Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/11386 E. 2026/5064 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/11386
Karar No
2026/5064
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/4591 Esas, 2025/1382 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/621 Esas, 2024/356 Karar

Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile kendisinin murisi olan ...'nın 21.01.1938 tarihinde vefat ettiğini, murisleri adına kayıtlı 1323 tarih, cilt 19 da dahil olmak üzere birden fazla taşınmaz bulunduğunu, bu taşınmazların kadastro ve orman kadastro çalışmaları sırasında müvekillerin murisi adına tespit edilmediğini, kamu malı niteliğini kazanıp Hazine adına tescil edildiklerini, böylece murisin mülkiyet hakkının iradesi dışında tapu memurunun hatası ile elinden alındığını, müvekkillerinin tapu kütüğünün hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararının davalı Hazineden tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle ilk itiraz konusu unsurların ve dava şartlarının değerlendirilerek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığı gibi, ayrıca davacı tarafın dava açma hakkının zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya delil olarak sunulan dava dışı bir kısım mirasçıların elinde bulunan Osmanlıca'dan çevrilmiş tapu kayıtları ile önceki yıllarda dava dışı mirasçılar tarafından açılmış bulunan davaların içerikleri ışığında, mirasçıların ilgili yerlerde mahkeme kararları ile tescillenmiş mülkiyet haklarının varlığının kabul edilmesi gerektiğini, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 09.03.2023 tarihli belge ile dava dosyasında mevcut delillerin murise ait taşınmazların varlığını kanıtlar nitelikte olduğunu, tapu kaydı bulunduğu ve dosyaya gönderildiği halde, tapu aslının gönderilmediği ve mülkiyetin varlığının ispatlanamamış olması gerekçesi ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, alınan rapora göre ıslah nedeniyle dava değerinin yükseltilmiş olması gerekçe gösterilerek davalı Hazine lehine reddedilen miktar üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedildiğini, bu durumun hak arama özgürlüğüne ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama esnasındaki itirazlarını tekrar ettiklerini, davacı tarafın iddia ve taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın gerekçesiz ve hukuki mesnet içermeyen istinaf taleplerinin de reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davacıların murisi ... adına kayıtlı olan taşınmazların kadastro çalışmaları ve orman kadastro çalışmaları sırasında Hazine veya orman adına tescil edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, dosyadaki tüm belgelere, istinafa konu kararın dayandığı deliller ile özellikle mahallinde yapılan keşif, dinlenilen tanık beyanları, eski tapu kayıtları ve dayanak belgeleri ile fen bilirkişi raporu nazara alındığında davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu edilen yerleri kapsadığı hususunun ve bu yerlerin davacıların murisi ...'ya ait olduğu hususunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; davacılar murisinin pay sahibi olduğu iddia edilen taşınmazların Amasya ili, ..., ... köyü 1 98... parsel ve 3 28... parsel sayılı taşınmazlar ile ... ilçesi, ... köyü 1 41... parsel sayılı taşınmazın içinde kalan 2.334.924,54 m² yüzölçümlü alanın olduğu, ... köyünde ilk tesis kadastro çalışmalarının 766 sayılı Tapulama Kanunu’na göre 15.12.1987 tarihinde kesinleştiği, söz konusu alanların davacıların murisi adına tespit edilmediği, eldeki davanın ise 26.12.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmakta olup, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi yerindedir.

3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur" cümlesini ihtiva eden 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince davalı Hazine yararına maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı tarafın temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin (5) numaralı bendinde yer alan "gereğince dava değeri olan 12.001.512,13 TL nazara alınarak hesaplanan 424.015,12 TL" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "4 üncü fıkrası gereğince 17.900,00 TL maktu" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/11386, K. 2026/5064, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-11386-e-2026-5064-k-06e3a8fc579b