Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/3729 E. 2025/616 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3729
- Karar No
- 2025/616
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1407 Esas, 2023/4396 Karar DAVALILAR : 1. ... vekili Avukat ... 2. Tırsan Treyler San. Tic A.Ş. vekili Avukat ... DAHİLİ DAVALILAR : 1. ... vd. vekili Avukat ... 2. ... DAVA TARİHİ: 28.10.2015 KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: ...s 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/293 Esas, 2020/219 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare ve dahili davalı ... vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare, dahili davalı ... ve davalı ... Sanayi Ticaret A.Ş vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... ... yönünden husumetten reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve davalı ... Sanayi Ticaret A.Ş. vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde; İzmir ili, ...s ilçesi, ... Mahallesi 501 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... San ve Tic. A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle; maliki bulundukları parselleri üzerinde izinsiz inşaî faaliyetler olduğunu gördüklerini, bu nedenle Sultanbeyli 1. Noterliği kanalı ile gönderilen 25.02.2015 tarihli ve 06550 sayılı ihtarname ile söz konusu arsalarındaki çevre kirliliğine sebep olan ve tapuda kayıtlı zeytin ağaçlarını da yok eden izinsiz çalışmanın derhal durdurulmasını, çalışmanın sebebi olarak gösterilen yol çalışması ile ilgili planın yürürlükte olan plana ve mevzuata aykırı olduğu gibi hak ihlaline sebep olduğunu, kamulaştırma yükünü fazladan artıran bu uygulamanın sınırlı olan kamu kaynaklarının lüzumsuz yere tüketilmesine sebep olacağından bu haliyle kamu yararına da aykırılık teşkil ettiğinin bildirildiğini, izinsiz çalışmanın tespit edildiği gün itibarıyla yazıldığı anlaşılan ... 2. Bölge Müdürlüğünce pazarlığa çağrı yapıldığını, firma yetkililerinin de 20.03.2015 tarihinde 2. Bölge Müdürlüğünde hazır bulunarak öncelikle kavşak projesine itirazları olmadığını, ancak bu haliyle önceki planda olmamasına rağmen birden çok yol geçirilerek plan notlarına aykırılık teşkil edecek boyutta küçültüldüğü, davacı idarenin uhdesinde olmayan belediye imar yolunun da Kamulaştırma planına girdiği ve bu haliyle kamulaştırma maliyetlerini artırdığının izah edildiğini, davacı vekilinin ileri sürdüğü pazarlık görüşmelerine katılmamaları hususunun gerçeği yansıtmadığını, yol güzergahına isabet eden alanın kamulaştırılmasına itiraz etmediklerini, itirazlarının yol güzergahı dışındaki belediye imar yolunun kamulaştırma planına dahil edilmesine olduğunu belirterek kamulaştırmaya konu taşınmazlarla ilgili gerekli ölçüm ve keşiflerin yapılmasına, kamulaştırma bedelinin titizlikle belirlenmesini ve müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, kamulaştırma bedeli üzerinden kamulaştırma tarihinden itibaren davacı idare tarafından müvekkili şirkete ticari reeskont faizi ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Dahili davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazı ...s İcra Müdürlüğünün cebri icra yolu ile satışı sonucu aldığını, aldığı tarihte kamulaştırma davasına konu olduğuna ilişkin herhangi bir bilgisinin olmadığını, tapuya tescil aşamasında bu hususu öğrendiğini belirterek kamulaştırma bedelinin tarafına ödenmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare, dahili davalı ... ve davalı ... Sanayi Ticaret A.Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedeli olarak belirlenen değerin yüksek olduğunu, emsalin uygun olmadığını, yapılan kıyasın soyut olduğunu ve reel durumu karşılamadığını, vekâlet ücreti takdir edilmemesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı ....A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararına ait gerekçesini hatalı yorumlayıp netice olarak müvekkil aleyhine ağır hak kayıplarına yol açacak düzeyde bir kararın ortaya çıkmasına sebebiyet verdiğini, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazların bulunduğu ilçeden benzer nitelikte bir taşınmazın emsal gösterilmesi kuralının emsal kavramının tabiatına uygun bir şekilde olması gerektiğini, dava konusu taşınmazların özelliklerine benzer nitelikte olması gerektiğini, nitelikleri uyuşmayan bir taşınmazların sırf aynı ilçeden diye kabulünün doğru olmadığını, doktrin ve içtihatlarda belirtildiği üzere aynı ilçede dava konusu taşınmaza benzer nitelikte emsal yok ise başka bir ilçeden dava konusu taşınmaza uygun bir emsal gösterilmesi gerektiğini, kaldı ki dava konusu taşınmazların hem Gaziemir ilçesine hem de ...s ilçesine eşit uzaklıkta olduğunu, bilirkişi raporunda da yer aldığı üzere müvekkil şirkete ait taşınmazın; kuzeyind... Vakfı Okulları, Göçmen Konutları, doğusunda Adnan ...s Havaalanı, güneyinde sanayi tesisleri hem Gaziemir hem de ...s ilçelerine yaklaşık eşit uzaklıkta bulunan bir yer olduğunu, arsaya yapısının düz ve dikdörtgen olması nedeniyle her türlü inşaat yapılmasına son derece elverişli olduğunu, alınan emsalin uygun olmadığını, dava konusu taşınmazın 2016 ve 2020 yıllarında alınan bilirkişi raporları arasında fahiş fark bulunduğunu, 11.04.