Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12962 E. 2025/10694 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12962
- Karar No
- 2025/10694
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1501 Esas, 2024/1736 Karar KARAR : Usulden ret/ Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/265 Esas, 2024/78 Karar Taraflar arasındaki imar uygulaması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 14.02.1979 tarihinde o dönemde Niğde ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 68 pafta 1098 ada 35 parselde kayıtlı 16.146,00 m²li kerpiç ev ve çayırlık vasıflı taşınmazdaki 824/32292 hisseyi (412m²) o zamandaki para ile 24.000 TL bedelle satın aldığını, o dönemde müvekkiline verilen tapu senedinin dava dilekçesine ekli olduğunu, müvekkilinin tapu müdürlüğüne olan ... neticesinde bu taşınmazı satın alma yolu ile edindiğini, ancak müvekkilinin tapulu taşınmazı 24.02.1984 kabul tarihli 2981 sayılı Kanun gereğinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında müvekkiline ait tapu kaydına uygulanmadığını, müvekkiline ait taşınmazın başka kişilere dağıtıldığını, belediye tarafından da kadastro tespitlerinin nazara alınarak İmar Kanunu'nun 18 nci maddesi uygulaması yapıldığından dolayı müvekkile herhangi bir parsel tahsis edilmediğini, bu nedenle müvekkilinin tapulu taşınmazın kullanması ve yararlanması ve tasarruf etmesi imkanının ortadan kalktığını, müvekkilinin yanlış kadastro uygulamasından kaynaklı hakkının ihlal edildiğinden bahisle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince taşınmazın iş bu davanın karar tarihinde en yakın tarihteki güncel değerinin yasal faizi ile birlikte müvekkiline tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 10.01.2024 tarihli ek raporda emsal karşılaştırması yapılarak belirlenen değerin 1.245.731.200,00 TL olabileceğinin hesaplandığını, bu raporda belirtilen tapu kayıtlarındaki satış değerlerinin gerçek satış değerlerinden daha düşük olması nedeniyle emsal karşılaştırması yapılarak ve yapılmadan elde edilen değerlerin birbirinden farklı olduğunu, emsallerin dikkate alınmadan hazırlanan rapora göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerçek zarar hesabı yapılması gerektiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hatalı değerlendirme sonucu karar verildiğini beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, yeterince inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini, emsal bedel araştırması yapılmadan karar verildiğini ileri sürerek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine, masrafların karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.07.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı taraf, 1098 ada 35 parsel sayılı 16.146 m² yüzölçümlü taşınmazın 824/32292 payını 14.02.1979 tarihinde satın aldıklarını kadastro çalışmaları sırasında tapu kaydının uygulanmayıp başka kişiler adına tescil edildiğini bu sebeple mülkiyet hakkının ihlal edilmesi nedeniyle 4721 sayılı Medenî Kanunu’nun 1007 nci maddesine göre hesaplanacak tazminatın karar tarihine en yakın tarihe güncellenerek yasal faizi ile birlikte tazmini istemi ile dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan, davalı vekilinin başvurusunun ise usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce kararın onanmasına karar verilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile Fen Bilirkişisi ...’nın 18.05.2022 tarihli raporuna göre: Dava konusu taşınmaz 19.11.1968 tarihinde 2613 sayılı Kanun’a göre yapılan tesis (Şehir) kadastrosu sırasında üç adet eski tapu kaydı uygulanmak suretiyle 309 ada 35 parsel numarası verilerek kerpiç ev ve çayırlık vasfıyla 16.146 m² yüzölçümlü olarak dava dışı ... adına tespit edilmiş 05.08.1969 ila 06.10.1969 tarihleri arasında yapılan askı ilanı sonucunda tespitin kesinleşmesi üzerine 07.10.1969 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Bilahare 309 ada 35 parselin ada değişimi yapılarak 1098 ada 35 parsel olarak yeniden adlandırılmış 1987 yılında Kadastro Müdürlüğünce 1098 (309) ada 35 parsel yapılan 2981 sayılı Kanun çalışması ile 1098 ada 237, 238 ,239, 240, 241, 242, 243 ve 1419 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13,14, 15,16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 parsellere gitmiş, dosya içinde mevcut tutanak suretinin arka sayfasının “Sınırlandırma ve Tespitin Sonucu” sütununda “3402 sayılı Kanun’un 11 inci maddesine göre 28.6.1989 ila 28.7.1989 tarihleri arasında yapılan 30 günlük ilan süresinde dava açılmadığından kesinleşmiştir.” ibaresi yazılmıştır. Daha sonra ... Belediyesince 1994 yılında 1098 ada 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243 ve 1419 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7,8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 parsellerde yapılan 18 inci madde imar uygulaması sonucu 2248 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 2249 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 parsellerin oluştuğu, anlaşılmaktadır. 1098 ada 35 parselde yapılan 2981 sayılı Kanun uygulaması sonrasında davacı ... oğlu ...’e taşınmazdaki 824/32292 hissesine (412 m²) karşılık yer verilmediği, ancak 1098 ada 240, 242 ve 1419 ada 1419 ada 7, 18, 21 parsellere ipotek tesis edilerek alacaklı gösterildiği, ... Belediyesi tarafından 1994 yılında yapılan 18 inci madde uygulaması sonrasında bu ipoteklerin 2248 ada 1, 8 ve 2249 ada 2, 3, 9 parsellere aktarıldığı ve yine ... Belediyesi tarafından 2002 yılında 2248, 2249 adalarında bulunduğu kısımda yapılan 18 inci madde uygulaması sonrasında bu ipoteklerin 5215 ada 1, 2, 3, 7 ve 5216 ada 11 parsellere aktarıldığı anlaşılmaktadır. Dava; satın alma yoluyla malik olunan taşınmaza ait tapu kaydındaki davacı payının 2981 sayılı Kanun uyarınca yapılan ve itiraz edilmemesi üzerine kesinleşen çalışmalar sonrasında bedele dönüştürülmesi ve bilahare Belediyece yapılan imar uygulamasında paya karşılık taşınmaz verilmediği iddasıyla mülkiyet hakkının kaybedildiğine dayalı 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince tazminat istemiyle açılmış ise de 6100 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi gereğince bir davada olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme görevi hakime ait olduğundan Mahkemece davaya imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması davası olarak bakılması ve bu doğrultuda deliller değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden karar BOZULMALIDIR. Bu düşünceyle Sayın Çoğunluğun onama görüşüne katılamıyorum. 07.07.2025