Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3867 E. 2025/5892 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3867
- Karar No
- 2025/5892
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/55 E., 2024/412 K.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; davacıların, tapuda bahçe vasfıyla Hazine adına kayıtlı bulunan ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 281 25... parsel (eski ... köyü 1414 parsel) sayılı taşınmazın zilyedi olduklarını, kadastro tespitine karşı açılan Hazinenin de taraf olduğu davada, ... Kadastro Mahkemesinin 1991/337 Esas ve 1994/2179 Karar sayılı kararı ile taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidinde orman sınırları içine alındığı, 1976 yılında yapılan 6831 sayılı Orman Kanunu' nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uygulama çalışması sonucunda orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B vasfındaki arazi olduğunu, ancak tapu kaydı üzerinde 6831 Kanun' un 2/B maddesi belirtmesi olmadığından kullanıcı tespiti yapılamadığını ve davacıların 6292 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanamadığını ileri sürerek, taşınmazın 6831 sayılı Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğunun ve 30.12.2011 tarihi öncesinden beri davacıların zilyetliğinde olduğunun tapu kaydına şerh verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen ilk hükmün, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 28.12.2018 tarihli ve 2018/601 Esas, 2018/856 Karar sayılı kararı ile, "... dava değeri belirlenmeden karar verilmesinin doğru olmadığı ..." gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına v, dosyanın dava konusu taşınmazın değerinin belirlenmesi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, iade kararı sonrası yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile dava konusu 281 25... parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun tespiti ile bu hususun tapuya şerh verilmesine, davacıların zilyet olduklarının tespiti ile bu hususun tapuya şerh verilmesi yönündeki taleplerinin reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; her iki taraf vekilinin davanın esasına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine, vekalet ücretine yönelik istinaf başvurularının ise kabulü ile yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 281 25... parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun tespiti ile tapuya şerh verilmesine, davacıların dava konusu taşınmazın 30.12.2011 tarihinden önce kullanımlarında olduğunun tespiti ile tapuya şerh verilmesi yönündeki istemlerinin reddine, davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince dava değeri üzerinden davanın kabul oranına (1/2) göre hesaplanan 18.630,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince dava değeri üzerinden davanın kabul oranına (1/2) göre hesaplanan 18.630,00 TL olan değeri üzerinden hesaplanan 37.260,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.04.2022 tarihli ve 2021/3679 Esas, 2022/3277 Karar sayılı ilamıyla; "... davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yönünden, bilirkişi raporları ve aynı bölgeye ait Dairenin temyiz incelemesinden geçen diğer dosyalardaki tahdit evraklarından dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, ... İdaresinin ... Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarının yapıldığı, makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında; ' 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına ' şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca ' Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 numaralı hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen Devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere ' nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce çekişmeli taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II numaralı parsel sahası olarak 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2 nci madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere ' 2 numaralı parselin 6831 sayılı Kanun'un 1 nci maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 numaralı parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine ' karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan kanunlardaki hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği, açıklanan orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II numaralı parselin, itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2 nci madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve daha sonra 1989 yılında yapılan çalışmalarda 2/B uygulamasına da konu edilmediğinin anlaşıldığı, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen taşınmazın 2 nci madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin de hukuken mümkün bulunmadığı, zira, kesin hükmün varlığı için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davadaki hüküm fıkrası ile diğer davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi, kesin hükümle bağlılığın, kural olarak hüküm fıkrasına münhasır olduğu ve gerekçeye sirayet etmeyeceği açıklanarak, davanın, tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın 2 nci madde kapsamında veya 2/B alanında kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki talebin de reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde, 01.11.2022 tarihli ve 2022/1184 Esas, 2022/1308 Karar sayılı kararla, "... çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılan tahditte orman içinde bulunduğu, 1976 yılında yapılan işlemin aplikasyon kabul edilerek yine orman tahdidi içinde olduğu ve 1961 yılından önce nitelik yitirdiği kabul edilerek Hazine adına P.II numaralı blok parseli içerisinde orman dışına çıkarıldığı, itirazları inceleme komisyonunun yalnızca kendisine gelen itirazlar yönünden karar vermesi gerekirken poligonun tamamı yönünden karar vermesinin geçerli olamayacağı gibi 1942 yılı tahdidinin kesinleştiği ve içerisinde kalan taşınmazları 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin istisnai fıkraları uyarınca orman dışında ... arazisi olarak bırakma yetkisi bulunmadığından yaptığı işlemin yok hükmünde olduğu ve ayrıca Kadastro Mahkemesinde taşınmazın öncesi ve niteliğine yönelik kabulün tarafları bağlayacağının kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle adalete duyulan güvenin de sarsılmaması ve aynı durumdaki kişilerin aynı hukuki durumu elde etmesi nazara alındığında taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun'la değişik 2 nci maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı kabul edilerek bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle, önceki kararda direnilmesine karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu' nun 25.10.2023 tarihli ve 2023/8-624 Esas, 2023/1028 Karar sayılı ilamıyla; "... davacılar vekilinin direnme kararına yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildikten sonra, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, yapılan orman tahdidinin sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla ... İdaresinin dayandığı ... Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan orman tahdidinin hâlen geçerliliğini sürdürdüğü, orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II numaralı parselin itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2 nci madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve 1989 yılında yapılan çalışmalarda 2/B uygulamasına da konu edilmediği, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı incelendiğinde ise hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen ve taşınmazın 2 nci madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı, ayrıca 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2 nci veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan Mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının teknik olarak mümkün olmadığı, somut olayda her ne kadar 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından taşınmazlar Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmışsa da işleme itiraz edilmesi üzerine aynı komisyonun bu işlemi iptal ettiği, sonra da taşınmazları orman sınırı dışında bıraktığı, dolayısı ile çekişmeli taşınmazlar bakımından ayakta olan 2 nci madde çalışmasından söz edilemeyeceği, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bir taşınmazın orman sınırı dışında yani ... alanında bırakılmasının ise kanuni bir dayanağının olmadığı, 7 numaralı komisyon tarafından yapılan hiçbir işleme değer verilemeyeceği ve çekişmeli taşınmazların hâlen 1942 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları içinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, buna göre çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2 nci veya 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıltılan yerlerden olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği ..." gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.