Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12617 E. 2025/10880 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12617
- Karar No
- 2025/10880
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/213 Esas, 2024/2911 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Aliağa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/385 Esas, 2021/487 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların hissedarı oldukları İzmir ili, Aliağa ilçesi, ... Mahallesi 1246 parsel (yeni 100 ada 21 parsel) sayılı taşınmazın " 1. Derecede arkeolojik sit alanı" kapsamına alınarak taşınmazın tapu kaydına 24.10.2000 tarihinde bu yönde şerh konulduğunu, dava konusu taşınmaza davalı ... tarafından fiilen el atıldığını, başlatılan kazı çalışmalarının halen devam ettiğini, davacıların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek taşınmazın bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığını, bu nedenle yargı yolu itirazında bulunduklarını, davacı tarafın iş bu davayı açmadan önce idareye başvurarak uzlaşma talebinde bulunmadığını, uzlaşma talebinde bulunulmasının dava şartı olup davanın bu nedenle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu taşınmaz ile ilgili talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, taşınmazın sit alanı ilan edilmeden önce 1/5000 ve 1/100 ölçekli imar planlarının bulunmadığını, taşınmazın toplu taşıma hizmetlerinden, imar yolundan, alt yapı hizmetlerinden yararlanmadığını, taşınmazın yaklaşık 81.000,00 m²lik kısmının %20 eğimli bir yapıya sahip olduğunu, denize sıfır olmakla birlikte 23.436,00 m²lik kısmının sahil şeridinde kaldığını, taşınmazın 2011 Yılı'ndaki emlak vergi değerinin 21 kuruş olduğunu, ... Dairesi Başkanlığı ... Milli Emlak Müdürlüğü'nün bu taşınmaz için 23,34 TL/m² kıymet takdiri kararı aldığını, taşınmaza ait sit alanı ilanının 24.10.2000 tarihinde tapu kütüğüne şerh edildiğini, bu tarihten sonra taşınmazın satış işlemine konu edildiğini, taşınmazın tapu kütüğünde ..., ... ve ... Genel Müdürlüğü lehine 1.059 m² ve ... Genel Müdürlüğü lehine 4.280 m² ve 3.490 m² olmak üzere 3 ayrı irtifak hakkının bulunduğunu belirterek öncelikle davanın görev ve dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davanın esasına girilmesi halinde davanın esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle uzlaşma usulünün uygulanmasının dava şartı olduğunu ve idare ile malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabileceğini, taşınmazlara fiili el atmanın söz konusu olmadığını, uzlaşmazlık tutanağı düzenlenmeksizin açılan bu davanın gerekli idari başvuru ve işlemler tamamlanmaksızın açıldığı için dava şartından yoksun olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yararın olmadığını, söz konusu taşınmaza Bakanlıklarınca kamulaştırmasız el atıldığı iddiasının yersiz olup taşınmazda bakanlıklarınca herhangi bir fiili kullanımın bulunmadığını, taşınmazın sit alanı olarak ilanının mülkiyet hakkına müdahale olarak değerlendirilemeyeceğini, malikin mülkiyet hakkının saklı olduğunu belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hazine lehine tescil kararı verilmiş olsa da işlemi yapanın Hazine olmadığını, bu nedenle Hazine adına davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, taşınmazın salt sit alanı ilan edilmesinin el atma anlamı taşımadığını, idarenin kazı yapmadığı alan için de kamulaştırmasız el atılmış muamelesi yapılarak tazminat kararı verildiğini davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların taşınmazı edinimlerinin 2009 yılı ve sonrasına dayandığını, öte taraftan taşınmazın " 1. Derecede arkeolojik sit alanı " olduğuna dair şerhin taşınmazın tapu kaydına 24.10.2000 tarihinde konulduğunu, tapu kayıtlarının herkese açık olup sicilde kayıtlı bilgilerin daha sonradan bilinmediğinden bahisle hak kaybı iddiasında bulunulamayacağını, taşınmazın sit alanı olduğunu, bu nedenle tazminata hükmedilemeyeceğini, aksinin kabulü halinde hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacıların taşınmaz üzerindeki tasarruf haklarının kısıtlanmadığını, kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğini, kamu yararı gereği taşınmazın koruma altına alınarak sit alanı olarak ilan edildiğini, taşınmazın arsa vasfında olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmaza el atmanın 1983 yılından önce başladığının anlaşıldığı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Geçici 6 ncı maddesi uyarınca, 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen el atılan taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma davalarında, taşınmazın el atma tarihindeki niteliği esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerektiği, taşınmazın el atma tarihindeki niteliğinin " arazi " olarak belirlendiği, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gereği kamulaştırma yetkisinin davalı ... Bakanlığına ait olduğu, dolayısıyla husumetin Kültür ve Turizm Bakanlığına yöneltilmesi gerektiği, Hazine yönünden davanın husumetten reddi gerektiği gözetilerek hüküm tesisi gerektiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabılüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza 1983 yılı öncesi fiili el atmadan söz edilemeyeceğini, fiili el atmanın ancak arazi sahibinin rızası aranmaksızın yapılan müdahaleleri ifade ettiğini, oysa ki, arazi sahipleri ile kazı başkanları arasında imzalanan çeşitli protokoller çerçevesinde, mutabakata varılan kira bedellerinin arazi sahiplerine ödenmesi suretiyle taşınmaza müdahalede bulunulduğunu, dolayısıyla 1983 öncesi taşınmaza fiili el atmadan söz edilemeyeceğini, taşınmazın dava tarihi itibarıyla niteliğinin arsa olduğunu, arsa olarak değer biçilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın İzmir 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 20.09.1990 tarihli ve 2253 sayılı kararıyla belirlenen birinci derecede arkeolojik sit alanı içinde yer aldığı, Kyme Antik Kenti'nin agora, tiyatro, tapınak, stoa, kale ve liman gibi önemli yapıların bulunduğu taşınmaz olduğu, 1980 yılından itibaren belirli aralıklarla taşınmazda kazı çalışmalarının yapıldığı, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 24.10.2000 tarihinde "1. derece arkeolojik sit alanı " olduğuna dair şerh konulduğu anlaşılmaktadır. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukukî kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkeleri, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 21 inci maddesiyle değişik 2942 sayılı Kanun'un geçici 6 ncı maddesi uyarınca, "09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında” fiilen kamulaştırmasız el atılan taşınmazlara ilişkin açılacak davalarda taşınmazın el atma tarihindeki nitelikleri esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerekir. Dava konusu taşınmaza 04.11.1983 tarihinden önce fiilen el atıldığı gözetilerek el atma tarihindeki niteliği esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi ve kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin davalı ... Bakanlığından tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ise de el atma tarihinde arazi niteliğinde olan taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net gelir metoduna göre değer biçilmesi gerektiğinden yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan incelemede dava konusu taşınmaza resen yapılan hesaplama ile değer biçilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 5. Davalı Hazine aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verildiğinden, kendini vekil ile temsil ettiren Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşülmemesi doğru görülmemiştir. 6. Kabule göre; dosya içerisinde bulunan 2015 yılı Aliağa İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yazısında kuru arazilerde uygulanacak münave sisteminin fiğ- buğday şeklinde gösterildiği gözetildiğinde kavun ürününün münavebeye alınmış olması ve zeytin ürününün var yılı yok yılı niteliğinin dikkate alınmaması doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373'üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.