Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13081 E. 2025/8964 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13081
- Karar No
- 2025/8964
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/9 Esas, 2024/63 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl dava ile ecrimisil talebine ilişkin birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen 2016/73 Esas sayılı davada,davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... Genel Müdürlüğü yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, birleştirilen 2009/621 Esas sayılı davada ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dosyaya ilişkin dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... Mahallesi 79 ada 3 parsel sayılı taşınmazın müvekkili davacı adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın büyük bır kısmının ... Genel Müdürlüğünün dere çalışmaları sırasında kamulaştırma yapılmadan dereye katıldığını, derenin taşınmazın tam ortasından geçirildiğinden taşınmazın kalan kısmının imar açısından kullanılamaz hale geldiğini belirterek belirlenecek tazminatın davalı idareden tahsilini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleştirilen 2009/621 Esas sayılı dosyanın dava dilekçesinde özetle; dere çalışmaları sırasında kamulaştırma yapılmadan taşınmazın dereye katıldığını, derenin taşınmazın tam ortasından geçirildiğinden taşınmazın kullanılamaz hale geldiğini belirterek belirlenecek ecrimisilin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. 3. Davacı vekili birleştirilen 2016/73 Esas sayılı dosyanın dava dilekçesinde özetle; dere çalışmaları sırasında kamulaştırma yapılmadan taşınmazın dereye katıldığını, derenin taşınmazın tam ortasından geçirildiğinden taşınmazın kullanılamaz hale geldiğini belirterek belirlenecek ecrimisilin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; dere taşkınlarında görevin ilgili belediyelere yüklendiğini, müvekkili idarenin "dere ıslah ve koruma alanlarında yer alan bir taşınmazı kamulaştırması" ancak... Belediye Başkanlığının talebi üzerine onun adına kamulaştırma yapmak suretiyle mümkün olduğunu belirterek davacının davasının husumetten reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planına göre fiili uygulama yapma görev ve yetkisi bulunan ... Belediye Başkanlığına veya yatırımcı idare olan ... veya ... Genel Müdürlükleri aleyhine husumet yöneltilmesi gerektiğini ve yargı yolu itirazlarının bulunduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 08.05.2013 tarihli ve 2009/606 Esas, 2013/213 Karar sayılı kararı ile davalı ... hakkında açılan davanın kabulüne, davalı ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; bilirkişi kurulunca emsal alınan taşınmazın satışı değerlendirmede esas alınan dava tarihinden sonra yapıldığından emsal olarak kabulü mümkün değildir. Bu durumda; taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi; dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla; emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması; ayrıca dava konusu taşınmazın, imar planındaki konumu, emsallere olan mesafesini de gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların emlak vergisine esas olan metrekare değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle değerinin belirlenmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, geçersiz rapora göre karar verilmesi doğru olmadığı gibi 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 6 ıncı maddesinde değişiklik yapan ve 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 21 nci maddesi ile "kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davalarında mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri bedel tespit davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir. Açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır." hükmünün getirilmiş olduğu gözetildiğinde, harç ve vekâlet ücretinin maktu olarak hüküm altına alınması gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 10.04.2019 tarihli ve 2015/6 Esas 2019/191 Karar sayılı kararı ile asıl dava yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. A. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... Genel Müdürlüğü vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Mahkemece verilen ilk kararda davalılardan ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumetten reddine, ... hakkında açılan davanın ise kabulüne karar verildiği ve bu husus bozmaya konu edilmediği hâlde, davalılardan ... Genel Müdürlüğü lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi ihlal edilerek, ecrimisil talebine ilişkin birleştirilen davalarda hükmedilen bedellerin davalılardan ... Genel Müdürlüğünden tahsiline karar verilmesi hatalı olduğundan ve ecrimisil bedeline her dönem sonu itibarıyla ayrı ayrı faiz yürütülmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 11.11.2022 tarihli 2020/368 Esas, 2022/454 Karar sayılı kararı ile asıl dava yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. A. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davacının asıl dava olan kamulaştırmasız el atma davasını açtığı tarih itibari ile bedeli karşılığında mülkiyet hakkını idareye devretme iradesini ortaya koyduğu için idarenin taşınmaza el atması nedeniyle açılan asıl dava tarihi olan 18.11.2009 tarihine kadar davacı tarafça ecrimisil talep edebileceği bu tarihten sonra talep edemeyeceği gözetilerek birleştirilen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/73 Esas sayılı dosyasındaki ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mülkiyet hakkı devam ettiği sürece ile ecrimisilin talep edilebileceği gözetilmeden ve bozma kararları ile davacı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilmeden davacılar aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davacının asıl dava olan kamulaştırmasız el atma davasını açtığı tarih itibari ile bedeli karşılığında mülkiyet hakkını idareye devretme iradesini ortaya koyduğu için Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 tarihli ve 2008/5-243 Esas, 2008/246 Karar sayılı kararı da gözetildiğinde idarenin taşınmaza el atması nedeniyle açılan asıl dava tarihi olan 18.11.2009 tarihine kadar davacı tarafça ecrimisil talep edebileceği gözetilerek hüküm kurulması yerindedir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl davanın yargılama sırasında yapılan imar uygulaması neticesinde konusuz kaldığı gözetildiğinde dava açıldığı tarihteki haklılık durumu gözetilerek asıl dava bakımından davacı lehine nispi vekâlet ücreti takdiri yerine davalı idare lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi yerinde değildir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının Asıl dava dosyasına ilişkin A harfi ile gösterilen bölümünün vekâlet ücretine ilişkin 3 numaralı bendinin tümü ile çıkartılması, yerine “Kendisini vekille temsil ettiren davacı taraf lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmedilen 115.800,00 TL nispi vekâlet ücretinin davalı ... Başkanlığından alınarak davacı tarafa verilmesine'' cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.