Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4360 E. 2024/10324 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4360
Karar No
2024/10324
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/468 Esas, 2024/476 Karar DAVA TARİHİ : 16.12.2019 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/236 Esas, 2022/192 Karar Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması ve mahkeme kararı ile iptal edilmesinden dolayı uğranılan zararların 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi Ali Muslubaş'ın Kocaeli ili, Körfez ilçesi, Şemsettin köyü 17 ve 19 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, Kadastroca yapılan düzeltme ile 17 numaralı parsel tapuda 7.350 m² olarak kayıtlı iken, yüzölçümünün 4.468,46 m², 19 numaralı parsel tapuda 2.800 m² olarak kayıtlı iken, yüzölcümünün 2.739,95 m² olarak düzeltildiğini, yüzölçümündeki azalma nedeniyle oluşan eksikliğin tazmin edilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleştirilen dava dilekçesinde özetle; davacıların müteveffa murisi Ali Muslubaş'ın, Kocaeli ili, Körfez ilçesi, Şemsettin köyünde kain 17 ve 19 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, söz konusu taşınmazlardan 17 parsel sayılı taşınmazın 22.08.2006 tarihinde, 19 parsel sayılı taşınmazın ise 19.09.2006 tarihinde muris Ali Muslubaş tarafından üçüncü kişilerden satın alındığını, 20.07.2012 tarihinde Körfez Orman İşletme Şefliği tarafından Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/177 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan dava ile müvekkilleri adına kayıtlı olan taşınmazların tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesinin talep edildiğini, anılan davanın 16.10.2020 tarihinde davacının talebi doğrultusunda neticelendiğini ve İlk Derece Mahkemesi kararının 02.12.2020 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek müvekkillerinin uğradığı zararın tazminini istemiştir II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın belirlenebilir niteliklere haiz olması hasebiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 deki şartları taşımadığından dolayı usulden reddine, talepleri kabul edilmediği takdirde talep edilen kalemlerin belli olması hasebiyle eksik olan harcın davacılar tarafından tamamlatılmasına karar verilmesi, yasal süresinde ikame edilmeyen davanın zaman aşımından reddine, ihtilafın yöneltileceği tarafın müvekkil olmaması nedeniyle davanın husumetten reddine, davacılarca idari başvuru sürecine riayet edilmemesi nedeniyle davanın reddine, hukuki nitelendirmesi nedenyile idari yargı mercilerinin görevli olması nazara alınarak davanın usulden reddine, 6100 sayılı Kanun'un 114 ila 116 maddelerinin tetkiki ile mer-i mevzuata uygun ikame edilmeyen davanın külliyen reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, tespit edilen bedelin kesinleşme tarihi olan 02.12.2020 tarihinden itibaren faiziyle, birleştirilen davanın ise kabulü ile tespit edilen bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle;asıl davada yüzölçümünün eksik kısmı ile birleştirilen davadaki yüzölçümünün tamamının mükerrer olarak hesaba dahil edilerek tazminata hükmedildiğini, dosyada mevcut yaklaşık 3 farklı raporda ayrı tutarlara ulaşıldığını ve bu çelişkilerin giderilmediğini, davacının ıslah dilekçesinin müddeabihin artırılması olarak ilk derece mahkemesince kabul görmesinin usul ve yasaya uygun düşmediğini, davada 10 yıllık sürenin geçtiğinden zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davanın Hazineye yöneltilmesinin usul hukuku açısından yerinde olmadığını, davanın idari yargının görevine girdiğini, derdest davanın 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi gereği belirsiz alacak davası ile yine 109 uncu maddesi gereği kısmi dava olarak açılmasını mümkün olmadığını, davacı tarafça 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Kanun'un ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen Geçici 6 ncı maddede öngörülen uzlaşma yoluna gitmek üzere ilgili idareye başvuru şartı yerine getirilmediğini, kadastro çalışmaları sırasında bazı parsellerin yüzölçümü artarken