Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/10765 E. 2025/17453 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10765
Karar No
2025/17453
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2579 Esas, 2025/1060 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/136 Esas, 2023/59 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı idare ve davalılar ... vd. vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve davalılar ... vekilleri ile davalı ... tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,

İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın, davalı ... tarafından istinaf edilmediği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında İlk Derece Mahkemesi kararına göre davacı aleyhine bir durum oluşmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davalıların temyiz hakkı bulunmadığının kabulü ile temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davacı idare ve davalılar ... vd. vekillerinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, ... ilçesi, .. Köyü, .. .., 21 56... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalılar vekili ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın arsa olarak belirlenecek gerçek değerinin tespiti ile müvekkillere hisseleri oranında ödenmesini, yapılacak yargılama sonucunda Sayın Mahkemenizce hükmedilecek bedele ilişkin olmak üzere 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesine 6459 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine eklenen Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu süresinin bitiminden itibaren kanuni faiz işletili hükmüne binaen yargılamanın 4 aydan fazla sürmesi halinde dava tarihinin 4. ayının bitimi tarihi dikkate alınarak faize hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmili ile taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile ... Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalılar ... vd. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin hükmettiği bedelin yüksek olduğunu, müvekkil idarenin oluşturmuş olduğu kıymet takdir komisyonu tarafından davalı tarafa teklif edilen bedel ile sayın bilirkişilerce tespit edilerek yerel mahkemece hükmedilen kamulaştırma bedelleri arasında ciddi bir fark bulunduğunu, müvekkil idarece dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin üzerindeki değer tespitinin tarafların kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın tarla vasfındayken mahkemece arsa vasfında değerlendirilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, esasen tarla olduğu yapılan keşif esnasında görülen ve bilirkişilerce de malum olan ulaşımın mümkün olmadığı alanların belediyenin cevabı yazısına istinaden arsa olarak değerlendirilmesinin müvekkilin telafisi mümkün olmayacak şekilde mağduriyetine neden olduğunu, emsal nitelikteki Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazın belediyenin hizmetlerinden faydalanmıyor oluşuna ek olarak çevresinin meskun bulunmaması, bu ve bunun gibi hususlar sebebiyle tarla niteliğinde değerlendirilmesi gerekirken arsa vasfında değerlendirilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, kamulaştırma davalarında değer tespiti yapılırken vatandaşın mülkiyet hakkına riayet edilirken kamu imkanlarını kullanan idarelerin gereksiz kamulaştırma yükü altına girmelerinin de önlenmesinin amaçlandığını, müvekkil idarenin kamunun asla öngörülmeyen ve öngörülemeyecek olan kamulaştırma yükü altında kalmasına engel olunarak, vatandaş devlet dengesinin gözetilmesini talep ettiklerini beyan ederek, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde talepleri doğrultusunda kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle;yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldırılması ve talepleri doğrultusunda karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, bedel tespitinde kullanılan verilerin bilimsellikten uzak hazırlandığını, dava konusu taşınmazın yerel mahkeme tarafından arsa vasfında kabul edilmişse de raporda tek esas alınan 12 nolu emsal satışın incelenmesi halinde satış konusu gayrimenkulün tarla vasfında olduğunun görüldüğünü, bu halde hem dava konusu taşınmazı arsa olarak kabul eden yerel mahkemenin bunun devamında emsal olarak uygun bulduğu satış içeriğindeki gayrimenkulün tarla niteliğinde olmasının açıkça dava konusu taşınmazın değerinin çok daha düşük ortaya çıkmasına sebebiyet verdiğinin ortada olduğunu, dosyaya başkaca sunulan emsal satışlar dururken arsa niteliğinde dahi olmayan bir gayrimenkule ilişkin satışın raporda baz alınarak yapılan hesap üzerinden yerel mahkemenin hüküm kurmasını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, dava konusu gayrimenkul üzerindeki ağaçların hiçbir şekilde raporlar konusu edilmeyerek kıymet takdirinin yapılmadığını, müvekkillere ilişkin verilen faiz kararlarının enflasyona oranla çok düşük kaldığı açıkken buna rağmen iyileştirme yapılmaksızın karar verilmesinin açıkça müvekkillerin mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ,yapılan yeni düzenleme ile müvekkiller açısından devletin kamu gücü ile mülkiyet hakkının ortadan kaldırıldığı kamulaştırma işlemi dolayısı ile içinde bulundukları enflasyonist dönem itibariyle kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu gibi gelinen noktada hukuki temelden de yoksun olduğunu, kamulaştırma bedeline yasal faiz yerine, mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden faiz işletilmesine karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın esas ve usule aykırı hususlarının belirttikleri sebep ve gerekçelerle müvekkilleri lehine kaldırılmasına, söz konusu araziler için bedel tespitinin hakkaniyete uygun bir şekilde belirlenip taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalılar ... vd. vekilleri ile davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tüm davalılar yönünden tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan;“İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A.Davalılar ... Mirasçıları Dahili Davalı ... vd. Temyizi Yönünden; Davalının temyiz dilekçesinin REDDİNE,

B. Davacı İdare Ve Davalılar ... vd. Vekilleri Temyizi Yönünden; Davacı idare ve davalılar ... vd.nın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının derdest davalara uygulanacağına dair iştirak ettiğim kabulü nazara alınarak; davalı tarafın açıkça, “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de bulunmadığından, diğer yönleri ve sonucu itibarıyla katıldığım, Dairemiz Sayın Çoğunluğu tarafından verilen “Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün, “faizle ilgili” 3 No’lu bendinde yazılı olan değerlendirme görüş ve gerekçelerine (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanmasının yerinde” olduğu gerekçelerine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 16.12.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/10765, K. 2025/17453, T. 16.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-10765-e-2025-17453-k-8292dd59ece3