Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1136 E. 2025/12019 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1136
- Karar No
- 2025/12019
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2435 Esas, 2024/2131 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/351 Esas, 2023/203 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Trabzon ili, .... ilçesi, .... Mahallesi 989 ada 108 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; acele kamulaştırma dosyasında ödenen bedelin dava tarihi itibarıyla güncel değerinin tespit edilmesi ve bu dosyada belirlenen kamulaştırma bedelinden güncel haliyle düşülmesi gerektiğini, seçilen emsalin uygun emsal olmadığını, tek emsal kullanılmasının hatalı olduğunu, idarece emsal olarak kullanılan Boztepe Mahallesi 1303 ada 41 parselin emsal alınmasının uygun olacağını, taşınmazın halihazırdaki durumu dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini, bilirkişilerce tespit edilen kamulaştırma bedelinin bilimsel esaslara, yasal düzenlemelere ve konuyla ilgili Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığını belirterek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz ile aynı mahalle içerisinde yer alan diğer taşınmazlara daha fazla değer takdir edildiğini, bu hususun yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaza komşu olup aynı mahalle içerisinde yer alan Trabzon 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/122 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan Boztepe Mahallesinde 421 ada 51 parsele dava tarihi olan 21.03.2017 tarihinde 2.500 TL/m² değer takdir edildiğini, bu bedeli iş bu dava konusu taşınmazın kamulaştırmasının yapıldığı 05.11.2021 tarihine güncellendiğinde 7.262,03 TL/m² bulunduğunu, takdir edilen bedelin Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına ve yerleşik Yargıtay içtihaatlarına aykırılık teşkil ettiğini, aynı mahalle içerisinde kamulaştırması yapılan taşınmazların bedelleri arasında aşırı değer farklılıkları olmaması; taşınmazlara belirlenen değerler arasında yeknasaklık sağlanması gerektiğini, dava tarihi 2021 iken 2020 yılı fiyatları ile dava konusu taşınmaza değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'a ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, dava tarihi 05.11.2021, karar tarihi 28.04.2023 olduğu göz önünde bulundurularak tespit edilen kamulaştırma bedelinin fiyat endeksinin yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinin Anayasa'nın 46 ncı maddesinde düzenlenen “gerçek karşılığın ödenmesi” ilkesinin ihlali sonucunu doğuracağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak davaya konu taşınmazın metrekare değerinin belirlenmesinin, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının sınıfı belirlenerek resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı da düşülerek değer tespiti kanuna ve Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu gibi davanın niteliği gereğince davacı idare lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmadığı ve davalı vekilinin istinaf dilekçesinde bildirdiği, Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/122 Esas sayılı dosyasında dava konusu olan 421 ada 50 parsel sayılı taşınmaza kadastro parseli olarak 21.03.2017 tarihi itibarıyla biçilen 2.500 TL/m² bedel istinaf incelemesinden geçerek uygun bulunmuş olup, bu bedel endeks uygulanarak eldeki dava tarihine getirildiğinde yaklaşık 7.360,00 TL bedele ulaşılmakta ise de dava dosyası UYAP üzerinden getirtilip incelendiğinde 421 ada 50 parsel sayılı taşınmazın 6 kat imar izinli alanda kaldığı, bu dava konusu taşınmazın ise yapılaşma izninin 4 kat olması sebebiyle 2017/122 Esas sayılı dava konusu taşınmazın bu dava konusu taşınmazdan daha değerli bulunmasında bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan kararı gözetilerek faiz hükmü kurulması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya ise aynı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi doğrudur.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı vekilinin 20.12.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; "Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı uyarınca, temyize konu kararın uygulanacak faizin başlangıcı ve oranı yönünden bozulması istemine" ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada temyiz eden davalılar yönünden Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun sair yönleriyle katıldığım "Onama" kararının faizle ilgili 3 No.lu "Değerlendirme görüşüne" katılmıyorum. 29.09.2025