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre müvekkil şirket Tırsan Treyler Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin toplam hisse tutarının 989,00TL/m² birim değere göre 2.673.197,89 TL iken 16.03.2020 tarihli hatalı rapor ile toplam hisse tutarının 520,00 TL/m² birim değere göre 407.397,87 TL'ye düşürüldüğünü, taşınmazların imar parseline dönüştürüldüğünün göz ardı edildiğini, belirlenen değerin çok düşük olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 3. Dahili davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın 8.maddesinde; "Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 3.400.TLvekâlet ücreti takdiri ile davalılar Tırsan Treyler San.Tic.A.Ş., ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine" denildiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli Kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı gözönüne alındığında; kamulaştırma davalarında, kamulaştırma yapan idare lehine/kamulaştırma muhatabı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin, Anayasa'nın 35 inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirildiğinin dikkate alınmadığını, ayrıca davacı yararına vekâlet ücreti hükmedilmemesi gereği bir yana, bu ücretin ne kadarlık kısmından hangi davalının sorumlu olduğu, her bir davalının tamamından mı, yoksa davalı sayısına bölünmek suretiyle 1/3'ünden mi, yoksa dava konusu bedel tesbitinde hisselerine düşen oranda mı sorumlu olduklarının yazılmadığını belirterek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmşitir. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki davaya konu taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin doğru olduğu, dava konusu taşınmazların dava tarihi itibarıyla ve emsal alınan taşınmazın da satış tarihi itibarıyla imar parseli olduklarından düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmamasının doğru olduğu; fakat bilirkişi raporunda, emsalin dava tarihindeki değerinin bulunması işleminde, satış fiyatına Türkiye İstatistik Kurumu Üretici Fiyat Endeksi uygulanırken dava tarihi olarak 2015/Ekim ayı endeksi yerine, muhabere ile açılan davanın mahkemesinde esas aldığı tarih olan 2015/Kasım ayına ilişkin endeksin esas alındığı bu hususta usul ekonomisi de düşünülerek ek rapor alınmamış ve hesaplamanın Dairece resen yapıldığı, birim metrekare değeri (457,26-TL x 1,1514) = 526,50TL olarak belirlendiği buna göre davaya konu 501 ada 2 parselin dahili davalı ...'ın istinaf talebi sadece vekâlet ücretine ilişkin olup bedele yönelik istinaf talebi olmadığından, hüküm altına alınan 4.244,83TL açısından davacı lehine kazanılmış hak doğduğu dikkate alındığı, dava konusu 501 ada 3 parsel yönünden dahili davalı ...'in istinaf talebi olmadığından hüküm altına alınan 738,10TL açısından davacı lehine kazanılmış hak doğduğu dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi ve Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.07.2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ile 7139 sayılı Kanun'la Değişik 2942 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasının dördüncü cümlesinin iptal edildiği nazara alınarak derhal ödemeye ilişkini yönünde karar vermek gerektiğinden başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalı ... Sanayi Ticaret A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dileçesinde beilirttiği husuları tekrar etmiş ayrıca idare lehine vekâlet ücreti verilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2.Davalı ... Sanayi Ticaret A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği husuları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ile 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi yerinde değildir. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. Dava konusu taşınmazlara İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararından önce hükme esas alınan bilirkişi raporunda 989,00 TL/m², kaldırma sonrası hükme alınan bilirkişi raporunda ise doğru endeksleme ile 526,50 TL/m² TL değer biçildiğinden metrekare değerleri arasında fahiş fark bulunması nedeniyle alınan rapor inandırıcı ve hüküm kurmaya elverişli değildir. 6. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare ve davalı ... Sanayi Ticaret A.Ş. vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı ... peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Y.L