Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4698 E. 2025/1727 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4698
Karar No
2025/1727
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2953 Esas, 2024/518 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/487 Esas, 2023/372 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Samsun ili, .......... ilçesi, ...........Mahallesi 1119 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarece teklif edilen bedelin çok düşük olup kabul edilemeyeceğini, taşınmaz üzerindeki yapının tamamının davalıya ait olduğunu, dava konusu kamulaştırma işleminin iptali istemiyle açılan davanın eldeki dava yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarece teklif edilen bedelin çok düşük olup kabul edilemeyeceğini, dava konusu kamulaştırma işleminin iptali istemiyle açılan davanın eldeki dava yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini, taşınmaz üzerindeki binada kat mülkiyeti kurulmadığını, aile apartmanı olması nedeniyle bina malikleri arasında fiilen taksim edildiğini, bu nedenle bina ve ağaçların değeri hesaplanıp fiili kullanım durumları dikkate alınarak davalı paydaşlara ödenmesi gerektiğini savunarak taşınmazın gerçek değerinin tespitini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile tespit olunan kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faiziyle birlikte davalılara derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hatalı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, gerekçeli kararda yanlış parsel için açıklama yapıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok düşük olduğunu, bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olup hükme esas alınamayacağını, taşınmaz üzerindeki 5 katlı betonarme ve kaloriferli yapının bedelinin çok düşük hesaplandığını, dava konusu binada davalı ...'ın 3 dairesi, davalı ...'ün ise iki dairesi bulunduğunu, ...'ın çatı katındaki iki daireyi birleştirerek oluşturduğu büyük dairenin tek daire olarak kabul edilip hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, her ne kadar bilirkişi ek raporunda çatı katında tek daire olduğu ve etrafının teras olarak bırakıldığı belirtilmiş ise de çatı katındaki dairenin diğer dairelerden daha büyük olduğunu ve terasın da davalı ... tarafından kullanıldığını, fiili kullanıma göre bina bedeli ve arsa bedeli oranlamasının hatalı yapıldığını, yıpranma payı kesintisinin % 15 oranında yapılması gerektiğini, binanın bitişiğindeki garaj ve 3 adet ağacın bedelinin hesaplamada dikkate alınmadığını, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, iptal kararı ve gerekçesi göz önüne alınarak yüksek enflasyon karşısında kamulaştırmaya konu taşınmazın karar tarihine en yakın değerinin hüküm altına alınması gerekirken, dava tarihi itibarıyla değer tespitinin hukuka aykırı olduğunu, yine aynı nedenle yasal faize hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... mirasçıları ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza dair kamulaştırma işleminin iptali istemiyle açmış olduğu davanın eldeki dava yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini, tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok düşük olup taşınmazın rayiç değerinin çok altında kaldığını, davalıların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, konut olarak kullanılan bağımsız bölümler ile dükkan olarak kullanılan bağımsız bölümlerin eş değerde kabul edilmesinin doğru olmadığını, kaldı ki bağımsız bölümlerin her birinin alanının ve donanımının birbirinden farklı olduğunu, bu husus dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, rapora karşı itirazları karşılanmadan karar verildiğini, yapı değerinin her bir bağımsız bölüm için ayrı ayrı ve serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi gerektiğini, yıpranma payı oranının çok yüksek takdir edildiğini, bağımsız bölüm ve dükkanların kiraya verildiği gözetilerek kira kaybı, müşteri kaybı gibi davalıların uğrayacağı tüm zararların dikkate alınarak kamulaştırma bedelinin tespiti gerektiğini, fırın içerisinde bulunan ve sökülüp götürülmesi mümkün olmayan makine ve teçhizatların değerinin de belirlenerek hüküm altına alınması gerektiğini, davalılar lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekâlet ücreti takdir edilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak üzerindeki yapıya ise resmi birim fiyatı esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... mirasçıları ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrası (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Her ne kadar davaya konu kamulaştırma işleminin iptaline yönelik açılan davanın eldeki dava yönünden bekletici mesele yapılması gerektiği davalı tarafça ileri sürülmüş ise de Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan araştırma sonucunda, bahse konu davanın Samsun 3. İdare Mahkemesinin 2022/252 Esas, 2022/1265 Karar sayılı kararıyla reddine karar verildiği, işbu kararın istinaf incelemesinden geçerek 02.11.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekmekte ise de faize ilişkin olarak davacı idare vekilinin açık temyizi bulunmadığından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. 5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 6. Buna karşın; dosya kapsamında yer alan 14.02.2022 tarihli fen bilirkişi raporunda, dava konusu (2) numaralı yapı olarak gösterilen dava konusu taşınmazın bitişiğindeki 5 katlı bina ile yine (3) numaralı yapı olarak gösterilen garaj niteliğindeki yapının değeri hesaplanarak kamulaştırma bedeline dahil edildiği gözetildiğinde, söz konusu muhdesatların davalı idareye aidiyetine karar verilmesi gerekirken infazda duraksamaya neden olacak şekilde kamulaştırılan muhdesatların aidiyeti hususunda hüküm kurulmaması bozmayı gerektirir. 7. Tespit edilen kamulaştırma bedeline karar tarihine kadar faiz işletileceği düşünülmeden faiz bitiş tarihinin gösterilmemesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. Kamu düzenine ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan " taşınmazın" kelimesinden sonra gelmek üzere " ve muhdesatların " ibaresinin eklenmesi; (3) numaralı bendinde yer alan " dava tarihinden itibaren " ifadesinden sonra gelmek üzere " karar tarihine " ibaresinin eklenmesi; hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak "Dosya kapsamında yer alan 14.02.2022 tarihli fen bilirkişisi raporunda (2) numaralı ve (3) numaralı yapı olarak gösterilen ve bedeline hükmedilen dahili davalılar ... mirasçılarına ait muhdesatların davacı idareye aidiyetine, " cümlesinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; bir kısım davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılardan ... vd. vekilinin 04.03.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; faize ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve faize ilişkin temyiz talebinde bulunan davalılar hakkında “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, davacı tarafın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebi bulunmadığından "taleple bağlılık ilkesi" kapsamında temyize konu kararın faize ilişkin olarak eleştirilmekle yetinilmesi yönündeki kısmı bakımından sonucu itibarıyla katıldığım çoğunluk kararının 4 No.lu Değerlendirme bendinde belirtilen sebep ve gerekçesine katılmıyorum. 11.02.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4698, K. 2025/1727, T. 11.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-4698-e-2025-1727-k-adcba9258694