Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10299 E. 2025/8591 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10299
- Karar No
- 2025/8591
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/180 Esas, 2020/35 Karar DAVA TARİHİ : 04.08.2015 KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılarak enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığının tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kesin olarak karar verilmiştir.
Davalı idare vekilinin 21.02.2020 tarihli tavzih talebinde " Bilirkişilerce hükme esas raporda 27.957,67 TL tazminat bedeli tespit edildiği, Mahkemece dava dilekçesindeki talep miktarı olan 500,00 TL tazminat bedeline hükmedildiği, oysaki kısmi dava şeklinde açılmış olan söz konusu davada alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırının dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirleneceğinden bu nedenle verilen kararın kesin olmaması gerektiğini ileri sürerek kararın tavzihini talep etmiştir.
Mahkemenin 17.03.2020 tarihli ek kararı ile davalı idare vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
Ek karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Bir davada alacağın bir kısımının dava edilmesi durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamı 27.957,67 TL olduğundan tavzih talebinin reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi 22.07.2020 tarihli 7251 sayılı Kanun'un 18 nci maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 177 nci maddesine eklenen ikinci fıkrasında “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” şeklinde yapılan düzenleme dikkate alındığında ıslah yönünden bir usulsüzlük bulunmadığından temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda tavzih dilekçesinin reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 17.03.2020 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Van ili, ... ilçesi, .... Köyü, 1 03... parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın pilon dikilmek ve enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle fiilen el atıldığını belirterek pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığının davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava şartının gerçekleşmediğini ve davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini talep ettiği, dava konusu taşınmaza haksız ve kötü niyetli bir müdahalelerinin söz konusu olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.10.2015 tarihli ve 2015/138 Esas, 2015/177 Karar sayılı kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 14.10.2015 tarihli ve 2015/138 Esas, 2015/177 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) geçici 6 ncı maddesinde değişiklik yapan ve 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun’un 21 inci maddesi gereğince; Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. 59 99... sayılı Kanunlarda düzenlenen ve 2942 sayılı Kanun’na eklenen geçici 6 ncı madde bir tasfiye yasası olup, 09.10.1956 – 04.11.1983 tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlarla ilgili olarak açılacak davalarda uygulanacak usul ve esaslara ilişkin hükümlere yönelik olup, daha sonraki uyuşmazlıklara uygulanmaması gerektiği ve davacı vekilinin dava dilekçesinde taşınmaza 2003 yılında el atıldığını ileri sürmüş olup, dosyada bulunan delil ve belgelere göre, dava konusu taşınmaza hangi tarihte el atıldığı kesin olarak anlaşılamaması nedeniyle bu durumda; dava konusu taşınmaza; hangi tarihte el atıldığı ve sorumlu idare; taraflardan delilleri sorulmak ve gerekli görüldüğü takdirde tanık da dinlenmek suretiyle tespit edilerek, el atma tarihinin 04.11.1983 tarihinden sonra olduğunun belirlenmesi halinde işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 20.03.2018 tarihli ve 2016/235 Esas, 2018/269 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 15.253,33 TL'nin, 500,00 TL'sine dava tarihi olan 04.08.2015 tarihinden, kalan 14.753,33 TL'sine ıslah tarihi olan 07.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Müdürlüğünden tahsili ile davacıya ödenmesine, 140,47 m²lik pilon ve 9722,75 m²lik irtifak hakkı tesisine ve bu şekilde tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin 20.03.2018 tarihli ve 2016/235 Esas, 2018/269 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmaza değerlendirme tarihi 2015 yılı olmasına rağmen 2016 yılı resmi verileri esas alınmak suretiyle hesap yapan rapora göre karar verilmesi ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda münavebeye esas alınan ürünlerden yoncanın net gelirinin hesabı yapılırken masraf düşülmemesi sonucu fazla bedele hükmedilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 17.02.2020 tarihli ve 2019/180 Esas, 2020/35 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 9.722,75 m² alan için irtifak bedeli 26.849,37 TL ve pilon alanı için kamulaştırma bedeli 1.108,30 TL olmak üzere dosyada bozma sonrası ıslah dilekçesi kabul edilmediği anlaşıldığından dava dilekçesindeki talep miktarı olan 500 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ... Genel Müdürlüğünden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, 140,47 m²lik pilon ve 9722,75 m²lik irtifak hakkı tesisine ve bu şekilde tapuya kayıt ve tesciline, ... Genel Müdürlüğü yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin 17.02.2020 tarihli ve 2019/180 Esas, 2020/35 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna rağmen mahkemece resen yapılan hesaplamada enerji nakil hattının taşınmazın tam ortasından geçmemesi nedeniyle değer düşüklüğünü %20'ye , %30 uygulanan objektif değer artış oranının ise %20'ye düşürülmesi ile tespit edilen bedelin çok düştüğünü bununla birlikte davalılardan ... Genel Müdürlüğü lehine daha önce hükmedilen 2.180,00 TL vekâlet ücreti Yargıtay incelemesinden geçip lehe veya aleyhe bir bozma olmadığından, taraflar açısından söz konusu vekalet ücreti usuli müktesep hak niteliğini taşımışken, yerel mahkeme daha sonraki kararında ... Genel Müdürlüğü lehine usuli müktesep hakka aykırı olarak 3.400,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin 31.01.2020 tarihli kararında; "davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların yokluğunda, miktar yönünden kesin olmak üzere," şeklinde karar verdiğinin, kısmi dava şeklinde açılmış olan söz konusu davada bilirkişilerce belirlenen kamulaştırma bedelleri istinaf sınırını aştığını bu nedenle de verilen kararın kesin olmaması gerektiğini, dava konusu taşınmazlara ait uzlaşmaya yönelik bir talebinin bulunmamasından dolayı kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılan davanın, dava şartı yokluğu yönünden reddi gerektiğini, üretim masraflarına %25 döner sermaye faizi ile %3 genel idare gideri ilave edilmesi gerekirken hiç hesaba katılmadığını, bu husus da taşınmazın değerini yüksek çıkartmak için yapıldığını, %35 oranlarındaki değer düşüklüğü tespiti çok yüksek olup değer düşüklüğü oranının %7 olması gerektiğini, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde haklılık oranlarına göre vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yerel mahkemece Kurumumuz lehine herhangi bir vekâlet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılarak enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı karşılığının idareden tahsili istemine ilişkindir.
2.Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kanun'un 18 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanun’un 177 nci maddesine eklenen ikinci fıkrası ile "Yargıtay’ın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz" hükmü getirilmiş olduğu gözetildiğinde bozmadan sonra alınan bilirkişi raporuna göre ıslah kapsamında davacı paylarının karşılığını artırabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması gerekirken bozma sonrası ıslah yapılamayacağından bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.