Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9617 E. 2025/6931 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9617
Karar No
2025/6931
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2581 Esas, 2024/1798 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/269 Esas, 2023/318 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine kararv erilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ...ilçesi, .... Mahallesi 43006 ada 1 parsel sayılı taşınmazın “sağlık alanı” olarak ayrılmış olduğunu ve taşınmaza fiilen el atılmış olduğundan tazminat alacağının davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumetin kendilerine düşmediğini, karara göre de sorumluluklarının bulunmadığını, kısıtlılık durumu bilinen taşınmazın satın alınmasından hemen sonra haksız kazanç sağlama amacıyla dava açıldığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın davalı ... meclisinin 12.10.1995 tarihli ve 711 sayılı kararı ile onaylı 1/5000 ölçekli "... Köyü Çevresi Revizyon İmar Planı" ve bu doğrultuda hazırlanan ... Belediye Meclisinin 25.05.1996 tarih ve 85 sayılı kararı ile uygun görülerek 19.08.1996 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli "... Köy ve Çevresine Ait Uygulama İmar Planı" kapsamında "Sağlık Tesis Alanı" kullanımında iken ... Belediye Meclisinin 09.11.2012 tarihli ve 863 sayılı kararı ile uygun görülerek davalı ... meclisinin 12.02.2013 tarihli ve 249 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliği ile dava konusu parselin yapılaşma koşullarında bir değişiklik yapılmadan kullanımının "Özel Sağlık Tesis Alanı" olarak değiştirildiği, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliğinin ... Belediye Meclisinin 12.07.2016 tarihli ve 413 sayılı kararı ile uygun görülerek davalı ... meclisinde 13.12.2016 tarihli ve 2416 sayılı kararı ile onaylandığı ancak taşınmazın “Özel Sağlık Tesis Alanı” olarak ayrılmasına yönelik imar planı ile en son 2016 onay tarihli uygulama imar plan değişikliğinin Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2019/1793 Esas, 2020/842 Karar sayılı kararı ile iptaline karar verildiğinu, bu durumda taşınmazın “özel sağlık tesis alanı” olarak ayrılmasına yönelik imar planlarının iptali yönünde verilen karar uyarınca taşınmazın ilk kez yapılan imar planına geri dönülmüş olup 1996 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında “sağlık tesis alanı” kullanımında kaldığı, bu planın iptali yönünde alınmış bir yargı kararı bulunmadığı, iş bu plan gereğince sorumluluğun Sağlık Bakanlığında bulunduğu tespit edilmiş ise de “Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 07.02.2012 gün ve 20911 sayılı yazısı ile ... Mahallesi 43006/1 parsel sayılı taşınmaza müdürlüklerince ihtiyaç bulunmadığı, taşınmazın sağlık alanından çıkartılarak sahiplerinin tasarrufuna bırakılması yönünde 23.12.2011 tarih ve 194856 sayılı Valilik Oluru' nun alındığı, onayın Bakanlıklarınca 23.01.2012 gün ve 2360 yazısı ile uygun görüldüğü, taşınmazın imar planında sağlık kullanımından çıkartılmasına yönelik işlemlerin yapılmasının talep edildiği” davalı idare tarafından bu talep doğrultusunda imar plan revizyonuna gidildiği ancak 1/5000 ölçekli ... planları yapılmadan 1/1000 ölçekli uygulama imar planları yapılarak taşınmazın “özel sağlık tesis alanı” olarak ayrılması nedenine dayalı olarak imar planlarının iptaline karar verildiği dikkate alındığında, sorumluluğun davalı idarede bulunduğunu, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, isteyebileceği açık olup, açılacak bedel davasında adli yargının görevli olduğunu, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak dava tarihi itibarıyla değerinin tespit edilerek davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacılar payının iptali ile davalı idare adına tesciline dair kararda, dava konusu taşınmazın paydaşı tarafından açılan dava da gözetildiğinde mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından istinaf sebeplerinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili el atmanın bulunmadığını, maliklerce tasarrufta bulunulabileceği hususlarını ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve belirlenen tazminatın dava konusu taşınmazın paydaşları tarafından açılan davalarda taşınmazda malik olan davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9617, K. 2025/6931, T. 06.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-9617-e-2025-6931-k-9673bf4f7831