Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9828 E. 2025/7098 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9828
Karar No
2025/7098
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1312 Esas, 2024/3228 Karar DAVA TARİHİ : 07.09.2022 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Hadim Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/855 Esas, 2024/91 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Konya ili, .... ilçesi, .... Mahallesi .... ada 100 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılma bedelinin davacı idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının 2942 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olduğunu, tarım ürünleri için kullanılan klasik net gelir hesabının, buğday, mısır, fasulye vb. tek yıllık ürünler kullanılarak yapıldığını, bilirkişilerin net gelir hesabını çok yıllık bitkiler olan ..., ceviz vb. ağaçlardan oluşan verilerle hesapladıklarını, bilirkişilerin yapmış olduğu net gelir hesabının kapama hesabı olmadığını, arta kalan alana değer kaybı verilmesinin doğru olmadığını, arta kalan alanın büyüklüğüne, şekline, sulama, gübreleme ve toprak işleme gibi kullanılabilme durumlarına etki edecek herhangi bir hususun olmadığını, taşınmaz için belirlenen m² birim bedelinin yüksek olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının düşük alındığını ayrıca 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinde yer alan "Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.'' hükmünün Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olmasına rağmen kararda idare aleyhine faize hükmedilmesinin yasal dayanağının olmadığını ileri sürmüş ve kararın kaldırılmasını istemiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bedelinin taşınmazın gerçek değerinin çok çok altında kaldığını, bunun sebebinin ise taşınmazın niteliğinin yanlış tespit edilmesi olduğunu, taşınmazın kısmi kamulaştırılması sebebiyle kullanılamaz hale geldiğini, taşınmazın kamulaştırılan kısmında su kaynağı olan havuz bulunduğunu, geri kalan arazinin ise artık susuz bir arazi olduğunu, değer kaybı oranının sadece % 20 olarak belirlenmesinin abesle iştigal olduğunu, bu hususun dikkate alınarak ek rapor alınmasını talep ettiklerini, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan mütemmim cüz bedellerinin eksik hesaplanmış olduğunu, dava konusu taşınmazın metrekare değerinin hesabında taşınmazın konumu, yıllık verim değeri, meyve bahçesi olma özelliği gibi hususların yeterince incelemeye alınmadığını, bilirkişi raporlarında ara ziraatın gözardı edildiğini, taşınmazlar üzerinde bulunan meyve ağaçlarının yaşına, adetine göre yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu ve üretim masraflarının gerçek değerin çok üzerinde gösterildiğini, mütemmim cüz değerlerinin eksik hesaplandığını, bilirkişilerin uyguladıkları münavebede verimleri düşük, maliyetleri yüksek gösterdiklerini, ortalama verim verilerini uygulamadıklarını, kapitalizasyon faiz oranlarının fazla belirlendiğini ileri sürmüş ve kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sulu kapama bahçe niteliğindeki dava konusu taşınmaza % 4 kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle, 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas alınarak, yasal koşulları oluşmadığından objektif değer artışı uygulanmaksızın, arta kalan taşınmazın geometrik durumu, büyüklüğü de gözönüne alınarak değer azalışı verilmek suretiyle değer biçilmesinde ve Ayrıca Anayasa Mahkemesinin 2022/83 Esas numaralı, 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti ve idare adına tescili davalarında davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilmesinin Anayasa'nın 35 inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğundan, yüksek mahkemenin iptal gerekçesi ve hükmü faize hükmedilmemesine ilişkin olmayıp; hükmedilecek faizin "dava tarihinden dört ay sonrasında" başlatılması doğru bulunmadığından iptal edilmiş olması nedeniyle, tespit edilen kamulaştırma bedeline İlk Derece Mahkemesinin hüküm ve gerekçesinde belirtildiği üzere faiz uygulanmasında kanuna aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Kapama meyve bahçesi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının (4) numaralı bendinde yer alan " dava tarihi olan 07.09.2022 " ibaresinin çıkarılarak yerine "davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 08.01.2023" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda kanaatimizce; Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Hadim Asliye Hukuk Mahkemesinin; “dava tarihinden itibaren ilk karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranının uygulanmasına” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de; Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de (dosya kapsamında) söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, diğer yönleri ve sonucu itibarıyla katıldığımız, “Düzeltilerek Onama Kararı”nın, “Değerlendirme” bölümünün 3 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 07.05.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9828, K. 2025/7098, T. 07.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-9828-e-2025-7098-k-976be3092c61