Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12867 E. 2025/9384 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12867
- Karar No
- 2025/9384
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1751 Esas, 2024/1607 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3103 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kıymet takdir komisyonu tarafından tespit edilen bedelin gerçek rayicin altında olduğunu, taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içinde olduğunu, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/563 Esas sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde metrekare birim fiyatının 645,00 TL olduğunu, bu nedenlerle gerekli araştırmaların yapılarak taşınmazın rayiç değerinin tespit edildikten sonra davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa derhâl ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tescili ile yol olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin yüksek belirlendiğini, bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz hazırlandığını, raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, emsal seçimi ve değerlendirmesinin hatalı yapıldığını, emlak vergi değerlerinin dikkate alınmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı idarenin bedeli süresinde yatırmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 2018 yılı verilerine göre hesaplama yapılmasının mağduriyete yol açacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, taşınmazların hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre kamulaştırma bedelinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmediği; ancak dava konusu taşınmazın davacı idare adına yol olarak tapudan terkinine karar verilmesi gerekirken, tescil kararı verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Tespit edilen kamulaştırma bedelinin bloke edilmesi için davacı idare vekiline verilen süreler içerisinde kamulaştırma bedeli depo edilmemiş ise de sunulan banka dekontuna göre davacı idarenin Mahkeme karar tarihinden sonra 19.09.2022 tarihinde depo kararını yerine getirdiği ; ancak davalılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasındaki tüm aşamalardaki beyanları ile temyiz dilekçesinde kamulaştırma bedelini kabul etmediklerini, bedelin verilen süreler içerisinde yatırılmadığını ve davanın reddi gerektiği yönündeki beyanları gözetildiğinde davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalılar vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi
KARŞI OY
Dava 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa derhâl ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tescili ile yol olarak terkinine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş ancak dava konusu taşınmazın davacı idare adına yol olarak tapudan terkinine karar verilmesi gerekirken, tescil kararı verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar taraf vekillerince temyiz edilmiş, Dairemizce: “... Tespit edilen kamulaştırma bedelinin bloke edilmesi için davacı idare vekiline verilen süreler içerisinde kamulaştırma bedeli depo edilmemiş ise de sunulan banka dekontuna göre davacı idarenin Mahkeme karar tarihinden sonra 19.09.2022 tarihinde depo kararını yerine getirdiği; ancak davalılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasındaki tüm aşamalardaki beyanları ile temyiz dilekçesinde kamulaştırma bedelini kabul etmediklerini, bedelin verilen süreler içerisinde yatırılmadığını ve davanın reddi gerektiği yönündeki beyanları gözetildiğinde davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu...” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Dairemizin bozma kararı yerinde değildir. Şöyle ki: Temyiz incelemesine konu dava bedel tespit ve tescil istemine ilişkindir. Bedel tespit ve tescil davası 6100 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinde yer alan tasarruf ve 26 ncı maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine tâbi tespit niteliğinde bir dava olduğu gibi bu tür davalarda taraf iradesine değer verilmemesini gerektiren özel bir düzenleme de bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu tür uyuşmazlıklarda da tarafların beyanları ile ortaya konulacak iradelerine değer verilmesi gerekmektedir. Somut olayda 21.12.2021 tarihli celsede ilk derece mahkemesi hakimince “davacı idare vekiline 28.09.2021 tarihli celsede son kez kesin süre verildiği, ihtaratın tebliğ edildiği ancak bedelin yatırılmadığının görüldüğü” belirtildikten sonra bu hususta diyecekleri davalılar vekillerine sorulmuş vekillerin “kamulaştırma bedelinin yatırılması için yeniden süre verilmesini talep ettiklerine” ilişkin beyanları da tutanağa geçirilmiştir. Mahkemenin davanın reddi kararından sonra bedel yatırılmıştır. Aşamalardan ve bölge adliye mahkemesinin bedel yönünden paydaş dosyalarına atıfta bulunan kaldırma kararından sonra davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararı istinaf mahkemesince düzeltilmiş yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı taraf vekilinin duruşma tutanağına yansıtılan açık muvafakatı ve davanın yukarıda izah edilen niteliği nazara alındığında davanın kabulüne dair kararın onanması gerekmektedir. Anayasa’nın 13 üncü maddesinde; “... hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” ve 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” şeklinde ifade edilen ölçütlere uygun olması koşuluyla mülkiyet hakkı kısıtlanabilir hükümleri ile yine Anayasa’nın 46 ncı maddesindeki; “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hâllerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.” hükmü gibi Anayasal düzenlemelerden dayanağını alan 2942 sayılı Kanun ile usul ve esasları belirlenen kamulaştırma işlemlerini yapan ve kamusal amaçla hareket eden idarenin kullandığı sınırlama araçları ile ... hak ve özgürlükleri sınırlandırma amaçları arasında ölçülülük diğer bir deyişle Anayasa’nın sözü ve ruhu ile demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ilkelerinin sonucu olarak, kamu ile şahıs menfaatleri arasında adil bir denge gözetilerek davalı tarafın dosyaya yansıyan iradesine değer verilmek suretiyle davanın kabulüne dair verilen Mahkeme kararı yerinde olduğundan kararın ONANMASI gerektiği düşüncesiyle Sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılamıyoruz. 23.06.2025