maliklerinin fazladan yer aldıklarının sabit olduğunu, davacının dava konusu taşınmazı, dava dışı 3. kişiden satın aldığını, uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle husumet Hazineye değil, dava dışı 3. kişiye düşeceğini, 6292 sayılı Kanun'un anılan hükümleri uyarınca tapusu iptal edilen taşınmazın tekrar tapu sahibine iade edilmesine imkan verilmiş olması davacıya iş bu tazminat davasına dayanak kazandırmayacağını, davacılara tazminat hakkı tanınması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, ... 229 parselin hükmen Hazine adına tescilinden dolayı taşınmaz bedelini Hazine’den isteme hakkı bulunmamakta ise de davacı ancak taşınmazı satın alırken verdiği bedeli ancak denkleştirici adalet ilkelerine göre iadesini isteyebileceğini, taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelini isteyemeyeceğini ve rayiç bedele de hükmedilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin, Yargıtay (kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin ... 229 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili açılan davalarda verdiği kararlarda yer alan gerekçelerini benimsediğini, mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğu gibi Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile teminat altına alınmış olan mülkiyet hakkının ve hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil etmek suretiyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, dava dosyasında bulunan Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin 19 40... /1 sayılı karar başlığında davacıların yani Hazine dışındaki hissedarların kimler olduğunun da yazılı olduğunu, bu isimlerin tapudan gelen cevabi yazıda ve ekte bir başka dosyaya sunulan bilirkişi raporunun eklerinde belirtilen parsellerin maliklerinin arasında bulunmadığının da kolaylıkla anlaşıldığını, yani, Varsak ve Koyunlar köylerine revizyon gören taşınmazların maliklerinin ortaklığın giderilmesinin davasına konu tapu maliklerinden olmadıklarının sabit olduğunu, tapu kaydı incelendiğinde Nisan 19 44... sıra nolu tapunun ihdas nedeni olan ihalenin feshedildiğine ilişkin veya ihalenin dayanağını teşkil eden ortaklığın giderilmesi davasının iade-i muhakeme yoluyla ortadan kalktığına ilişkin bir kaydın bulunmadığı, tapuda düzeltme davası da açılmadığı gibi, yargılama sırasında davalı Hazine tarafından da bu yönde bir savunmanın dahi yapılmadığnın görüldüğünü ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin aynı taşınmaz yönünden verdiği 10.05.2018 tarihli ve 2016/10080 Esas, 2018/1754 Karar; 10.05.2018 tarihli ve 2016/7915 Esas, 2018/3621 Karar; 13.03.2018 tarihli ve 2017/6530 Esas, 1749 Karar; 01.03.2018 tarihli ve 2017/6272 Esas, 2018/1625 Karar; 15.02.2018 tarihli ve 2017/7369 Esas, 2018/1036 Karar sayılı emsal kararları nazara alınarak taşınmazlara dayanak eski tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli olduğu halde buna itibar edilmeden Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin kararına göre miktarının çok üzerinde yüzölçümleri belirlenerek izale-i şuyu davası sonucunda satış yapıldığı ve buna göre tapuda infaz yapıldığı, bu davanın yüzölçümün artırılması davası olmadığı, yapılan kadastro çalışmasında 5 90... parsel sayısında tesbit gördüğü, vaki itiraz üzerine tesbite dayanak alınan tapu kaydının miktarı ile geçerli olduğu ve tapu miktarı kadar kısmın başka parsellerde tapu maliklari adına tespit ve tescil edildiği kabul edilmek suretiyle Hazine adına tesciline karar verildiği ve hükmün derecattan geçerek kesinleştiği, hal böyle olunca tapu memurunun kusurundan bahsedilemeyeceğine göre İlk Derece Mahkemesince açılan davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçelerinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.