Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/11644 E. 2026/1020 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/11644
Karar No
2026/1020
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1390 Esas, 2025/733 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/424 Esas, 2024/110 Karar

Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ....... ili, ..., ........ köyü ... numaralı parselde hissedar olduğunu, bu taşınmazın orman sınırları içinde kaldığından davacı adına tapu kaydının iptali ile ... adına tesciline karar verilmesi amacıyla Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/132 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, uğradığı zararın davalı ... Hazinesinden dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini, yargılama ve harç giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; husumetin Orman İdaresine yöneltilmesi gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'da yerini bulan tapu sicilinin tutulmasından doğan tazminat davaları ile işbu davanın aynı nitelikte olmadığını, Mahkemece tapu iptali kararı verilse bile yolsuz tescile ve mülkiyet hakkına dayalı tazminat istenmesinin haksız olduğunu, dava konusu taşınmazın tamamının ilk tesisten bu yana orman sınırları içinde kaldığını, yolsuz tescile dayanarak tazminat talep edilmesinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hükmedilen bedelin ülkemizin güncel ekonomik şartları, enflasyon ve paranın alım gücü dikkate alındığında çok düşük olduğunu, dava konusu taşınmazın emsallerinin 3.400.000 - 4.000.000 TL bandında satıldığını, mevcut ilanları dilekçe ekinde sunduklarını, belirlenen bedeli davacının yıllar sonra tahsil edeceği de göz önünde bulundurularak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının dava konusu taşınmazı, Orman Genel Müdürlüğü tarafından taşınmazın tapu kaydı üzerine “Devlet Ormanıdır.” şeklinde şerhi konmasından sonraki bir tarihte satın aldığını, devletin tapu sicilinden doğan zarardan sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için hukuka aykırı işlem ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiğini, ancak zarar görenin kusurunun var olduğu durumlarda ise illiyet bağı kesileceğinden meydana gelen zarardan devletin sorumlu tutulamayacağını, davacının dava konusu taşınmazı satın aldığı tarihte taşınmazın orman sınırları içinde kaldığının taşınmazın tapu siciline şerh edilmesinin yanı sıra davacının satın aldığı tarihte düzenlenen resmî akit senedinin içeriğinde de bu hususun belirtildiğini, davacının iyiniyetli olduğunun somut olayda kabulünün mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu .............. ili, ..., ....... Mahallesi 2318 parsel ( yenileme sonrası 51 70... parsel) taşınmazın tapu kaydına 26.03.1992 tarihinde "Orman Genel Müdürlüğü" lehine "Orman Tahdit Sınır İçinde Kalmıştır" şeklinde şerh düşüldüğü, aynı şekilde taşınmaz üzerinde 28.12.1992 tarihli " I.Derece Arkeolojik Alanda Kalmaktadır" şeklinde şerh düşüldüğü ve davacının taşınmazın 1/112 hissesini, 28.08.2018 tarihinde, 7918 yevmiye sayılı işlemle, üzerindeki şerhin getirdiği yükümlülük ile birlikte satın aldığı, 4721 sayılı Kanun'un 1020. maddesinin: "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.'' hükmü nazara alındığında tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devir alan davacının iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemeyeceğinden, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile, bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığının söylenemeyeceği gibi zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz itirazında bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının taşınmazı devraldığı sırada tapu müdürlüğünde kendisine buranın ormanlık alanı veya herhangi bir şerhin olduğunun bildirilmediğini, davacının ilkokul mezunu olup okuma yazması çok iyi olmadığını, taraflarına noterden verilen vekâletname örneğinde bile el yazısından okuma yazma durumunun zayıf olduğunun anlaşılacağını, tapu müdürlüğünde kendisine buranın ormanlık alanı olduğu, ormanlık şerhi bulunduğu, ileri dönemde ciddi risk barındırdığı söylense davacının taşınmazı satın almayacağını, davacı taşınmazı satın aldıktan sonra İdarece davanın açıldığını, tapuda ihtiyati tedbir bulunmadığını, kaldı ki tespit erdilen bedelin de düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/11644, K. 2026/1020, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-11644-e-2026-1020-k-d015e8bb75aa