Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12139 E. 2025/11344 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12139
Karar No
2025/11344
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/630 Esas, 2024/1733 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Elbistan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/196 Esas, 2023/167 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare vekili ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... köyü ... ada 3 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespitine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ve bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi olduğunu, bilirkişi raporunda ise sulu tarım verileri kullanılıp %20 objektif değer artışı uygulanarak kamulaştırma bedelinin hesapladığını, objektif artışı uygulanmasını gerektirecek unsurlar mevcut olmadığından %20 objektif artışı uygulanmasının hatalı olduğunu, kök bilirkişi raporunda kuru tarım verileri kullanılarak 9,03 TL/m² bedeli ile kamulaştırma bedelinin 323.642,78 TL hesaplandığını, ek bilirkişi raporunda sulu tarım verileri kullanılarak bulunan 21,104 TL/m² üzerinden kamulaştırma bedelinin 756.385,08 TL hesaplanarak bedelin iki kat arttığını, kamulaştırma bedelinde herhangi bir artış olmadığından, dava tarihinden ilk karar tarihi olan 17.07.2018 tarihine kadar kadar yasal faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davalılar ..., ..., ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, Mahkemece herhangi bir araştırma yapılmadan karar verildiğini, bilirkişi raporunda değeri çok düşük olan kuru fasulye üzerinden bedelin hesaplandığını, toprakların çok değerli olduğu dikkate alınarak değerin belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvuruda bulunmuştur. 3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, Mahkemece herhangi bir araştırma yapılmadan karar verildiğini, hükme esas alınan raporda emsal tespiti yapılmadan bilirkişi incelemesi yapıldığını, taşınmazın olumlu özellikleri değerlendirme dışı tutularak taşınmazın değerinin çok düşük hesaplandığını, münavebe ürünlerinde belirtilen masrafların oldukça yüksek hesaplandığını, objektif değer artışının %150-200 civarında olması gerektiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde ikili tarım yapıldığını ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. 4. Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava sonucu hükmedilen bedelin müvekkillerinin taşınmazdan elde ettiği gelirlerin en fazla 1 yıllık bedeli kadarı olduğunu, davanın 2017 yılında açıldığını, şimdiki veriler ile kıyaslandığında kamulaştırma bedelinin çok düşük olduğunu, bilirkişilerce taşınmazın niteliği hatalı olarak kuru vasıfta alınmış olduğu için taşınmaz için uygulanacak kapitalizasyon faiz oranının da hatalı bir şekilde %5 olarak hesaplandığını ileri sürerek ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu, İlçe Tarım Orman Müdürlüğünün verilerinin dosya içerisinde bulunduğu, bilirkişi kurulunca bu verilere göre sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmaza uygun münavebe ile net gelirine göre değer biçilmesinin ve bilirkişi raporunda yazılı özellikleri dikkate alınarak objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olduğu, her ne kadar davalı taraf davaya konu taşınmazın arsa vasfında olduğunu iddia etmiş ise de dosya arasında bulunan tüm bilgi ve belgelerden ve Dairece parsel sorgu programından yapılan incelemede davaya konu taşınmazın arsa vasfında olmadığının tespit edildiği; ancak Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2018/104 Esas,2020/39 Karar sayılı kararı gereğince hükmün kesinleşmesi beklenmeksizin bedelin derhal ödenmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden ve takyidatların bedele yansıtılması gerektiğinden davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu, belediye hizmetlerinden yararlandığını, taşınmazda müvekkilinin 2 katlı evinin olduğunu, evin sökülerek yakın bir noktaya taşındığını, bilirkişilerin bu hususu dikkate almadığını, tarım arazisi olarak kabul edilmesi halinde taşınmazda sulu tarım yapıldığını, objektif değer artışının eksik hesaplandığını, kamulaştırma bedelinin düşük kaldığını ve faiz haddinin de yeter derecede uygulanmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özellikleri ile dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygun görülmüştür. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4.01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken 4 ay sonrası olduğu ifade edilerek sehven dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 3. bendini takip eden (3.) bendinde yer alan “08.11.2017" tarihinin çıkarılması, yerine "09.03.2018" tarihinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı ...'den peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının derdest davalara uygulanacağına dair bizim de iştirak ettiğimiz kabulü nazara alınarak; davalı tarafın açıkça, “yasal faiz”in dışında bir “faiz”in uygulanmasına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir talebi de bulunmadığından, sonucu itibarıyla katıldığım, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen kararın, “Değerlendirme” bölümünün 4 No’lu bendinde yazılı olan ve Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesini derdest hâldeki somut davaya ilişkin değerlendiren ifadeler içeren gerekçesine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 11.09.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12139, K. 2025/11344, T. 11.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-12139-e-2025-11344-k-d6feb99e4197