Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8324 E. 2023/11657 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8324
- Karar No
- 2023/11657
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/ 881 Değişik İş-2021/879 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü/ Davalı itirazının reddine/ Davacı itirazının kabulüne Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davacı vekili ve davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacı itirazının kabulüne, davalı itirazının reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Dava dilekçesinde; müvekkilinin sürücülüğünü yaptığı araca davalıya trafik sigortalı aracın çarpması neticesinde davacının yaralanarak malul kaldığını, davalının 53.241,88 TL ödeme yaptığını ancak yeterli olmadığını, belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 4.900,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatını kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan talep etmiştir. Davacı talebini 13.09.2021 tarihinde 58.436,09 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Cevap dilekçesinde; arabuluculuk yoluna başvuru yapılmadan tahkime başvuru yapıldığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, söz konusu olayda kaza tarihi de dikkate alınarak Genel Şartlara göre hesaplama yapılması gerektiğini, kaza nedeni ile davacıya 06.10.2020 tarihinde 53.241,88 TL ödeme yapıldığını, ibraname imzalandığını, maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun tanzim edilmediğini, rapora itiraz ettiklerini, kusur durumunun netleştirilmesini talep ettiklerini, davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan ödemelerin araştırılması gerektiğini, başvuranın koruyucu tertibat kullanmadığını ve müterafık kusuru bulunduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, kaza tarihinden itibaren faiz isteminin haksız olduğunu, vekalet ücretinin her iki taraf için de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde (AAÜT) yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekalet ücretinin beşte biri oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maluliyet raporunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenen oranın esas alınması gerektiği, dosyanın aktüer bilirkişiye tevdi edildiği, yapılan ödemenin mahsubu ile 58.436,09 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı ve davacı tarafından taleplerin ıslah edildiği, davacının kamu görevlisi olması sebebi ile geçici iş göremezlik tazminatının tahakkuk etmeyeceği gerekçesi ile davanın kabulü ile 58.436,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 02.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri 1.Davacı vekili; vekalet ücretinin beşte bir oranında hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile karara itiraz etmiştir. 2.Davalı vekili hesaplamanın Genel Şartlara göre yapılması gerektiği, %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması, maluliyet raporunu kabul etmedikleri, kusurun tespitini talep ettikleri gerekçeleri ile karara itiraz etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E., 2020/40 K. sayılı kararı ile Genel Şartlarda hesaplama bakımından %1,8 teknik faizin uygulanması imkanı kalmadığını bu nedenle %1,8 faiz uygulanmadan progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasında usule aykırılık olmadığı, dosyada bulunan Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 10.02.2021 tarihli raporda davacının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarıca %3 oranında olduğu, kaza tarihine göre uygulanması gereken yönetmeliğe göre rapor alındığı, davalıya sigortalı araç sürücünün tam kusurlu olduğu, davacı lehine nispi ve tam vekalet ücreti verilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı ... itirazının reddine, davacı itirazının kabulü ile başvuran lehine 8.396,68 TL vekalet ücreti hükmedilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlere ek olarak davacı lehine vekalet ücretinin hatalı tanzim edildiği gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık;davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 23.11.2019 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369,370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 ve 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; maluliyet raporunun kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine göre tanzim edilmiş olmasına, tazminat hesaplamanın usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Somut olayda, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağının dosya içerisinde bulunduğu, söz konusu tutanağa göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b maddesine aykırı davranması nedeni ile kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kusur konusunda bilirkişi raporu alınmaksızın davalıya sigortalı sürücünün tam kusurlu olduğu kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin varsa savcılık soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli fen heyetinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 3.Sürekli iş gücü kaybı tazminatının belirlenmesinde, davacının son gelir durumu ile birlikte muhtemel yaşam süresinin ve bu sürenin ne kadarında aktif çalışma hayatının devam edeceği, ne kadarında pasif dönemde bulunacağının tespiti önem arzetmektedir. Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu; sürekli işgücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği Dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır. Özel yasaları gereği çalışma süreleri ayrık olarak düzenlenenler dışında kalan kişiler yönünden, aktif- pasif devre ayrımı anılan şekilde yapılmakla birlikte; asker, polis gibi özel yasaları ile çalışma süreleri farklı belirlenen kişiler için sürelerin bu yasalardaki düzenlemelere göre belirlenmesi gerekmektedir. Somut olayda; davacı polis olup kazadaki yaralanması sonucu iş gücü kaybına uğramıştır. Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından hükme esas alınan aktüer raporunda, davacının 60 yaşına kadar çalışacağı ve aktif devresinin devam edeceği; 60 yaşı ile muhtemel bakiye ömür süresi sonu arasındaki dönem için de pasif devrede olacağı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Oysa, yukarıda açıklandığı üzere, kendi özel yasaları gereği daha erken emekli olma (aktif devresi sona erme) imkanı bulunan meslek gruplarından birinde yer alan davacı için, herhangi bir araştırma yapılmadan, 60 yaş sonunun aktif devre sonu olarak kabulü mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle; polis memuru olan ve 60 yaşından önce emekli olma ihtimali bulunan davacının çalıştığı kuruma ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne yazı yazılarak, davacının yaşı ile mesleki kıdemine göre muhtemel emeklilik yaşının kaç olduğunun sorulması; yazı cevabının gelmesinden sonra, bildirilen muhtemel emeklilik yaşı da dikkate alınarak, bildirilen yaşa kadar aktif devre ve bu yaş ile muhtemel ömür sonu arası süre için Asgari Geçim İndirimi dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden pasif devre hesabının yapılması için ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek) karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 4. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un “Nakdi tazminat ve aylığın etkisi” başlıklı 6 ncı maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır. Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar göz önünde tutulur.” hükmü bulunmaktadır. Dosyanın incelenmesinde, davacının kaza tarihinde polis memuru olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince uyuşmazlık konusu kaza nedeniyle davacıya 2330 sayılı Kanun kapsamında nakdi tazminat ödenip ödenmediği hususunda araştırma yapılması gerekirken bu araştırma yapılmadan hüküm kurulması hatalıdır. Şu durumda; 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun gereğince davacıya ödemede bulunulup bulunulmadığı ve ödeme yapılmışsa ödenen bedelin neye ilişkin olduğu (maddi-manevi tazminat miktarlarının ayrı ayrı belirtilmesi) hususları araştırılarak bu ödemenin zarar verene rücu olanağı bulunduğundan tazminat miktarından düşülmesi gerekir. İtiraz Hakem Heyetince bu konuda araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle de bozulması gerekmiştir. 5. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine 01.11.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.