Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13676 E. 2025/11071 K. – Kamulaştırması

Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13676
Karar No
2025/11071
Karar Tarihi
Konu
Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/232 Esas, 2024/591 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı idareler vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin ... ilçesi, 406, 407, 408 ve 409 parsel sayılı taşınmazların paydaşı olduğunu, taşınmazlara davalı idarelerce fiilen el atıldığını, müvekkiline hiç bir bedelin ödenmediğini ve tebligat yapılmadığından tazminat bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idareler vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddini talep etmişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 28.04.2016 tarihli ve 2014/268 Esas, 2016/237 Karar sayılı kararıyla davaların kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve ... mirasçılarından ... ile ... yönünden davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, ancak; davacılardan ... mirasçıları olan ..., ... ile ... ve ... yönünden gerek bedel artırım davası açmaları, gerekse mülkiyete itiraz davası sonucunda verilen kararın kesinleşmesinden itibaren Kamulaştırma Kanunu'nun 14 üncü maddesinde yazılı 30 günlük hak düşürücü süre içinde bedel arttırım davası açılmadığından kamulaştırma bu davacılar yönünden kesinleşmiş olup, bu nedenle bu davacılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle kabulüne karar verildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Dairemizin bozma kararına karşı davacılar ile davalı ... vekilleri tarafından süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunmuştur. 4. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, ancak; taşınmazlardan 406 parsel 25.080,00 m², 407 parsel 56.260,00 m², 408 parselin 82.680,00 m², 409 parselin 52.000,00 m² olup, ... Belediye Başkanlığının 09.02.1988 tarihli ve 157 sayılı kararı ile tamamının kamulaştırılmasına karar verildiği ve dosyada mevcut tescil kararlarına göre taşınmazların tamamının ... adına tesciline ilişkin kararların tapuda infazı gerçekleştirilmişse de; dosya içerisinde yeralan kamulaştırma evraklarının incelenmesinde 406 parselin tamamına, 407 parselin 33.820,00 m²lik, 408 parselin 34.440,00 m²lik 409 parselin ise 29.620,00 m²lik bölümüne ilişkin kıymet taktirlerinin yapıldığı, Davacılar ... ve ... murisi ... ile davacılar ... ve ...'ın 15.06.1988 tarihinde dava konusu taşınmazlara ilişkin bedel artırım davası açtıkları, bir kısım davacıların murisi ...'in 09.08.1988'de öldüğü, Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/540-859 karar sayılı yetkisizlik kararı ile Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/125 Esas sayılı dosyasına kaydedildiği ve 18.10.1995'te HUMK 409 gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, dosyaya sunulan işbu tezyidi bedel dava dosyası fotokopisinin incelenmesinde davacıların kısmi kamulaştırma yapıldığı gerekcesiyle tezyidi bedel davası açtıkları, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da 406 parsel sayılı taşınmaz haricinde diğer taşınmazlar yönünden kısmi kamulaştırmaya ilişkin olarak bedel hesaplaması yapıldığı anlaşılmış olup, bu itibarla tamamına yönelik olarak tezyidi bedel davası açılmış olması nedeniyle 30 günlük hak düşürücü sona ermiş olduğundan 406 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacılar ... mirasçıları ... ve ... ile davacılar ... ve ...'ın açtığı davanın reddine karar verilerek, 407, 408 ve 409 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise tezyidi bedel davasına konu edilen ve yukarıda belirtilen kısımlar yönünden 30 günlük hak düşürücü süre sona ermiş olduğundan davanın reddi ile tezyidi bedel davasına konu edilmemiş olan bölümlerine yönelik olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi; davacılar ... mirasçıları ... ile ... yönünden ise, 406, 407, 408 ve 409 parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru ise de; 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 gün 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 6. ve 7. maddesi ve 09.06.2021 tarihinde kabul edilerek 19/06/2021 gün 31516 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20. ve 27. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen ek-3, geçici 15. ve 17. maddeleri gereğince, davacılar ... mirasçıları ... ile ... yönünden, 406, 407, 408 ve 409 parsellerin tamamı, davacılar ... mirasçıları ... ve ... ile davacılar ... ve ... yönünden ise 407, 408 ve 409 parsellere yönelik olarak tezyidi bedel davasına konu edilmeyen ve yukarıda belirtilen bölümleri yönünden, payları dikkate alınarak yukarıda açıklanan yasal düzenleme doğrultusunda rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; emsal taşınmazların doğru seçilmediğini, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, taşınmazların arsa vasfının bulunmadığını, vekâlet ücretinin maktu olarak hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ölü parseller üzerinden hüküm kurulduğunu, elatma tarihindeki (10.01.1991) niteliğin dikkate alınması gerektiğini, taşınmazlar murisler adına kayıtlı olduğundan tescil işlemlerinin gerçekleşmeyebileceğini, bedel arttırım davaları nedeniyle davanın reddi gerektiğini, taşınmazlar idareler adına tescil edildiğinden işbu davanın açılamayacağını, murisler ile hukuki irtibatın yeterince araştırılmadığını, m² birim bedelinin yüksek belirlendiğini, emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, nispi karar harcına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, daha önce yatırılan bakiye karar harçlarının mahsup edilmediğini ileri sürmüştür. 3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak sahipliğinin yasaya uygun olarak kanıtlanmadığını, husumetin kendilerine düşmediğini, taşınmazların arsa olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, emsal incelemesinin doğru yapılmadığını, terkin kararı verilmediğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat bedeline ilişkindir. 2. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu durumda Kanun'un yürürlük tarihinden önce açılan eldeki davada; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3, 990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alınarak Ek madde 3'ün uygulanma imkânı kalmadığından yazılı şekilde karar verilmesi yerindedir. 3. Dava konusu taşınmazlara 1983 yılından sonra elatıldığından nispi harç ve nispi vekalet ücretinin hüküm altına alınması doğrudur. 4. Bozma kararları nedeniyle bakiye karar ilam harçları son karar ile hükmedilenden fazla ise fazla harcın iadesinin Mahkemesinden istenebileceği gözetilerek bu husustaki itirazlar bozmaya konu edilmemiştir. 5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlere ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı idareler vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idareler vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı kalan harçların davalı belediyelerden alınmasına, davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 14.07.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) . Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır. Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi. 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır. Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden; 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16 ve 17 nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır. Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir. Hâl böyle iken eldeki davada uygulanmasına yer olmayan, 2942 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gerekçe gösterilerek onama cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 14.07.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/13676, K. 2025/11071, T. 14.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-13676-e-2025-11071-k-5d685b58459d