Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/11036 E. 2025/8865 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/11036
- Karar No
- 2025/8865
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/906 Esas, 2024/1368 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare, davalı ... vd. vekilleri ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1161 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; faize ilişkin kararın hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra henüz yasal düzenleme yapılmadığından kararda faiz hükmüne yer verilmesinin hatalı olduğunu, bedele yasal faiz işletilmesi gerektiğini, dava tarihinde henüz iptal kararı verilmediğini, dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranında faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, emsal ve dava konusu taşınmazlar arasında olumlu/olumsuz tüm özellikler yönünden karşılaştırma yapılmadığını, soyut değerlendirme yapıldığını raporun denetiminin yapılamadığını, takdir edilen bedelin hatalı, bilirkişi raporunun bilimsellikten uzak olduğunu lehlerine vekâlet ücreti verilmesi gerektiğini, faizin dava tarihinden tarihinden itibaren işletilmesine karar verilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; takdir edilen bedelin taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, dava konusu taşınmazın son derece değerli ve şehrin ticari, ekonomik ve kültürel bakımdan üstün merkezlerine çok yakın konumda olduğunu, yapı yaklaşık maliyetlerinin yıl içindeki fiyat değişimlerinin bedele yansıtılmamasının taşınmazın gerçek kamulaştırma bedelinin takdirine engel olduğunu, yapı yaklaşık birim maliyet cetvelinin tüm yıla uygulanması gerektiği yönündeki içtihatın öneminin kalmadığını, aynı yıl güncelleme yapıldığını, maliyet cetveli güncellenerek dava tarihine endekslenen hali ile bedel takdir edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmaz karşılaştırma tablosunda yapılan değerlendirmede emsal taşınmaza daha yüksek puan verildiğini, emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazın aynı ulaşım olanaklarına, aynı imar durumuna sahip olduğunu, puanlamaların gerçek olmadığını ve suni değer farkı yaratıldığını, acele el koyma dosyası olan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/155 Esas, 2021/336 Karar sayılı dosyasında hükmedilen acele el koyma bedeline depo için ihtar tarihinden karar tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda takdir edilen bedelin taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, dava konusu taşınmazın son derece değerli ve şehrin ticari, ekonomik ve kültürel bakımdan üstün merkezlerine çok yakın konumda olduğunu, yapı yaklaşık maliyetlerinin yıl içindeki fiyat değişimlerinin bedele yansıtılmamasının taşınmazın gerçek kamulaştırma bedelinin takdirine engel olduğunu, yapı yaklaşık birim maliyet cetvelinin tüm yıla uygulanması gerektiği yönündeki içtihatın öneminin kalmadığını, aynı yıl güncelleme yapıldığını, maliyet cetveli güncellenerek dava tarihine endekslenen hali ile bedel takdir edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmaz karşılaştırma tablosunda yapılan değerlendirmede emsal taşınmaza daha yüksek puan verildiğini, emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazın aynı ulaşım olanaklarına, aynı imar durumuna sahip olduğunu, puanlamaların gerçek olmadığını ve suni değer farkı yaratıldığını, acele el koyma dosyası olan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/155 Esas, 2021/336 Karar sayılı dosyasında hükmedilen acele el koyma bedeline depo için ihtar tarihinden karar tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 4.Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, taşınmazın şerhin ticari sosyal ve kültürel merkezlerine yakın, Atatürk alanına ve meydana yürüme mesafesinde ulaşım problemi olmamasının değerini olumlu yönde artırdığını, belirlenen bedelin gerçek değeri yansıtmadığını, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/155 Esas, 2021/336 Karar sayılı dosyasında hükmedilen acele el koyma bedeline yasal sürede depo edilmediğinden faiz işletilmesi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 5.