bazılarının yüzölçümünün düşebildiğini, bu açıdan yapılan düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmadığını, mülkiyet aktarımı söz konusu değilse ortada bir zararda bulunmayacağını, davacı tarafça dava konusu taşınmazın hangi bedelle satın alınmış ise taşınmazın birim metrekare fiyatının satın alma bedeli üzerinden tespit edilmesi gerekmekteyken değerinin üzerinde yüksek bedellerin tespit edilmesinin kabul edilemez olduğunu, dava konusu taşınmazlar açısından kaybedilmiş bir hak bulunmadığını, davacı tarafın tazminat talep edebilmesi için sebepsiz zenginleşme, sözleşmeye aykırılık ve haksız fiil unsurlarının iş bu davada olmadığını, ıslah edilen tutara işletilecek faizin ıslah tarihi olması gerektiğini ileri sürerek asıl ve birleşen davaların usul veya esastan reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisinin 22.08.2006 yılında 7.350 m² olarak sahibi olduğu taşınmaz ile 19.09.2006 yılında 2800 m² olarak sahibi olduğu taşınmazın sonrasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (5831 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle eklenen) Ek 4 üncü maddesine göre yapılan düzeltme işlemine tabi tutulduğu ve taşınmazların yüzölçümünün 4468,46 m² ve 2739,95 m²lere düştüğü, yine düzeltme işleminden sonra orman idaresi tarafından tapu maliki aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davasının Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemelerinin 2019/177 Esas, 2020/124 Karar sayılı kararı karara çıktığı, taşınmazların tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, asıl dosyada anılan eksilmenin teknolojik ve yöntem farklılıklarından kaynaklandığı, taşınmazın zemindeki kullanım durumu ile haritasındaki sınırlarında eylemli bir değişiklik olmadığı, davaya konu taşınmazların asıl dava bakımından yüzölçümündeki azalmalar nedeniyle, birleştirilen davada ise tapunun iptal edilmesi nedeniyle davalının sorumluluğuna gidilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, düzeltme işleminin 16.06.2011 tarihinde, tapu iptal ve tescil davasının 02.12.2020 tarihinde kesinleştiği, eldeki asıl davanın 16.12.2019 tarihinde, birleştirilen davanın 11.01.2021 tarihinde 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, arazi niteliğindeki taşınmazların bulunduğu bölgedeki coğrafi durum ve toprak yapısı itibarıyla kapitalizasyon faiz oranının %4 oranında alınması, taşınmazın konumu ile taşınmazı o bölgedeki diğer taşınmazlardan ayıran özelliklerde gözetilmek suretiyle objektif değer artış oranının %10 uygulanması sonucu metrekare birim fiyatının asıl dava açılış tarihi olan 16.12.2019 tarihi itibarıyla 65,00 TL, birleştirilen dosya açılış tarihi olan 11.01.2021 tarihi itibarıyla 82,00 TL olarak hesaplanmış olmasında isabetsizlik görülmeyerek istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacıların murisinin 22.08.2006 yılında 7.350 m² olarak sahibi olduğu taşınmaz ile 19.09.2006 yılında 2800 m² olarak sahibi olduğu taşınmazın sonrasında 3402 sayılı Kanun'un Ek 4 ncü maddesine göre yapılan düzeltme işlemine tabi tutulduğu ve taşınmazların yüzölçümünün 4468,46 m² ve 2739,95 m²lere düştüğü, yine düzeltme işleminden sonra orman idaresi tarafından tapu maliki aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davasının Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/177 Esas 2020/124 Karar sayılı ilamıyla karara çıktığı, taşınmazların tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosyadaki bilgilere göre, asıl dosyada anılan eksilmenin teknolojik ve yöntem farklılıklarından kaynaklandığı, taşınmazın zemindeki kullanım durumu ile haritasındaki sınırlarında eylemli bir değişiklik olmadığı tespit edilmiştir. Şu durumda; davaya konu taşınmazların asıl dava bakımından yüz ölçümündeki azalmalar nedeniyle, birleştirilen davada ise tapunun iptal edilmesi nedeniyle davalının sorumluluğuna gidilmiş olması doğrudur 3. Düzeltme nedeniyle yüzölçümü azalan ve tapusu da iptal edilen taşınmazlara gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4360, K. 2024/10324, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-4360-e-2024-10324-k-da8b8b44befe