Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/8419 E. 2025/7569 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/8419
- Karar No
- 2025/7569
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/479 Esas, 2024/939 K.arar DAVA TARİHİ : 19.07.2017 KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Erciş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/212 Esas, 2023/261 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Van ili, ..., Mahallesi 27... ve 11 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kıymet takdir raporu ile belirlenen bedelin rayiç değerlerin çok altında olduğunu, acele el koyma dosyasında usulüne uygun bilirkişi seçimi ve bedel belirlenmesi yapılmadığını, 2013 yılında acele kamulaştırma dosyası üzerinden yapılan tespitte 11 nolu parselin m² birim fiyatının 18.000 TL belirlendiğini, aynı bölgede bulunan taşınmazlar için oldukça yüksek bedel ödendiğini beyan ederek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlara biçilen metrekare birim fiyatının fahiş olduğunu, bilirkişilerce hazırlanmış olan raporda dava konusu taşınmazlar ile emsal alınan taşınmazın kıyaslama işleminin hakkaniyetli olmadığını, dava konusu taşınmazın Van il Merkezine 100 km uzaklıktayken, emsal alınan taşınmaz Van ili ... olan İpekyolu ilçesinde bulunduğunu, yapılmış olan kıyaslama işleminin kanuna ve usule aykırı olduğunu, yanlış yapılmış kıyaslamadan dolayı dava konusu taşınmazın değerinin oldukça yüksek hesaplandığını, ayrıca yerel Mahkemece davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bununla birlikte işlenilecek faizin "kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz" olarak belirlemesinin hukuka uygun olmadığını, işletilecek faizin yasal faiz olması gerektiğini, 57.831,25 TL İlk Derece Mahkemesinin 2017/469 Esas sayılı dosyasında yatırıldığından faizin 19.11.2017 tarihinden önceki karar tarihi olan 14.02.2019 tarihine kadar işletilmesi gerektiğini, yeni oluşan fark bedel olan 736,23 TL'ye ise 19.11.2017 tarihinden yeni karar tarihi olan 07.07.2023 tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişinin hatalı tespitleri sonucunda dosyada şeklen kaldırma kararının gereği yerine getirilmiş gibi bir izlenim yaratılmış ise de işin esasına bakıldığında taşınmazların gerçek değerinin dosyaya yansıtılmadığını, dosyanın aydınlanmadığını, somut gerçeğin çok altındaki düşük rayiç bedellerin emsal alınmasının dosyadaki hakkaniyetsizliğin devamına yol açtığını, gerekçeli kararda ayrıca Anayasa Mahkemesinin yakın tarihli kararları da nazara alınmayarak 19.11. 17... .07.2023 tarihleri arasındaki süre için yasal faize hükmedildiğinin belirtildiğini oysaki Anayasa Mahkemesinin bu husustaki ihlal kararı ile geç ödenen kamulaştırma bedeli için sadece kanuni faiz ödeneceğini öngören 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının Anayasa’ya aykırılığına ve iptaline karar verildiğini, iptal edilen kuralda, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi ayrıca munzam zararın da tazmininin gerektiğine işaret ettiğini ve uğranılan munzam zararın da hesap edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazların zeminine, emsalin üstün ve eksik yönleri kıyaslanmak suretiyle değer biçilerek, üzerindeki yapılara ise 2017 yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyet Cetveline göre yıpranma oranları da belirlenip düşülmek suretiyle bedel belirlenmesinde, bir isabetsizlik görülmemiştir; ancak Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı ile tescil hükmü de ortadan kalktığından, tescil hususunda yeninden karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden sonra, 2942 sayılı Kanun’un 10 ncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının iptaline dair Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile bu kararın gerekçesinde ayrıca kamulaştırılan taşınmazın gerçek karşılığının ödenmesi gerektiğinin belirtilmesi ve Anayasa'nın "Kamulaştırma" başlıklı 46 ncı maddesinin son fıkrasında düzenlenen "...Herhangi bir şekilde ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır." hükmü gereğince tespit edilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi hususunun gözetilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki Van ili, ..., ... Mahallesi 27... ve 11 parsel sayılı taşınmazlara 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalıya ödenmesine karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
5. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı öncesi fark bedele İlk Derece Mahkemesinin ilk karar tarihine, kaldırma kararından sonra fark bedele ise ikinci karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, fark bedelin tümüne ikinci karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz işletilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin "mahsubu ile" cümlesinden sonrasının çıkarılması, yerine " kalan 98.683,66 TL'ye dava tarihinden 4 ay sonrası olan 20.11.2017 tarihinden ilk karar tarihi olan 14.02.2019 tarihine kadar, kalan fark bedel olan 736,23 TL'ye ise dava tarihinden 4 ay sonrası olan 20.11.2017 tarihinden ikinci karar tarihi olan 07.07.2023 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, belirlenen faizin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (bilâ tarihli istinaf ve temyiz dilekçelerindeki; "Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı uyarınca, temyize konu kararın uygulanacak faizin başlangıcı ve oranı yönünden bozulması istemine" ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının geriye yürümezliğinden ve her davanın açıldığı tarihteki fiilî ve hukukî duruma göre karara bağlanacağından bahisle uygulanamayacağı yönündeki düzeltilerek onama kararına ve gerekçeli kararın "Değerlendirme" bölümünün 4 ve 5 No.lu bendinde yazılı faize ilişkin sebep ve gerekçesine katılmıyoruz. 14.05.2025