Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12909 E. 2025/9685 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12909
- Karar No
- 2025/9685
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1471 Esas, 2024/2285 Karar KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın tapu kaydının eski haliyle 31.600 m² olarak tapuya kayıt ve tesciline yönelik talebinin reddine, terditli talep yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... mevkiinde 164 ada 39 (eski 394 parsel) parselde kayıtlı 31.600 m² yüzölçümlü taşınmazı 09.06.2011 tarihinde satın aldığını, taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 nci maddesi gereğince tapulu yerin ölçümünün 28.329,94 m²ye düşürülmek suretiyle 08.01.2021 tarihinde tapuya tescil edildiğini, davacının mülkiyet hakkında büyük bir kayıp oluştuğunu, dava konusu taşınmaza ilişkin 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun iptali ile müvekkile ait tapu kaydının eski haliyle 31.600 m² olarak tapuya kayıt ve tesciline, bu talebin kabul görmemesi halinde 4721 sayılı Kanunu’nun 1007 nci maddesi gereğince meydana gelen 3.270,06 m² azalma nedeniyle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu zararı doğuran işlem davalı olarak gösterilen idarelerine ait olmadığını, bu işlemin yapılmasında Maliye Hazinesinin sorumluluğunun olmadığını, işlem ... Kadastro Genel Müdürlüğü işlemi olduğuna göre bu kamu tüzel kişisine karşı açılması gerektiğini, davanın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddeesi bakımından bu kuruma yöneltilmesi gerektiğini, bu anlamda davanın husumetten reddi gerektiğini, 4721 Kanun'un 1007 nci maddesinde öngörülen zararlardan dolayı Devlete karşı açılacak tazminat davalarında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1616 ncı maddesindeki zaman aşımı sürelerinin geçerli olduğunu, davanın zaman aşımına uğradığını, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın zaman aşımı, hak düşürücü süreler ve husumet yönünden Mahkemece incelenerek usulden, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile taşınmaz bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından husumet Maliye Hazinesine yöneltilmiş olup husumet itirazlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazda oluşan metrekare farkı kadastral düzeltmenin yapılmasıyla oluştuğu için tazminata konu olan ... Genel Müdürlüğü işlemi olduğunu, davaya karşı zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını, bahse konu olayda 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddeye göre tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı bir işlemden söz etmenin mümkün olmadığından Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunmadığını, davacının satın aldığı taşınmazda fiilen düzeltmeden öncesi ve sonrası arasında bir fark olmadığı için herhangi bir hak kaybına neden olunmadığını, bilirkişi raporunda taşınmazın kuru tarım arazisi olduğu bildirilmesine rağmen net gelir hesaplamasında sulu tarım arazisi verileri dikkate alarak değerleme yapıldığı, gerçek değerlerinden farklı değerlendirildiği, %4 kapitalizasyon faizi ve %12'şer olmak üzere %60 objektif değer artışı da Mahkeme denetimine açık olmayıp farazi biçimde (neye göre oran belirlendiği açıkça belli olmadan) çok yüksekten hesaplandığını, bir zarar oluştuysa bile azalan alanın bedelinin dava tarihi itibarı ile değil, Yargıtay içtihatları doğrultusunda taşınmazın davacı tarafından bir önceki malikten satın alındığı 09.06.2011 yılına göre hesaplanması gerektiğini, davacının elinden bu tarihte bedel çıkmış olup kabul etmemek kaydıyla eksik metrekareler için bu tarihte ödeme yapıldığını, hükmedilen tazminatın tümüne dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu ... ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde 164 ada 39 (eski 394 parsel) parselde kayıtlı 31.600 m² yüzölçümlü taşınmazı 09.06.2011 tarihinde satın aldığı, 2020 yılı içerisinde 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 22/A maddesi uyarınca yapılan kadastro tespit çalışmaları neticesinde 164 ada 39 parsel numarasını aldığı ve 28.329,94 m² olarak 08.01.2021 tarihinde tapuya tescil edildiği, yapılan çalışmalar neticesinde meydana gelen azalma oluştuğu, yapılan uygulama kadastrosunun iptali ile tapu kaydının eski haliyle 31.600 m² olarak tapuya kayıt ve tesciline, asıl talebin kabul görmemesi halinde takdirde tazminat talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşıldığı, yenileme çalışması sonrası taşınmazın yüzölçümünün küçülmesi sebebiyle davacının zararının oluştuğu, küçülmenin dava konusu parseli tesis kadastrosundaki teknolojik yetersizlikten kaynaklandığı, çapta herhangi bir değişiklik olmadığı, eski kadastro paftasındaki sınırlar ile uygulama kadastrosu sonucu oluşan sınırların birebir örtüştüğü, sınırlar arasında herhangi bir değişiklik olmadığı, dava konusu parselin eski kadastro paftasındaki sınırları ile uyumlu olduğu, yapılan çalışmanın usul ve kanuna uygun olduğu, davacının zararının başka türlü giderilme imkanının bulunmadığı, değerlendirme tarihi itibari olan dava tarihinde vasfı arazi olarak belirlenen taşınmazın değerinin net gelir yöntemiyle belirlendiği, tespit edilen bedelin değerlendirme tarihi itibarıyla adil ve hakkaniyete uygun olduğu, taşınmazın bulunduğu yerde Daireden geçen 2022/3264 Esas sayılı dosyada 2020 yılı itibari ile metrekare birim değerinin 166,00 TL olarak aldındığı, dava konusu taşınmaz bakımından ise 2021 yılı itibari ile 197,62 TL olarak hesap edildiği, artış oranının makul olduğu, İlk Derece Mahkemesinin dayandığı gerekçeye göre verilen karar usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen hususları tekrar ederek ve resen belirlenecek nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde 164 ada 39 (eski 394 parsel) parselde kayıtlı 31.600 m² yüzölçümlü taşınmazı 09.06.2011 tarihinde satın aldığı, 2020 yılı içerisinde 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi uyarınca yapılan kadastro tespit çalışmaları neticesinde 164 ada 39 parsel numarasını aldığı ve 28.329,94 m² olarak 08.01.2021 tarihinde tapuya tescil edildiği, yapılan çalışmalar neticesinde meydana gelen azalma oluştuğu, taşınmazın yüzölçümünün hatalı olması nedeniyle ... Müdürlüğünce 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi gereğince yapılan teknik hataların düzeltilmesi çalışması ile taşınmazın yüzölçümünün 28.329,94 m² olarak düzeltildiği, düzeltme işleminin kesinleşmesi üzerine 08.01.2021 tarihinde yeni yüzölçüm miktarı ile tapuya tescil edildiği, davacının taşınmazın yüzölçümünün küçülmesi nedeniyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
3.Davacının dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre arazi niteliğindeki taşınmaza net gelir esas alınarak değer biçilmesine ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.