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaza takdir edilen bedelin çok düşük olduğunu, dava konusu taşınmazın imar uygulaması gördüğünü ve imar parseli gibi değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın son derece değerli ve şehrin ticari, ekonomik ve kültürel bakımdan üstün merkezlerine çok yakın konumda olduğunu, takdir edilen bedelin gerçek değeri yansıtmadığını, yapılan itirazların değerlendirilmediğini, hükme esas alınan raporun denetimden uzak olduğunu ve objektif kriterler içermediğini, alınan emsalin uygun emsal olmadığını, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın bilirkişilerce yapılan kıyaslamasının gerçeği yansıtmadığını, emsalin uygun emsal olmadığını, dava konusu taşınmaz emsal taşınmazdan daha değerli olduğunu, bina için tespit edilen bedelin de düşük olduğunu, yıpranma pay oranlarının %25 gibi fahiş olarak tespit edildiğini, yapıda eksik imalat bulunmadığını, yapı maliyetlerinin ve taşınmaz değerlerinin günümüz koşullarında hızlıca artması nedeniyle güncellenmesi gerektiğini, yapı yaklaşık maliyetlerinin yıl içindeki fiyat değişimlerinin bedele yansıtılmamasının taşınmazın gerçek kamulaştırma bedelinin takdirine engel olduğunu, güncel ekonomik durumun kötü olması ve gayrimenkul fiyatlarının yüksek enflasyon nedeniyle fahiş miktarda artmasının mağduriyete sebebiyet verdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6.Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın nitelikli ticari alan sanayi sitesi ve iş merkezine yakın mesafede düz zemine sahip imar durumu inşaata elverişli yapıda olduğunu takdir edilen 22.301,80 TL metrekare bedelinin hukuka uygun olmadığını, yapı yaklaşık birim maliyet cetvelinin tüm yıla uygulanması gerektiği yönündeki içtihatın öneminin kalmadığını, aynı yıl güncelleme yapıldığını, maliyet cetveli güncellenerek dava tarihine endekslenen hali ile bedel takdir edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda takdir edilen bedelin emsal taşınmaz ile karşılaştırıldığında gerçek değerini yansıtmadığını, dava konusu taşınmazın son derece değerli ve şehrin ticari, ekonomik ve kültürel bakımdan üstün merkezlerine çok yakın konumda olduğunu, acele el koyma dosyası olan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/155 Esas, 2021/336 Karar sayılı dosyasında hükmedilen acele el koyma bedeline karar tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine 2942 sayıl Kanun'un 11 inci maddenin birinci fıkrasının (g) bendi gereğince emsal taşınmaz alınarak ve emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapılara ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 333 üncü ve Gider Avansı Tarifesi'nin 5 inci maddesi gereğince kendiliğinden yatırana iadesi gerektiği hâlde, Mahkemece talep halinde yatırana iadesine karar verilmesi doğru olmadığı ve 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verildiği, kamulaştırma bedelinin belirlenmesine ilişkin yerel mahkeme tarafından verilen hüküm henüz kesinleşmediğinden ve kanun koyucu tarafından bu konuda bir yasal düzenleme yapılmadığından, mülkiyet hakkı ihlaline sebebiyet vermemek adına belirlenen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasa'nın kamulaştırma işlemlerini düzenleyen 46 ncı maddesinde belirtildiği şekilde, kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare, davalılar ... vd. vekilleri ve davalı ... tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca aynı kamulaştırma kapsamında aynı yer 1343 ada 84 parsel sayılı taşınmaza ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/262 Esas sayılı dosyasında 18.05.2023 değerlendirme tarihi itibarıyla 26.800,00 TL/m² birim bedeli taktir edildiğini, dava konusu taşınmazın bedelinin düşük olduğunu, davacı idare vekilinin faize ilişkin itirazlarının dayanağının bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatı esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere,uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı ... vd. vekili ile davalı ...'ın tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Ne var ki dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ... vd. vekili ve davalı ...'ın tüm temyiz itirazlarının reddine, davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; (3) numaralı bendinde yer alan " 24/04/2023 dava tarihinden 29/02/2024 karar tarihine kadar işleyecek faizin (kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz)" ibaresinin çıkartılması, yerine "dava tarihinden dört ay sonrası olan 25.08.2023 tarihinden karar tarihi 29.02.2024 tarihine kadar işleyecek yasal faiziyle" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı ... vd. ve davalı ...'dan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar ... vd. vekillerinin 05.08.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; "Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı uyarınca, temyize konu kararda İlk Derece Mahkemesince uygulanan ve Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülen faize ilişkin hükmün doğru olduğu ve davacı idare vekilinin bu hususa ilişkin temyiz itirazının reddi istemine" ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada temyiz eden davalılar yönünden Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun sair yönleriyle katıldığımız "Düzeltilerek Onama Kararı"na, faizle ilgili 4 No.lu bendinde yazılı olan ve Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesini derdest haldeki somut olaya ilişkin değerlendiren ifadeler ve gerekçeler içeren "Değerlendirme görüşüne" katılmıyoruz. 16.06.2025