Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/14098 E. 2025/9529 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/14098
- Karar No
- 2025/9529
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1282 Esas, 2024/2728 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki hisse hatasına ilişkin tapu kaydına işlenen şerhin kaldırılması olmadığı takdirde tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince tapu kütüğündeki beyanların ve şerhin kaldırılması talebinin reddine, tazminata ilişkin talebinin kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının tapu kayıtlarına güvenerek dava dışı kişiden ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 289 ada 2 parsel sayılı, 4200 m² yüzölçümlü taşınmazın 24/320 hissesini (315 m² olarak) satın aldığını, ... Tapu Müdürlüğünün yapmış olduğu incelemeler sonucunda, müvekkilinin satın aldığı hissenin 24/320 (315,00 m2) iken, müvekkilinin hissesinin hatalı olduğunun ve hissenin 36/3200 (47,25 m²) olması gerektiğinin müvekkiline bildirildiğini belirterek müvekkilinin tapu siciline güvenerek aldığı taşınmazda meydana gelen alan kaybı nedeniyle uğranılan zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik ve husumet nedeni ile davanın reddi gerektiğini, somut olayda hukuka aykırı bir durum olmadığını, davacı tarafın ileri sürdüğü hususlarda müvekkili idarenin hiçbir kusuru bulunmadığı gibi hukuki sorumluluğunun da olmadığını, davacı tarafın uğramış olduğunu iddia ettiği zararı belgelemediğini, zararın oluşmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin hiçbir kusuru bulunmadığı gibi hukuki sorumluluğunun olmadığını, 27.09.1988 tarihli hisse intikali işlemi sırasında tapuda hisse dağıtım hatası yapıldığı iddia olunmuşsa da, tüm işlemlerin usul ve yasaya uygun olarak gerçekleştiğini, yapılan işlem ve uygulamalarda hukuka aykırılık bulunmadığı gibi zararın oluşmadığını, davacı taraf uğramış olduğunu iddia ettiği zararı belgelemediğini, ortada bir zararın varlığından söz edilemeyeceğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde açıkça tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan söz edildiğini, tapu kayıtlarının aleni olduğunu, davacının satıştan önce ve sonra satın aldığı şahsın tapudaki hisse miktarını öğrenmesini engelleyecek bir durum söz konusu olmadığını, zararın doğmadığını, Hazine yasal hasım olduğundan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden aleyhe vekâlet ücreti ve yargılama gideri yüklenemeyeceğini, bilirkişi raporlarının eksik ve yetersiz olduğunu, rapora karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişiler için taşınmazın iddia olunan zarar tarihindeki niteliğinin esas alınmadığını, fahiş bedel belirlendiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına kayıtlı 24/320 hissenin davacının satın almasından önce hatalı olarak intikal ettirilmesi nedeniyle Tapu Müdürlüğünce 36/3200 hisse olarak düzeltilmesi sonucu davacının hissesine isabet eden miktarın 315,00m² den 47,25 m²'ye düşürüldüğü, söz konusu düzeltme işleminin yasaya uygun olarak yapıldığı ve Mahkemece hatalı hisse şerhinin kaldırılmasına yönelik talebin reddine ilişkin karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmadığı, sadece terditli tazminat talebine ilişkin davalı hazine vekili tarafından istinaf talep edilmekle sözkonusu tapuda düzeltim işleminin kesinleşmiş olduğu, davacıya ait hissenin tashih işlemi sonucu küçülmesi nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartlarının oluştuğu, davacının zararının karşılanması gerektiği, değerlendirme tarihi itibariyle vasfı arsa olarak belirlenen taşınmazın değerinin resmi veriler ışığında emsal satış yöntemiyle belirlendiği, belirlenen değerin taşınmazın konumuna ve çevresel faktörlere göre adil ve hakkaniyete uygun olduğu, mahkemece verilen karar usul ve kanuna uygun olduğu, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tazminata konu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 289 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 24/320 hissesinin davacı tarafından 20.11.2009 tarihinde satın alma yolu ile iktisap edildiği, taşınmazın davacının satın alımından çok önce, 1988 yılında yapılan intikal işlemi sırasında, ... isimli paydaşa ait hissenin mirasçılarına hatalı olarak intikal ettirilmesi sebebiyle Tapu Müdürlüğünce dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine 2013 yılında hisse hatasına ilişkin şerh verildiği, satın alma tarihinde taşınmaz üzerinde hisse hatasına ilişkin herhangi bir şerhin bulunmadığı, Tapu Müdürlüğünce hisse hatasının düzeltileceğine ilişkin davacıya bildirimde bulunulduğu, davacı tarafından bildirimden sonra hisse hatası nedeniyle payına isabet kısmın küçüleceğinden bahisle 10.06.2021 tarihinde hisse hatasına ilişkin şerhin kaldırılması olmadığı takdirde tazminat talebiyle eldeki davayı açtığı, dava devame derken tapu müdürlüğünce 01.11.2021 tarihinde resen davacı ait 24/320 hissenin 36/3200 (9/800) hisse olarak düzeltildiği anlaşılmaktadır. 3. Dava konusu arsa niteliğindeki taşınmaza emsal kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi ve bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.