Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12917 E. 2025/8986 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12917
Karar No
2025/8986
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1872 Esas, 2024/2690 Karar KARAR : Esastan ret

Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulunun 14.03.2023 tarihli ve 2023/57 Esas, 2023/57 Karar sayılı kararı ile dava 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminat davası olarak nitelendirilmiş ve temyiz incelemesi için Dairemiz görevlendirilmiştir.

Taraflar arasındaki tazminat davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... sokak eski 78 yeni 92 kapı numaralı taşınmazın 1935 yılı kadastro çalışmaları ile 838 ada 53 parsel olarak tahdidi ile davacı vakfın adına tespitle tescili gerekirken Mardiros oğlu Bogos mülkiyetinde olduğunu, bu şahsın kaçak eşhastan bulunduğu gerekçesi ile ... Müdürlüğünün 31.12.1935 tarihli ve 19404 sayılı yazısı üzerine Maliye Hazinesi adına tespiti ile tesciline karar verildiğini, bu tespit ve tescilin haksız ve yolsuz tescil olduğunu, 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun Muvakkat 1 inci maddesinde öngörülen ... Vakıflarının mal varlıkları ve hesapları ile yöneticileri hakkında bilgileri içeren 1936 Beyannamesinin Vakıflar İdaresine süresinde verildiğini, bu Kanun'un 44 üncü maddesindeki hükümlere göre 1936 yılı beyannamesinde gösterilmiş olan mallarının, Vakıfları kütüğüne kayıtlarının yapılması ile tapuya Vakıfları adına tescilleri için tapu sicil müdürlüklerine yazılması da öngörülmüşken, idarece madde hükümlerine göre hiçbir işlem yapılmadığını, dava konusu taşınmazın nam-ı müstear Mardiros oğlu Bogos üzerinde kayıtlı olduğunu, Emvali Metruke Mevzuatında nam-ı müstearın firar etmesi halinde kendisine ait olmayan bu gibi mallarına dahi el konulacağına dair bir ifadeye yer verilmediğini, 1328 tarihli Eşhası Hükmiye Cetvelleri ve 1936 yılı beyannamelerinin bu gibi muvazaalı işlemlerin düzeltilmesi için tanzim edilip, Vakıflara ve tapuya sunulmuş belgeler olduğunu, taşınmazın .... ... Vakfından icareli mülk taşınmaz olduğunu, 1936 yılı beyannamesi ile bildirilen taşınmazın Maliye Hazinesi adına tescilinden sonra üçüncü kişilere satılmış olması sebebiyle taşınmaz bedelinin talebi için eldeki davayı açtıklarını belirterek zararlarının faizi ile tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; böyle bir davada Hazinenin sorumluluğunun 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince kusursuz sorumluluk olduğunu, kusursuz sorumlulukta uygun illiyet bağının kesilip kesilmediği tespit edilerek karar verilmesi gerektiğini, kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerektiğini, zararın kaynağının kadastrodan kaynaklandığının ortada olduğunu, kadastro tespitine karşı zamanında dava açılmadığını, davacı tarafın süreyi geçirdiğini, yolsuz tescilin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayalı tazminat davası olduğu değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi hükmünde dosyaya sunulan maddi vakalar dikkate alınarak, sadece 4721 sayılı Kanun'un genel hükümleri uyarınca değil, aynı zamanda 5737 sayılı Kanun'a getirilen yeni düzenlemelere göre de davacı Vakfın davalıdan tazminat talebinin yerinde olduğunun belirtilmesinin usule ve kanuna uygun olacağını, hüküm gerekçesinde 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'na (5737 sayılı Kanun) getirilen geçici 7 nci ve 11 inci maddelerine göre somut olaydaki nedenlerle Hazine adına tapuda kayıt edilen taşınmazlardan 3. şahıs adına kayıtlı olanların tazmininin de öngörüldüğünün gerekçede açıkça yazılmamasının eksiklik olduğunu ileri sürmüştür.

