Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5196 E. 2025/6013 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5196
Karar No
2025/6013
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1945 E., 2025/1054 K. DAVA TARİHİ : 13.06.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/196 E., 2024/327 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 05.06.2007-11.05.2023 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalıya ait işyerinde satış süpervizörü olarak çalıştığını, ücretinin 38.544,00 TL brüt olduğunu, davalının ... .... Noterliği 11.05.2023 tarihli ve 03791 yevmiye No.lu ihtarnamesi ile iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın sonlandırıldığını, ihtarname içeriğindeki iddianın gerçek olmadığını ve feshin haksız ve geçersiz olduğunu, haftanın 6 günü 06.00-18.00 saatleri arasında çalışma yapıldığını ancak işlerin yoğun olması bahane edilerek haftanın 4 günü 19.30'a kadar çalıştırıldığını, yine her ayın son günü sayım - envanter işlemlerinden dolayı 06.00 - 21.00 arası çalıştığını, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, yıllık izin kullandırılmadığını, dinî bayramlar hariç diğer tüm bayramlarda çalıştırıldığını ancak ücretlerinin ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücreti ile manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; işçi alacakları bakımından zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 01.10.2007-10.05.2023 tarihleri arasında Şirket nezdinde çalıştığını ancak davacının iş sözleşmesinin müvekkili Şirket tarafından gerçekleştirilen iç soruşturma kapsamında davacının pozisyonunu kullanarak Şirket bünyesinde çeşitli usulsüzlükler yaptığının tespit edilmesi üzerine haklı nedenle feshedildiğini, davacının fazla çalışma yaptığını ve karşılıklarının ödenmediğini iddia etmiş ise de bu hususun gerçeklikten uzak olduğunu, fazla çalışma ücretlerinin sözleşme gereği aylık ücrete dâhil olduğunu, davacının kullanmadığı ... günlük yıllık ücretli izni kalmış ise de karşılığının banka kanalıyla kendisine ....544,12 TL olarak ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işverenin fesih sebepleri ile bağlı olup sonradan bu sebepleri genişletmesi ve değiştirmesinin mümkün olmadığı, yazılı fesih bildirimine göre davacıya isnat olunan eylemler ve fesih sebeplerinin; plasiylerlerin yaptıkları satışlarda haksız kazanç elde etmelerinden davacının haberdar olmasına rağmen aksiyon alınmaması ile bu durumdan kaynaklı güvenin ortadan kalkması olarak belirtildiği, yazılı fesih bildiriminde davacının Şirketi doğrudan maddi bir zarara uğrattığı, usulsüz olarak tabir edilen işlemlere iştirakinin bulunduğu, Şirket ile bağlantısı bulunmayan masrafların gider gösterilmesi gibi hususlardan bahsedilmediği, davacının, plasiyerlerin işlemlerinden ne şekilde haberdar olduğunun belirtilmediği, plasiyerlerin nakit tahsilatları kendi kredi kartlarından çekmesi iddiası bakımından davacının; bu konuda gerekli uyarıların yapıldığına dair beyanda bulunduğu, fesih bildiriminde yer alan; plasiyerlerin satış yapmadığı hâlde satış yapmış gibi gösterme ve gerçek dışı bilgiler kullanma şeklindeki eylemlerinin davacının bilgisi dâhilinde olduğu ve buna göz yumduğu hususunun ispatlanmadığı gibi iddia edilen iş bu usulsüzlüklere ilişkin delil sunulmadığı, satış işlemlerinin davacı onayından geçip geçmediğinin tespit edilemediği, kaldı ki davacıya ait görev tanım yazısında bu nitelikte bir görevinden de bahsedilmediği, kaldı ki davacının söz konusu eylemlere iştiraki iddia edilmediği gibi esasen denetim görevini ihmal ettiğinden bahsedilerek feshin yapılmasına göre fesih sebebinin haklı neden ağırlığında da olmadığı bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, taraflar arasında düzenlenen yazılı iş sözleşmesinde fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunun düzenlendiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bunun dikkate alındığı, davacı tanıklarının davacı ile çalışma süresi ve beyanları dikkate alınarak fazla çalışma alacağının belirlendiği, yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığı, davalının, işyeri kural ve uygulamalarına aykırı davrandığı düşüncesiyle gerçekleştirdiği anlaşılan fesih eyleminin davacının kişilik haklarını zedeler mahiyette olmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle fesh edildiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağına hak kazanamadığını, .... Fazla çalışma alacağı yönünden davalı tanıklarının beyanlarının dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, davacının ücretine fazla çalışma alacağının dâhil olduğu hâlde dikkate alınmadığını, 3. Bilirkişiden itirazlar doğrultusunda ek rapor alınması taleplerinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshinin haklı nedene dayalı olup olmadığı ile fazla çalışma alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5196, K. 2025/6013, T. 08.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5196-e-2025-6013-k-09a1e7318eb8