Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/8120 E. 2025/6932 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/8120
- Karar No
- 2025/6932
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/111 Esas, 2024/2095 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/133 Esas, 2023/436 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Konya ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 26541 ada 12 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın gerçek değerinin tespitini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin yüksek belirlendiğini, kıymet takdir raporunda belirtilen rayiç değerden yüksek değer belirlendiğini, alternatif emsallerin incelenmediğini, taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan bölümünde kesin bir değer kaybı olmayacağını, artışın da mümkün olabileceğini, bu hususta sundukları kararı raporlarda ne kadar değer artışı olabileceğinin belirtildiğini, yapı maliyetleri yönünden yanlış barem kullanıldığını, yasal faize hükmedilemeyeceğini, bedel depo edildiğinden iki kere faiz alınması durumunun olduğunu ileri sürmüştür.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, bedelin hakkaniyete uygun belirlenmediğini, gerçek değerin tespiti gerektiğini, piyasa rayiçlerine göre düşük m² birim bedelinin belirlenmiş olduğunu, öncesinde 1.5050,37 m² inşaat izni varken kamulaştırma sonrasında inşaat izninin 1.320,12 m²ye düştüğünü, kamulaştırmadan arta kalan kısımda değer azalışı oranının en az % 25 olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde yer alan dava konusu taşınmaza değerlendirme tarihinden önceye ait özel amacı olmayan taşınmaz satışı (... mahallesi 21077 ada 30 parsel ) emsal alınarak dava konusu ve emsal taşınmazın imar parseli olması nedeniyle düzenleme ortaklık payı ilavesi veya indirilmesi yapılmaksızın, her iki taşınmazın karşılaştırması yapılarak ( 241/700 oranı taşınmazların 2023 yılı emlak vergisine esas m² rayiçleri olan 484,39/2260,51 TL/m²ye uygun) birbirlerine üstünlük oranları tartışılıp 5.724,41 TL/m² birim değeri üzerinden arsa bedelinin; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yayımladığı ve dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Tebliğine göre sınıfının tespiti ( IA ) ile yılına göre yıpranma oranı da (%4) düşülmek suretiyle yapıların bedelinin belirlenmesine,toplam 3010,73 m² alana sahip taşınmazın 370,50 m²sinin kamulaştırılması nedeniyle arta kalan 2640,23 m²de bilirkişi raporunda belirtilen gerekçelerle %15 oranında değer düşüklüğü hesaplanarak bedele eklenmesine, kamulaştırma bedeline Kanun'un 10/8 maddesi gereğince faiz yürütülmesinde ve peşin olarak hak sahibine ödenmesine, yargılama giderlerinin davacı idare üzerinde bırakılarak davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmesine, kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tapuya tesciline dair verilen İlk Derece Mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden kanuna aykırılık görülmediğinden istinaf başvuralarının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki ağaçlara ise yaş, cins ve verim durumuna göre değer biçilmesi yerindedir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Kamulaştırmadan arta kalan 2.640,23 m²lik alana, imar durumuna göre yapılaşma izni verilip verilmeyeceği, verilmiş ise önceki durumuna göre, kamulaştırma sonrasında kısıtlama getirilip getirilmediği hususları ilgili Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğünden araştırılarak taşınmazın kullanım amacı, yüzölçümü, geometrik şekli ve kamulaştırmanın amacı nazara alınarak arta kalan kısımda değer kaybı gerekip gerekmediği denetlenmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmediği gibi bilirkişi raporunda soyut gerekçelerle çelişkili şekilde arta kalan alanın köşe parsel olması durumu da değer kaybı nedeni olarak gösterilmesi hatalıdır.
5. Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıya değerlendirme tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2023/1. dönem Yapı Yaklaşık Maliyet Cetveli esas alınıp hesaplama yapılması gerekirken 2023/2. dönem cetveline göre hesaplama yapılması doğru görülmemiştir.
6. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz uygulanması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda kanaatimizce; Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Konya 8 inci Asliye Hukuk Mahkemesinin; “dava tarihinden itibaren … faiz işletilmesine,” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de; Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, diğer yönleri ve sonucu itibarıyla katıldığımız, “Bozma Kararı”nın, “Değerlendirme” bölümünün 6 No’lu bendinde yazılı olan gerekçeye (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz işletilmesi gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 06.05.2025