Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/14095 E. 2025/10964 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/14095
- Karar No
- 2025/10964
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2821 Esas, 2024/2454 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/253 Esas, 2023/34 Karar Taraflar arasındaki mülkiyeti davacılara ait taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırı içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait üzerinde ... Vakfı şerhi olan dört kıta tapu (... , ... ve 13 ile ... Sokağı) bulunduğunu, ... tapusunun; "64 pafta 438 ada 25 parsel 24.000 m²", "64 pafta 438 ada 26 parsel 515.434 m²" ve "65 pafta 441 ada 27 parsel 337.000 m²" olan taşınmazları içerdiğini, bu parsellerin zabıt kayıt defterlerinde kaldığını, ... ve 13 numaralı tapuların; "60 pafta 406 ada 33 parsel 71.926 m²" olan taşınmazları içerdiğini, bu parselin de zabıt kayıt defterlerinde kaldığını, ... tapusunun; "60 pafta 391 ada 9 parsel 12.842,00 m²" ve "62 pafta 426 ada 4 parsel 111.080 m²" olan taşınmazları içerdiğini, bu parsellerin de zabıt kayıt defterlerinde kaldığını, yine aynı tapuda 241.400 m² alanın Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.06.1958 tarihli ve 1957/237 Esas, 1958/224 Karar sayılı kararında 1/6’sının (yaklaşık 40.233 m²) mirasçılar adına tescil edilmiş olmasına rağmen kadastro harici olduğundan zabıt kayıt defterlerinde kaldığını, ... sırtlarındaki tapusu 1927 yılında yenilenen ve 1938 tarihinde ... Kuvvetlerinin bölgeye gelmesi üzerine 1939 yılında orman olarak tahsis edilmesi gerekçesiyle ve 1950’li yıllarda başlayan kadastro çalışmaları nedeniyle aile (murisler) tarafından Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava neticesinde 09.06.1958 tarihli ve 1957/237 Esas, 1958/224 Karar sayılı ilâmla dört kıta kök tapu halinde 1100 dönümlük bir alanın 440 hektarlık Kavak Ormanlarından çıkartılarak davacılar adına tescil ettirildiğini ve geriye zabıt kayıt defterinde görülen alanların (Toplam 1.112.515,00 m² bir alan) kaldığını, tapusu alınabilen parseller haricinde geriye yukarıda sayılan taşınmazların kaldığını, bu taşınmazlara kamulaştırmasız el atılması nedeniyle ayni olarak iadesi hukuken mümkün olmadığından bedellerinin tazmin edilmesi için işbu davanın açıldığını, her ne kadar daha önce dava konusu taşınmazların orman sayılarak tapuları müvekkillerine verilmemişse de, bu durumun mülkiyet haklarına dayalı olarak kamulaştırmasız el atma davası açılmasına engel teşkil etmediğini, 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'a (221 sayılı Kanun) göre tescillerde tazminat talep edilmesini yasaklayan 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Herhalde gayrimenkule müdahalenin men'i ve tazminat davası dinlenmez" hükmündeki "ve tazminat" ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 17.01.2008 tarihli ve 2004/25 Esas, 2008/42 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini, iptal kararı üzerine bu şekilde el atılan gayrımenkuller için tazminat verilmesinin yasal zorunluluk haline geldiğini, daha sonra Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile 221 sayılı Kanun'un tüm maddelerinin iptaline karar verildiğini, kamulaştırmasız el atma davası açabilmek için, mülkiyet hakkına sahip olmanın gerekli ve yeterli olduğunu, dava açabilmek için önemli olan tapu kaydı değil, mülkiyet hakkının varlığı olduğunu, tapuda müvekkil adına bir tescil/kayıt görünmese de bu durumun yolsuz tescilden kaynaklandığını, sözü edilen taşınmazlara kamulaştırmasız el atıldığını, bu nedenle sorumlu davalı idarelerin dava konusu taşınmazların piyasa rayicine göre hesaplanacak bedellerini tazminat olarak ödemeleri gerektiğini belirterek, taşınmaz bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili idareye karşı açılan davanın hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, husumetin Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilerek müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın kendi adına ait olduğunu iddia zabıt kayıtlarının geçerliliğinin bulunmadığını, orman alanında kalan taşınmazlar için mülkiyet iddiasında