Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/11843 E. 2026/2876 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/11843
Karar No
2026/2876
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/399 Esas, 2024/87 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/54 Esas, 2022/166 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 48... parsel (ifrazla 1 48... ve 192 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için kıymet takdir komisyonu raporunda belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu ve nitelikleri itibarıyla kıymetli olduğunu, arsa vasfında kabul edilerek emsal araştırması yapılmak suretiyle rayiç değerinin tespit edilmesini, kamulaştırmadan arta kalan kısımda meydana gelen değer azalışının dikkate alınmasını ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu 1 48... parsel ve 1 48... parsel sayılı taşınmazların davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazlar yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılamanın uzamasına müvekkili idare sebebiyet vermediği hâlde, kamulaştırma bedeline faiz uygulanmasının doğru olmadığını, müvekkili idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, dava konusu taşınmaz arazi niteliğinde olduğu hâlde, arsa kabul edilmesinin doğru olmadığını, emsal alınan taşınmazın uygun niteliğe sahip olmadığını, özel amaçlı satış olabileceğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, dosyaya sundukları emsal taşınmazların değerlendirmeye alınmadığını, dava konusu taşınmaz emsal taşınmazdan çok daha değerli olmasına rağmen değerleme oranının son derece düşük belirlendiğini, dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kötüniyetli ifraz işlemi göz ardı edilerek kamulaştırma kararının müvekkillerinin malvarlığına etkisinin dikkate alınmadığını, kamulaştırılmadan arta kalan alanın miktar ve geometrik şekli düşünüldüğünde arta kalan kısımlarda değer düşüklüğü meydana geleceğinin sabit olduğunu, davaya konu yol inşaatı müvekkillerinin taşınmazlarının hemen bitişiğinden geçmekte olup, kalan kısımda tasarruf hakkının vermiş olduğu yetkileri kullanmasını ve her türlü yapılaşmaya engel olacağından arta kalan kısmın tamamının aynı bedelden kamulaştırılması ya da en azından kamulaştırılmayan alanda meydana gelen değer kaybının tazmin edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planında kırsal konut alanında kaldığı ve belediye hizmetlerinden yararlandığı anlaşılmış olup taşınmazın arsa vasfında kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu taşınmazın kadastral parsel olduğu, somut emsal kabul edilen ... Mahallesinde bulunan 1 56... parsel nolu taşınmazın da uygulama görmemiş kadastral parsel olduğu, her iki parselin de kadastral parsel olması nedeniyle düzenleme ortaklık payı düşülmemesi doğru olduğu gibi, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların vergi rayiçlerinin doğru orantılı şekilde bedele yansıtıldığı, bilirkişi heyetince taşınmazın arsa vasfında olduğunun kabulü ile emsal incelemesi yapmak suretiyle taşınmazın değerini belirlemeleri, dava konusu taşınmaza yakın konumda bulunan, dava konusu taşınmazla aynı bölgeden geçen metrekare birim fiyatları da dikkate alınarak dava konusu taşınmaz için tespit edilen bedelde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/11843, K. 2026/2876, T. 19.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-11843-e-2026-2876-k-49a85d8f791b