Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4477 E. 2025/4855 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4477
- Karar No
- 2025/4855
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/210 E., 2025/228 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Sendikanın davacı Şirketlere işyerinde sendika üyesi olan işçilerin listesini tebliğ etme zorunluluğunun olduğunu, işçilerin Sendikaya iradeleri dışında muvazaalı olarak üye yapılmış olabileceğini, davalı Sendikanın işyerinde yarıdan fazla çoğunluğa ulaşamadığını, bir kısım işçilerin Sendika ile ilişkisini kestiğini, işkolu itirazlarının bulunduğunu ileri sürerek davalı Bakanlığın 07.06.2023 tarihli ve 259210 sayılı olumlu yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Sendika vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin görevli makama kaydettirilmediğini ve davanın yasal sürede açılmadığını, dava dilekçesinde somut hiçbir delilin bulunmadığını, davalı Sendikanın yetki tespiti başvuru tarihi olan 02.06.2023 tarihinde işyerinde çalışan 70 işçiden 47'sinin davalı Sendika üyesi olduğu ve çoğunluk şartının sağlandığını, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'na (6356 sayılı Kanun) göre yetki tespiti başvurusunda üye kayıt fişlerinin işverene gönderilmesi gibi bir uygulama bulunmadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesini görevli makama kaydettirmediğini, yetki tespit başvuruları karşılanırken, işverenler tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) yapılan işyerlerine ilişkin tescil ve işçi bildirimlerinin esas alındığını, sendika yetki sistemine SGK kayıtlarından otomasyon sistemiyle yansıyan bilgiler doğrultusunda işlem yapıldığını, sendika üyeliklerinin işverene bildirilme zorunluluğu bulunmadığını, işkolu itirazının bu davanın konusu olmadığını, yetki tespitinin usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: davacıların meydana getirdiği iş ortaklığının tasfiye edildiğini, asıl işverenin dava dışı Sağlık Bakanlığı olması sebebiyle davanın Sağlık Bakanlığına ihbar edilmesi gerektiğini, tüzel kişiliği olmayan iş ortaklığının yetki tespitinde muhatap kabul edilemeyeceğini, işçilerin üyeliklerinin irade fesadı ile geçersiz olduğuna dair itirazlarının incelenmediğini, işyerindeki faaliyetin davalı Sendikanın kurulu bulunduğu işkolunda yer almadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulmasını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6356 sayılı Kanun’un 41. ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Somut uyuşmazlık hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi gereken nitelikte olduğundan 6100 sayılı Kanun’un 266. maddesine aykırı olarak İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu alınması hatalı ise de bu durum sonuca etkili görülmediğinden eleştiri ile yetinilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.