bulunulamayacağını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların mülkiyetinin orman statüsüne alınarak kamulaştırmasız el atılması nedeniyle tazminat istemiyle davanın açıldığını, husumetin ... Genel Müdürlüğüne yöneltilerek müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; tapu kayıtlarına göre dava konusu taşınmazlarda davacıların hak sahibi olmadıklarını, dava konusu taşınmazlara müvekkili idare tarafından el atılmadığı gibi taşınmazların müvekkilinin sorumluluğunda bulunan ana ulaşım yollarına cephesinin bulunmadığını, bu nedenle müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; açtıkları davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesine dayanmadığını, kamulaştırmasız el atma davası açtıkları halde davanın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesine dayalı tazminat davası olarak nitelendirildiğini, dava konusu taşınmazlara herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın Devlet ormanı içine alınmak ve askeri alan ile mezarlık alanına ayrılmak suretiyle el atılması nedeniyle tazminat isteminde bulunduklarını, bu el atmaların keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığında tespit edileceğini, davalarının usul yönünden reddedilmeyip esas yönünden görülmesi gerektiğini, müvekkillerinin mülkiyet haklarına ilişkin geniş açıklamalara yer verildiğini, usul ekonomisi dikkate alınarak doğrudan kamulaştırmasız el atma davası açtıklarını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesindeki açıklamalar ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, eski tapu kaydına (zabıt kaydı) dayalı olarak açılan eldeki davada, tapu kayıtlarının kapsadığı iddia olunan dava konusu taşınmazların 1955 yıllarında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, herhangi bir mülkiyet bedeli ödenmeksizin, askeriye, mezarlık ve orman alanı olarak tespit edildiğini ve bu şekilde zabıt kaydından kaynaklı mülkiyet hakkının yitirildiğini belirterek tazminat talebinde bulunulduğu, davacı tarafın kadastro çalışması sonucu oluşmuş bir tapu kaydının bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan sorumluluğun kadastro işlemlerini de kapsadığı, buna göre davanın, eski tapu (zabıt) kaydı kapsamında kalan alanların, kadastro çalışmaları sonrasında tapuya bağlanmadığı ve bu suretle zarara uğranıldığı iddiasını dayalı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, bu türden iddialara dayalı açılan davalarda, pasif husumetin Maliye Hazinesine ait olduğu, davacılar vekilinin husumette maddi yanılgıya düştüğüne dair herhangi bir iddiasının bulunmadığı, bu durumda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesinde ön görülen taraf değişikliğine gidilmeksizin davalı ..., ... ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca 6100 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca hukukî nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hâkime ait ise de dava sebebini değiştirecek şekilde kamulaştırmasız el atma davasını 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesine göre tazminat davası olarak niteledirmenin hâkimin hukukî nitelendirme yetkisinin kapsamına girmediğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Yapılan incelemede; davacıların iddialarına dayanak olarak gösterdikleri murislerine ait eski zabıt kayıtlarının 1955 yılında yörede yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların orman niteliğinde olması nedeniyle revizyon görmediği anlaşılmakta olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kadastro tutanaklarında belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz, yine aynı Kanun'un 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan, kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybeder hükümleri gözetildiğinde, davacılar veya murisleri tarafından 10 yıllık hak düşürücü süre içinde herhangi bir tespite itiraz davasının açılmadığı tespit edilmekle, arazi kadastro çalışmaları sırasında orman niteliğinde olması nedeniyle revizyon görmeyen ve işleme tabi kayıt niteliği kalmayan hukukî değerini yitiren tapu kaydına dayanılarak tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğrudur. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.