2.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın kadastro çalışmaları sonucu Hazine adına tespit edilen taşınmaz için dava açabilecekken açmadığını, dava açma süresini geçirdiğini, taşınmazın kadastro ile daha önce ... oğlu ... adına kayıtlı iken bu şahsın da kaçak eşhastan olduğu ... Müdürlüğünün 31.12.1935 tarihli ve 19404 sayılı yazısı ile tespit edildiğini ve bunun üzerine Maliye Hazinesi adına tespit ve tesciline karar verildiğini, bu karara karşı da kanun yolu mevcut iken dava açılmadığını, ortada yolsuz bir tescil olmadığını, tescilin dayanağının kadastro tespiti olduğunu ve bu tespit üzerine hak düşürücü sürenin geçtiğini, Devletin sorumluluğunun bulunmadığını, dosyada bulunan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, eksik inceleme ve araştırma yapıldığını, vakıf konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmamasının da eksiklik olduğunu, dava konusu taşınmazın Hazine adına Tasfiye Kanunları gereğince tescil edildiği göz önüne alındığında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18 inci maddesi de gözetilerek Devlete kalan taşınmaz mallar arasına girdiğini, dava konusu taşınmazın Emval-i Metruke Kanunları gereğince tasfiye edildiği, istinaftan önceki bilirkişi raporunda belirtildiğinden süre verilmesi hususunun mahkemece dikkate alınmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte ıslah edilen bedel yönünden faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihi olması gerekirken ıslah edilen bedele de dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın bedel artırımında bulunmadığını, davasını ıslah ettiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre açılan davaların belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olan davalardan olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayalı tazminat davası olduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna uygun olup delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 5737 sayılı Kanun'un geçici 7 nci ve 11 inci maddelerine dayalı mülkiyetin tespiti ve tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın kendine ait olduğunu iddia ettiği taşınmazın nam-ı müstear olarak ... oğlu ... mülkiyetinde iken bu şahsın mütegayyip eşhastan bulunduğu gerekçesi ile 1935 yılında yapılan kadastro tespitinde ...Müdürlüğünün bağlı 31.12.1935 tarihli ve 19404 sayılı yazısı üzerine Maliye Hazinesi adına tespiti ile tesciline karar verildiği, sonrasında Hazine tarafından taşınmazın dava dışı 3. kişiye satıldığı, davacı tarafın 1936 beyannamesinde vakıf akarı olan taşınmazları gösterdiği, 5737 sayılı Kanun'un geçici 11 inci maddesi gereği dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu bir kısım taşınmazlar için ... Genel Müdürlüğü'ne başvurduğu ancak başvurusunun dava konusu taşınmaz yönünden reddedildiği, akabinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.

3. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. 6100 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi gereği hukuki nitelendirmeyi yapmak hâkime aittir.

4.Davacı tarafın mülkiyet iddiasının dayanağının 1936 beyannamesi olması karşısında eldeki davanın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre açılmış tazminat davası olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Somut olaya göre Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2022/5114 Esas, 2023/2064 Karar; 2022/6726 Esas, 2023/55 Karar; 2022/1124 Esas, 2022/4598 Karar; 2021/8324 Esas, 2022/3262 Karar; 2019/1498 Esas, 2020/4036 Karar sayılı ilamları ve benzer yöndeki içtihatları da gözetildiğinde dava, 5737 sayılı Kanun'un geçici 7 nci ve 11 inci maddelerine dayalı mülkiyetin tespiti ve tazminat istemine ilişkin olduğundan bu dava türü açısından şartların gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilip gerçekleştiğinin anlaşılması halinde taşınmazın değerinin tespitinin ilgili Kanun hükümleri doğrultusunda yapılması gerekirken hukuki nitelendirmede hataya düşülerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalı Hazine vekilinin temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12917, K. 2025/8986, T. 17.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-12917-e-2025-8986-k-d2507174c14a