Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9326 E. 2026/5061 K. – Kamulaştırmasız

Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9326
Karar No
2026/5061
Karar Tarihi
Konu
Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1729 Esas, 2025/756 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/73 Esas, 2023/371 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ..., ... 1106 parsel sayılı taşınmaza 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ... Barajı Mutlak Koruma Alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını ileri sürerek taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tamamının ... Barajı Mutlak Koruma Alanında kaldığını, mutlak koruma alanında kalan parsellerin bir program dahilinde kamulaştırıldığını, aynı gerekçeyle 12.11.2009 tarihinde davacı tarafından kamulaştırmasız el atma davası açıldığını, Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (yeni İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin) 2009/545 Esas, 2012/300 Karar sayılı dosyasında görülen davanın kabulüne karar verildiğini, bu kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2013/9187 Esas, 2013/16724 Karar sayılı kararıyla bozulduğunu, bozma sonrasında yapılan yargılamada davanın görülme yerinin idari yargı olduğu gerekçesi ile görevsizlik nedeniyle reddedildiği ve kararın bu şekilde kesinleştiğini, davacı tarafından idare aleyhine ilk karar sonrasında (temyiz öncesi) Pendik 2. İcra Dairesinin (İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün) 2013/1278 Esas (yeni 2020/4793 Esas) ve 2013/1279 Esas sayılı dosyaları ile icra takibi yapıldığı ve ilk karara istinaden hükmedilen tazminat bedelinin banka hesabından haczen tahsil edildiğini, görevsizlik kararı kesinleştiğinden ve idare mahkemesinde dava açılmadığından haczen tahsil ettiği paranın iadesini talep ettiklerini, talebin kabul görerek davacıya muhtıra gönderildiğini, ancak muhtıranın iptali için davacının İstanbul Anadolu 18. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/204 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını ve reddedildiğini, haczen tahsil ettikleri paranın iadesini istediklerinde de inceleme konusu davayı açarak taşınmaz bedelinin işbu dava tarihi itibarıyla tespitini talep ettiğini, ilk karar sonrasında verilen görevsizlik kararı üzerine davacı tarafından görevli mahkemeye gidilmediğinden bu davanın ilk açılan davanın devamı niteliğinde sayılarak değerlendirmenin ilk dava tarihi olan 12.11.2009 tarihine göre yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, dosyaya sundukları emsal taşınmazların mesnetsiz gerekçelerle değerlendirme dışı tutulduğunu, müvekkili lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedildiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kök parseli olan 1003 parsel sayılı taşınmazın tamamının ... Barajı Göl Mutlak Koruma Alanında kaldığı gerekçesiyle 12.11.2009 tarihinde davacı tarafından kamulaştırmasız el atma davası açıldığını, Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (yeni İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin) 2009/545 Esas, 2012/300 Karar sayılı dosyasında görülen davanın kabulüne karar verildiğini, bu kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2013/9187 Esas, 2013/16724 Karar sayılı kararıyla bozulduğunu, bozma sonrasında yapılan yargılamada davanın görülme yerinin idari yargı olduğu gerekçesi ile görevsizlik nedeniyle reddedildiğini ve kararın bu şekilde kesinleştiğini, davacı tarafından idare aleyhine ilk karar sonrasında (temyiz öncesi) Pendik 2. İcra Dairesinin (İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün) 2013/1278 Esas (yeni 2020/4793 Esas) ve 2013/1279 Esas sayılı dosyaları ile icra takibi yapıldığı ve ilk karara istinaden hükmedilen tazminat bedelinin banka hesabından haczen tahsil edildiğini, görevsizlik kararı kesinleştiğinden ve idare mahkemesinde dava açılmadığından haczen tahsil ettiği paranın iadesini talep ettiklerini, talebin kabul görerek davacıya muhtıra gönderildiğini, ancak muhtıranın iptali için davacının İstanbul Anadolu 18. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/204 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını ve reddedildiğini, haczen tahsil ettikleri paranın iadesini istediklerinde de inceleme konusu davayı açarak taşınmaz bedelinin işbu dava tarihi itibarıyla tespitini talep ettiğini, ilk karar sonrasında verilen görevsizlik kararı üzerine davacı tarafından görevli mahkemeye gidilmediğinden bu davanın ilk açılan davanın devamı niteliğinde sayılarak değerlendirmenin ilk dava tarihi olan 12.11.2009 tarihine göre yapılması gerektiğini, dava konusu taşınmaz arazi niteliğinde olduğu halde arsa kabul edilmesinin doğru olmadığını, taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, taşınmazın hissedarlarından ... tarafından İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/396 Esas sayılı dosyasında açılan davada taşınmazın metrekare birim değerinin 900,00 TL/m² olarak belirlendiğini, bu rakamın eldeki dava tarihine endekslendiğinde bile bu derece yüksek bir bedele ulaşılamayacağını, ıslah yoluyla artırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamulaştırmasız el atılan ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında bulunduğu için arsa niteliğindeki taşınmaza mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi taşınmazın imar durumu ve bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre bedelinin uygun olduğu, kamulaştırmasız el atma davalarında değerlendirme dava tarihine göre yapıldığından bedelin tamamına dava tarihinden faiz yürütülmesinde, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 22.01.2025 tarihli ve 2024/6638 Esas, 2025/962 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi "...dava konusu eylem hukuki el atma kabul edilerek hüküm kurulduğu .. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası ile; "Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir" hükmü getirildiğinden maktu vekâlet ücretine..." hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca hükmedilen bedele kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği kuralına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/9326, K. 2026/5061, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-9326-e-2026-5061-k-e82aaca4b64c