Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/3284 E. 2025/336 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3284
Karar No
2025/336
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/656 Esas, 2023/1895 Karar ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVACI : Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekili Avukat ... ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVALI : ... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 10.11.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Artvin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/475 Esas, 2022/706 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; Artvin ili, ...,...köyü 294 ada 4 parsel ile 362 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar için kıymet takdir komisyonu raporunda belirlenen bedelin düşük olduğunu, yapılacak keşif neticesinde gerçek değerlerinin tespitini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, köyde bulunmasının objektif değer artışı uygulanmasını gerektirmediğini, uygulanan oranın hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verildiği hâlde, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemişken davalı lehine asıl ve birleştirilen dava için ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yargılama giderlerinin davalıdan alınarak müvekkili idareye verilmemesinin usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların değeri belirlenirken maden gelirine göre hesaplanan değerinin de kamulaştırma bedeline eklenmesi gerektiğini, tarımsal gelir yöntemine göre yapılan hesaplamanın mevcut kullanım ve üretim desenine uygun olmadığını, davanın 10.11.2021 tarihinde açıldığını, bir ay sonra 2022 yılı verileri uygulanacağı hâlde, eldeki davada 2021 yılı verilerinin esas alınmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, 2022 yılı verileri uygulanmadığı takdirde 2021 yılı verileri uygulanarak elde edilen değere yıl içerisinde oluşan enflasyon oranında yeniden değerleme yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların bulunduğu sahada 5177 sayılı Maden Kanunu’nun 2 nci maddesinde tanımlanan 4 (c) grubu maden bulunduğu tespit edilmiş ise de taşınmazın maden gelirine göre değerlendirilebilmesi için aynı Kanun'un Geçici 8 inci maddesine dayanılarak çıkartılan Maden Yönetmeliğine göre işletme ruhsatı alınması gerektiğinden ve dosya kapsamında davalıya ait ruhsat bulunmadığı anlaşıldığından, taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak arazi olarak değer biçilmesinin yerinde olduğu, taşınmazların konumu ve bilirkişi raporunda yazılı özellikleri dikkate alınarak %65 oranında objektif değer artışı uygulanmasında, taşınmazların kapama karışık meyve ve sebze bahçesi olarak değerlendirilmesinde, uygulanan verim miktarlarında ve davanın niteliği gereğince davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığını, 4650 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereğince açılan tespit ve tescil davalarında değerlendirmenin aynı Kanun'un 15 inci maddesi uyarınca dava tarihindeki verilere göre yapılması gerektiğinden, davalı vekilinin taşınmazların 2022 yılı verileri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazının yerinde görülmediği, iklim koşullarının elverdiği bazı yörelerde bir ürün hasat edildikten sonra toprağın yeniden hazırlanıp ikinci uygun ürün ekilebildiği, bir yılda birden fazla ürün alınma imkânı bulunan yerlerde ülke genelinde bir yıldaki ikinci ürünün hazırlık ve yetiştirme süreleri de dikkate alındığında yılı aşan süre gerektiği de gözetilerek, iki yılda üç ürün veya üç yılda dört ürün münavebe esası uygulanarak değerlendirme yapılması gerektiği, ancak dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede bir yılda birden fazla ürün yetiştirilmesi olanağı bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının da yerinde görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmazların işletme ruhsatı alınan sahada bulunması nedeniyle kamulaştırılmasına karar verildiğinden 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kamulaştırmayı gerektiren hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârın dikkate alınamayacağı gözetilerek kısmen sulu arazi, kısmen kapama meyve bahçesi niteliğindeki dava konusu Artvin ili, ...,...köyü 294 ada 4 parsel ile 362 ada 1 parsel sayılı taşınmazların zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değerinin tespit edilmesi, üzerinde bulunan yapılara ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülmek suretiyle değer biçilerek adil ve hakkaniyete uygun olarak tespit edilen bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa ödenmesi, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesi yerindedir. 3. Dava konusu taşınmazların hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygundur. 4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. 5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 6. Asıl ve birleştirilen dava aynı hukuki sebebe dayandığından kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine tek vekâlet ücretine karar verilmesi gerekirken asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (9) ve (11) numaralı bentlerinin hükümden tümüyle çıkartılması ayrı bir bent olarak "Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.200,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacı idareden alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/3284, K. 2025/336, T. 09.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-3284-e-2025-336-k-bacd1a40eb73