Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12257 E. 2025/5188 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12257
Karar No
2025/5188
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3163 Esas, 2024/1286 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/359 Esas, 2022/143 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, İlk kararı istinaf etmeyen tarafın, aleyhine durum oluşmadıkça temyiz etme hakkı bulunmamakta olup davacı idare vekili ilk karara karşı istinaf talebinde bulunmadığından, temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekili yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2376 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2942 sayılı Kanun gereğince köy muhtarının keşifte çağrılması, bilirkişilerin de keşiften sonra duruşmada hazır bulundurulması gerekirken yargılamada bu usullere uyulmadığını, gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişinin ilçede faaliyet gösteren birisi olmadığını, başka ilçede faaliyet gösteren birinin davaya konu ilçede taşınmaz değerini bilmesinin mümkün olmadığını, objektif değer artışı takdiri yapılmadığını, dava konusu taşınmazın çok verimli arazi sınıfında olduğunu, taşınmazın özelliğine göre verim miktarı belirlemesi yapılarak hesaplama yapılması gerektiği halde, bilirkişilerce daha düşük bedel tespiti yapmak amacıyla düşük verim değerleri üzerinden hesap yapılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişilerin bölgedeki tüm arazilerin verimini orta derece olarak kabul ettiğini, %4,5 kapitalizasyon faizi oranı ile hesaplama yapılmasının taşınmazın değerinin çok altında değer belirlemesine neden olacağından raporu kabul etmediklerini, taşınmazın kamulaştırma bedelinin düşük tespit edildiğini, taşınmazın bulunduğu Marmara Bölgesinin her bakımdan zengin bir bölge olup aynı zamanda ülkenin en büyük pazarı olduğunu, Yargıtay ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin emsal teşkil eden kararlarına göre taşınmazın bulunduğu bölgede bölünmüş kara yoluna yakın bulunan bir taşınmazın dönümünü 150.000 TL-200.000 TL'ye almak bile mümkün değilken dava konusu taşınmaz için tespit edilen değerin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin oluşturduğu bilirkişi heyetinin taraflı olduğunu, yerel mahkemece savunma ve hukuki dinlenilme haklarını ihlal ettiklerini, ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılama harç ve giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza net gelir metoduna göre değer biçilmesinin ve belirlenen bedelin bloke ettirilerek davalıya ödenmesine karar verilmesinin doğru olduğunu, bu hususta davalı vekilinin istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü hususların yerinde görülmediğini, böylece mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B.Temyiz Sebepleri: Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, 2016 yılında yapılan organize sanayi bölgesi kamulaştırılmalarından 8-9 yıl geçmesine rağmen tespit edilen bedelin düşük olduğunu, taşınmazların kamu gücü ile zorla alınıp, özel sektöre devredildiğini üstelik değeri de ödenmediğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2376 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir. 3. Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve taşınmazın gerçek değerine ulaşması için uygulanan objektif değer artış oranı uygundur. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davacı İdare Vekilinin Temyizi Yönünden; Davacı idare vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, B. Davalı Vekilinin Temyizi Yönünden; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12257, K. 2025/5188, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-12257-e-2025-5188-k-85b119b50bdb