Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9423 E. 2025/9620 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9423
Karar No
2025/9620
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/180 Esas, 2023/166 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.06.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü davalı vekili Avukat ... gelmiş, davacı idare vekili duruşmaya katılmamıştır. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahalle 102 ada 98 (yeni 102/167) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılarca verilmiş cevap dilekçesine dosya içerisinde rastlanmamıştır.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.06.2014 tarihli ve 2013/240 Esas, 2014/127 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Alınan rapor ve yapılan inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza değer biçilirken dava konusu taşınmazın bulunduğu yerden ve benzer yüzölçümlü taşınmazların emsal olarak alınması gerekir. Dava konusu taşınmaz ile raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulunca emsal olarak alınan taşınmazlar dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalleden çok daha farklı bir mahallede olduğu gibi,çok daha küçük yüzölçümlü olduklarından ve dava konusu taşınmaz ile emsal olarak kabul edilen taşınmazın Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Taktir Komisyonunca belirlenen emlak vergisine esas m² değerleri karşılaştırıldığında, dava konusu taşınmazın 374 ada, 74 parsel sayılı taşınmazdan 1,80 kat daha değersiz, 149 ada, 57 parsel sayılı emsalden 2,5, 373 ada, 494 parsel sayılı emsalden ise 6,5 kat daha değerli olduğu anlaşılmasına rağmen, bilirkişi kurulunca emsallerin tamamının dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğu kabul edildiğinden, ayrıca aynı amaçla kamulaştırılan ve Dairemiz denetiminden geçen 102 ada 98 parsel sayılı taşınmaza ait dava dosyasında düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda işbu dava dosyasında bilirkişi kurulunca emsal olarak alınan bu taşınmaz satışlarının uygun emsal olamayacağının kabul edildiği de dikkate alındığında, rapor inandırıcı ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu nedenle, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgeden, benzer yüzölçümlü ve yakın tarihli satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak rapor alınması ve değerlendirme tarihi olan 2008 yılında dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri, ilgili ... Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporu da denetlenerek, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, Kamulaştırmadan arta kalan kısımda; kamulaştırma nedeniyle imar durumu itibariyle herhangi bir kısıtlama olup olmayacağı, olacak ise oranı ilgili Belediye Başkanlığından sorulup sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken, kalan kısımda soyut ifadelerle değer azalışı olacağını kabul eden rapora göre eksik inceleme sonucu karar verilmesi gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 18.06.2020 tarihli ve 2017/384 Esas, 2020/137 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmaza; acele el koyma dosyasında Mayıs 2013 değerlendirme tarihi itibarıyla 80,00 TL/m², bozma kararı öncesi mahkemece verilen ilk kararda hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava tarihi olan 08.07.2013 tarihi itibarıyla 75,00 TL/m², bozma ilamı sonrası alınan 19.03.2018 tarihli raporda 83,17 TL/m² ve aynı heyetçe düzenlenen hükme esas raporda ise ... Mahalle 158 ada 2 parsel sayılı taşınmaz emsal olarak alınmak suretiyle 32,17 TL/m² birim fiyat belirlendiği anlaşılmış olup, dosya arasında bulunan bilirkişi kurulu raporlarında dava konusu taşınmaza birbirinden farklı ve çelişkili m² birim fiyatları belirlendiği anlaşıldığından bu raporlara göre hüküm kurulması mümkün değildir. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili ... Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,

Dava konusu taşınmazın kamulaştırma sonrası arta kalan alanının geometrik durumu, yüzölçümü, kamulaştırma amacı nazara alındığında bu kısmın kullanılamaz hale geldiği anlaşıldığından, bu bölümün tamamının bedeline hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesigerekçeleriyle davacı idare vekilinin temyiz istemini reddi ile davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin 06.07.2023 tarihli ve 2023/180 Esas, 2023/166 karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, m² birim bedelinin fahiş belirlendiğini, gerçek piyasa rayicini yansıtmadığını ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, güçlü delil niteliğindeki m² birim bedellerinin dikkate alınmadığını, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.

3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen diğer nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

4. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un kıymet takdir esaslarını belirten 11 inci maddesinin birinci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesi yöntem itibarıyla kanun hükümlerine uygundur.

5. Ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda incelenen emsal satışın taşınmazın bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi olan 07.09.2010 tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğunu gösteren ilgili ... Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulmadan, dosya içinde emsalin farklı emlak rayiçleri bulunduğu gözetilerek değerlendirme tarihi olan 2013 yılında bilirkişi raporunda emsal kabul edilen taşınmazın Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerlerinin çelişki giderilmek suretiyle ilgili ... Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden araştırılmadan, somut emsal taşınmazın Tapu Müdürlüğünden resmi senet getirtilip denetlenmeden değer biçilmesi doru olmadığı gibi dava konusu taşınmaz ile emsal kıyaslaması yapılırken emsalin ve dava konusu taşınmazın imar durumları kıyaslamaya dahil edilerek değer biçildiğinden, yine aynı Mahallede EPDK'nın yaptığı kamulaştırmalarda 2010 yılının Ekim ayında 75 TL metrekare birim fiyatı Dairemiz denetiminden geçtiği de gözetildiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporu inandırıcı bulunmamıştır.

6. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili ... Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde iadesine,

24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9423, K. 2025/9620, T. 24.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-9423-e-2025-9620-k-b017d18cd280