Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/3497 E. 2025/341 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3497
- Karar No
- 2025/341
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1943 Esas, 2023/1958 Karar Avukat ... DAVALILAR : 1. ... vd. vekili Avukat ... 2. ... vd. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Artvin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/480 Esas, 2023/199 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Artvin ili, ..., ... köyü 297 ada 13 parsel, 298 ada 48 ve 61 parsel, 317 ada 14 parsel, 355 ada 2 parsel ile 356 ada 3 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar için kıymet takdir komisyonu raporunda belirlenen bedelin düşük olduğunu, kamulaştırılan ve maden çıkartılacak alanda yer alan müvekkillerin üst ve alt soylarının mezarlarının da ortadan kaldırılacağını, bu nedenle tespit edilecek kamulaştırma bedeline bu mezarların açılma, nakil ve defin giderlerinin de eklenmesi gerektiğini, taşınmazlar maden ruhsatı ve işletme izni verilen sahada yer aldığından değerinin tespiti için oluşturulacak bilirkişi kurulunda maden ve jeoloji mühendislerinin de yer alması gerektiğini, taşınmazların konumu ve nitelikleri itibarıyla kıymetli olduğunu, bu hususların değer artırıcı unsur olarak dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, taşınmazların yer aldığı köyde maden bulunmasının objektif değer artışı uygulanmasını gerektirmediğini, uygulanan oranın hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verildiği hâlde, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemişken davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yargılama giderlerinin davalıdan alınarak müvekkili idareye verilmemesinin usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Bir kısım davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların değeri belirlenirken maden gelirine göre hesaplanan değerin de kamulaştırma bedeline eklenmesi gerektiğini, tarımsal gelir yöntemine göre yapılan hesaplamanın mevcut kullanım ve üretim desenine uygun olmadığını, davanın 21.09.2022 tarihinde açıldığını, üç ay sonra 2023 yılı verileri uygulanacağı hâlde, eldeki davada 2022 yılı verilerinin esas alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, 2023 yılı verileri uygulanmadığı takdirde 2022 yılı verileri uygulanarak elde edilen değere yıl içerisinde oluşan enflasyon oranında yeniden değerleme yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların bulunduğu sahada 5177 sayılı Maden Kanunu’nun 2 nci maddesinde tanımlanan 4 (c) grubu maden bulunduğu tespit edilmiş ise de, taşınmazın maden gelirine göre değerlendirilebilmesi için aynı Kanun'un Geçici 8 inci maddesine dayanılarak çıkartılan Maden Yönetmeliği'ne göre işletme ruhsatı alınması gerektiğinden ve dosya kapsamında davalıya ait ruhsat bulunmadığı anlaşıldığından, taşınmazlara 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak arazi olarak değer biçilmesinin yerinde olduğu taşınmazların maden sahası içerisinde bulunması objektif değer artış nedeni değil ise de taşınmazların konumu ve bilirkişi raporunda yazılı özellikleri dikkate alınarak 355 ada 2 parsel ve 356 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar için %65, 298 ada 48 parsel, 297 ada 13 parsel, 317 ada 14 parsel ve 298 ada 61 parsel sayılı taşınmazlar için %60 oranında objektif değer artışı uygulanmasında, taşınmazların kapama karışık meyve ve sebze bahçesi olarak değerlendirilmesinde, uygulanan verim miktarlarında ve davanın niteliği gereğince davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, 4650 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereğince açılan tespit ve tescil davalarında değerlendirmenin aynı Kanun'un 15 inci maddesi uyarınca dava tarihindeki verilere göre yapılması gerektiğinden, davalı vekilinin taşınmazların 2022 yılı verileri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazının yerinde görülmediği, iklim koşullarının elverdiği bazı yörelerde bir ürün hasat edildikten sonra toprağın yeniden hazırlanıp ikinci uygun ürün ekilebildiği, bir yılda birden fazla ürün alınma imkânı bulunan yerlerde ülke genelinde bir yıldaki ikinci ürünün hazırlık ve yetiştirme süreleri de dikkate alındığında yılı aşan süre gerektiği de gözetilerek, iki yılda üç ürün veya üç yılda dört ürün münavebe esası uygulanarak değerlendirme yapılması gerektiği, ancak dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede bir yılda birden fazla ürün yetiştirilmesi olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. 2. Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmazların işletme ruhsatı alınan sahada bulunması nedeniyle kamulaştırılmasına karar verildiğinden 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kamulaştırmayı gerektiren hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârın dikkate alınamayacağı gözetilerek kısmen sulu arazi, kısmen kapama meyve bahçesi niteliğindeki dava konusu Artvin ili, ..., ... köyü 297 ada 13 parsel, 298 ada 48 ve 61 parsel, 317 ada 14 parsel, 355 ada 2 parsel ile 356 ada 3 parsel sayılı taşınmazların zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değerinin tespit edilmesi, üzerinde bulunan yapılara ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülmek suretiyle değer biçilerek adil ve hakkaniyete uygun olarak tespit edilen bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa ödenmesi, dava konusu taşınmazların davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesi yerindedir. 3. Dava konusu taşınmazların hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygundur. 4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. 5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre bir kısım davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 6. Dava konusu 297 ada 13 parsel, 298 ada 48 ve 61 parsel ile 355 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar kısmen kapama karışık meyve bahçesi olarak kabul edilerek taşınmazların ağırlıklı ortalama metrekare birim bedeli hesaplamasında kapama karışık meyve bahçesi değeri dikkate alındığı hâlde, bu kısımlar üzerinde yer alan meyve ağaçlarının değeri ayrıca hesaplanarak kamulaştırma bedeline eklenmek suretiyle fazla bedele hükmedilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bir kısım davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı taraftan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.