Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13803 E. 2025/11260 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13803
- Karar No
- 2025/11260
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2133 Esas, 2024/3499 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/305 Esas, 2022/113 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... Mahallesi .. parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, taşınmazın tarla vasfında sayılması gerektiğini, m² birim fiyatının yüksek belirlendiğini, emsalin uygun olmadığını, inşai ve zirai muhdesat bedelinin yüksek belirlendiğini, müvekkili lehine vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemiyle istinaf talebinde bulunmuştur.
2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; eski tarihli olduğu için seçilen emsalin uygun olmadığını, kamulaştırma bedelinin doğru hesaplanmadığını, emsal karşılaştırmasının rayiçlerle uyumlu olmadığını, düzenleme ortaklık payı kesintisinin yapılmaması gerektiğini, yapılardaki yıpranma paylarının yüksek belirlendiğini, ağaç bedellerinin düşük belirlendiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğinde kabul edilen taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem olarak doğru olduğu gibi, dava konusu taşınmazın kadastral parsel olduğu, emsal taşınmazın imar parseli olduğu belirlenmiş olup, taşınmazdan dava tarihinde yürürlükte bulunan 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18/7 inci maddesi gereğince düzenleme ortaklık payı indirimi yapılmasının ve taşınmazın üzerindeki ağaçlara yaş, cins ve verim durumlarına uygun maktu değer biçilmesinin, yapılara 2022 yılı yapı yaklaşık maliyet tebliği esas alınıp, yıpranma payları düşülerek değer belirlenmesinin yerinde olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23/10/2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararı göz önüne alındığında davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de doğru olduğunu belirterek her ne kadar düzenleme ortaklık payı kesinti oranı düşük ise de davanın açıldığı 2021 yılı Ağustos ayı itibarıyla tespit edilen 176,00 TL/m² birim fiyatının Daire incelemesinden geçen benzer mahiyetteki dosyalarla uyumlu olduğundan, bu hususta kararın kaldırılmasına gerek görülmediği belirtilerek; ancak taşınmaz üzerindeki muhtesatın davacı idareye aidiyetine dair hüküm kurulmamış olması yerinde görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ve Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı gözetilerek bozma kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya aynı Kanun'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca maddesi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek; ağaçlara ise yaş, cins ve verim durumu dikkate alınmak suretiyle değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Dava dosyasının seri nitelikte açılan davalardan biri olduğu kabulüne göre, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirtilen maktu vekâlet ücretin yarısına hükmedilmesi yerindedir.
5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.